Amerika’da 4000’in üzerinde yüksek eğitim kurumu bulunmakla birlikte bunlardan sadece 100 kadarı uluslarası üne sahiptir ve yabancı öğrenciler başvuru sırasında bu sınırlı kategoriyi göz önünde bulundurur. Her yıl yaklaşık iki milyon yabancı öğrencinin Amerika’daki okullara başvurduğu göz önüne alınırsa, büyük bir rekabetin söz konusu olduğu kaçınılmaz. Ancak bu rekabet, tanınmıs okullar için daha da fazladır. Bunun yanı sıra ismi çok duyulmamış ancak yine iyi eğitim veren bir çok yüksek öğrenim kurumu yabancı öğrencileri cezbedebilmek için çeşitli avantajlar sağlamaktadır.
Amerika’da Türkiye’nin aksine sadece somut şekildeki sınav sonuçlarına bakılmaz. Yüksek öğretim kurumlarının sayısının çok fazla olması nedeni ile okullar arasında da rekabet vardır ve eğitimin yanı sıra öğrencilerin liderlik ruhuna sahip olması ve sosyal konularda da etkin olmaları tercih edilir. Okulların “başvuru” (“kabul” değil) kriteri olarak bir yıl önceki kabul istatistiklerine dayanarak belirttikleri GPA, GRE, GMAT ve TOEFL gibi somut kriterler, başvuran öğrencileri sıralamak için kullanılmaktadır.
Başvurular tamamlandıktan sonra bu sıralamaya göre okulun (ve bölümlerin) kontenjanları doğrultusunda başvurular, okula kabul ve burs kararı için bölümlere gönderilir. Yüksek sınav sonuçları ve not ortalaması “genelde” kabul edilmeyi garanti eder. Ancak bu sıralamada aşağı doğru inildikçe, sınav sonuçlarına göre yapılan gruplarda yığılmalar başlar doğal olarak. Kontenjanın dolma sınırına yaklaşıldığında, öğrencilerin diğer akademik ve sosyal alanlarda aktivite ve başarıları kabulde önemli rol oynamaya başlar. Aynı kategoride olup (mesela CBT TOEFL sonucu 290-295 ve GPA’yi 3.00-3.10 olan grup) başvuranlar arasından seçilecek öğrencilerin diğer aktivitelerine önem verilir. Aynı kategoride olup üniversite sınavında dereceye giren, bölümden derece ile mezun olan, mezuniyet projesi ile ödül kazanan, öğretim görevlilerinin projelerinde çalışmış olanlar, staj/iş tecrübesi olanlar (özellikle MBA için), hatta bazen belli spor dallarında başarılı olanlar bile diğer başvuranlara göre öncelik kazanabilirler. Bu tip başarıların belirtildiği yer ise “Statement of Purpose (SOP)”, diğer deyişle “Letter of Intent”dir. Öğrencilerin genelde önemsiz bulduğu ve SOP’de belirtmeyi ihmal ettiği konular kabul şansını düşürebilir. Önemsiz gibi de görünse iyi bir firma ve/veya konuda yapılan staj, yazın çalışılan part-time iş gibi konular mutlaka çok detaya girmeden kısaca belirtilmelidir.
Yukarıdaki konular göz önüne alındığında, özellikle TOEFL/GRE/GMAT gibi temel kriter sıralamasında aşağı doğru inildikçe, kabul işlemi aslında göreceli ve kompleks bir matematik formülüne dönüşür. Aynı GRE sonucuna sahip bir öğrenci kabul alıp diğeri reddedilirken, düşük TOEFL sonuçlu bir öğrenci de okula kabul edilebilir. Bir önceki yıl 280 CBT TOEFL sonucu ile kabul edilenler varken, bir sonraki yıl 290 ile red cevabı alabilirler çünkü başvuranların TOEFL ortalaması bir önceki yıl 275 iken belli branşların popülerite kazanması nedeni ile 295’e çıkmış olabilir. Yine benzer şekilde aynı kategoride olan öğrenciler arasından mezuniyet projesi belli bir konuda olan öğrenci, başvurulan bölümdeki araştırma projelerinin o konuda yoğunlukta olması nedeni ile kabul edilip, hatta burs için tercih edilebilir.
Başvuruların değerlendirilmesinde diğer önemli bir nokta da GPA’de yatar. Genel mezuniyet not ortalamasının dışında son iki yılın not ortalaması ayrıca göz önüne alınır çünkü, örneğin mühendislik dalında üniversitenin ilk iki yılı matematik, kimya ve fizik gibi temel konular iken, son iki yıl branş ile ilgili dersler alınır. Genel mezuniyet not ortalaması 3.00 olan iki öğrenciyi ele alalım. Birisinin ilk iki yıl ortalaması 2.20, son iki yıl ortalaması da 3.80, diğer öğrencinin ise sırasi ile 3.80 ve 2.20 (tüm diğer kriterlerin aynı olduğunu kabul ediyoruz). Bu iki öğrenci arasında bir tercih yapılacak olursa kabul alan öğrencinin ilk öğrenci olması olasılığı oldukça fazladır.
Sonuç olarak bu uzun ve kompleks başvuru işlemlerine vakitli başlamak, TOEFL ve GRE gibi sınavlara bol örnek test çözerek iyi hazırlanmak, başvurulacak okulları iyi bir araştırma ile belirleyip, özenle iyi bir SOP hazırlamak gerekmektedir. Bütün bunlar kabul alınacağını garantilememekle birlikte öğrencilerin rakiplerini bilinçli bir şekilde geride bırakmasını sağlayarak kabul alma şansını önemli derecede arttırmaktadır.