Umutla iş ararken birçok resume yolladıktan sonra sıra sabırlı bekleyişe geliyor. Ancak gönderdiğiniz öz geçmişleri de takip etmeniz çok faydalı olacaktır. Kendinize küçük bir defter alın veya bir Excel tablosu yapın ve nerelere, hangi tarihte nerede yayınlanan hangi ilana, hangi tarihte baş vurduğunuzu mutlaka not edin. Eğer çok istediğiniz bir şirket varsa, öz geçmiş yolladıktan bir veya iki hafta sonra telefon ile arayabilirsiniz. Ancak bunu eleman ihtiyacından dolayı verilen bir pozisyon için yapmanızın normal karşılanır. Belli bir pozisyon olmaksızın genel anlamda resume yolladığınız şirketleri arayıp da sorulacak durum söz konusu pek olmaz. Arayıp, mümkün ise iş görüşmesini yapacak kişi ile veya insan kaynaklarından sorumlu bir kişi ile konuşun. Eğer bu kişilere ulaşamazsanız sekretere de ilgili kişilere iletilmek üzere not bırakabilirsiniz. Böyle bir arama söz konusu olduğunda falanca ilan için öz geçmiş yolladığınızı ve o pozisyonun henüz dolup dolmadığınız sorabilirsiniz. Her iki ihtimalde de bu, sizin avantajınıza olur. Pozisyon dolmadıysa ilgilendiğinizi gösterir, dolduysa da boşu boşuna o şirketten cevap bekleme heyecanından (stresinden) kurtulursunuz.
Şirketler genelde sizin programınıza uymaya çalışır – eğer bu iş için özel bir iki gün ayırmadılarsa. Genelde, eğer açık olan pozisyona uygun aday varsa, küçük ve orta büyüklükteki şirketlerin tercihi önce yakın çevredekilerle görüşmektir. Uygun aday bulunamadığı taktirde diğer eyalatlerden başvuran adaylarla temasa geçilir. Bu gibi durumlarda birçok firma ilk önce bir telefon görüşmesi yapmayı tercih eder ve genelde sizinle belli bir randevu ayarlarlar… Telefon görüşmesi için bile… Bu da size hazırlanma zamanı vermek içindir. Görüşmeye gitmek için seyahat etmeniz gerekiyorsa %99 yolculuk masraflarınız şirket tarafından ödenir (bu nedenle önce yakın çevredeki adaylar tercih edilir).
İş görüşmesi ister telefonla olsun ister ofise gidilerek olsun, mutlaka şirket hakkında araştırma yapın. Şirketin temel çalışma alanını, işlevlerini ve hatta açık pozisyon ve sizin, varsa daha çok ilgilendiğiniz pozisyonlarının sorumluluklarını araştırın. Edindiğiniz bilgiler ışığında sizin şirkette ne gibi işlevlerde çok faydalı olabileceğinizi düşünün. Bunları önceden düşünmekte fayda var çünkü ingilizce ana diliniz olmadığı için çok basit ama can alıcı kelimeleri bilmeyebilirsiniz veya o anda aklınıza gelmeyebilir… Çok telaşlanmadan kendi kendinize provalar yapın.
Şirket konusunda olmasa bile şirketin veya sizin basvurdugunuz bölümün başındaki yönetici hakkında da Facebook ve LinkedIn gibi sosyal ve kariyer network sitelerinde de araştırma yapmanızda fayda var. Ummadığınız bir şekilde bu kişileri tanıyan ortak birini bulup, o kişiden bazı bilgiler almanız faydalı olacaktır. İlle de ortak bir tanıdık olması şart değil, o kişilerin geçmişlerini ve ilgi alanlarını az da olsa bilmek bile size iş görüşmesi sırasında avantaj sağlayacak fırsatlar yaratabilir. Bugün bir çok yerde işverenlerin bile işe alacakları kişileri bu web sitelerinde kısaca araştırdıklarına dair yazılara oldukça sık rastlanmaktadır.
İş görüşmesine giderken yanınızda, yaptığınız bir projeyi götürmeniz çok faydalı olacaktır. Okulda veya daha önceki iş yerinde yapmış olduğunuz bir proje, hazırlamış olduğunuz bir döküman işe alınmanızdaki en büyük etken olabilir. Yalnız bu dökümanların rakip bir firma ile ilgili CBI – Confidential Business Information bulundurmamasına dikkat edin, bütün şansınızı kaybedebilirsiniz. Hatta elde ettiğiniz bir başarı nedeni ile okuldan veya çalıştığınız şirketten teşekkür mektubu bile olabilir.
İş görüşmesine giderken mutlaka yolda olabilecek aksilikleri de gözönünde bulundurarak yola çıkın ve mutlaka 15-20 dakika erken gidin. Unutmayın, “Amerika’da vakit nakittir ve randevularınıza erken gidin ama kesinlikle geç gitmeyin, kimsenin vaktini ve parasını harcamaya hakkınız yok. Diğer kültürlerle Amerikan kültürü arasındaki temel farklardan birisi bu randevulara gösterilen hassasiyettir.
Görüşme sırasında, söylemek kolay tabii, sakin olmaya çalışın… Herşeyden önce o işi hakettiğinize kendinizi inandırmış olmanız lazım ki bu düşüncelerinizi karşınızdakine aktarabilesiniz. Sorulara mümkün olduğunca kısa ve öz cevap verin, birşeyler bildiğinizi göstermek veya bilmediğiniz noktaları kapatmak için lafı uzatmayın. Bilmediklerinizi uygun bir dille belirtin çünkü bildiğinizi söylerseniz ve bilmediğinizi onlar anlarsa, o saniye şansınızı kaybedebilirsiniz. Bu tip noktaları yakalamak çok zor degildir. Konuşurken şirketin size neler verebileceğinden ziyade sizin onlara neler verebileceğinizden bahsedin. Sizin şirketten alabileceğiniz şeyleri iş teklifi geldiğinde uzun uzun tartışabilirsiniz. Unutmayın ilk amaç onları sizin onlara verebileceklerinize ikna etmek.
İş görüşmesinden çıkarken size görüşme şansı tanıdıkları için teşekkür edin ve onlarla çalışmaktan gurur duyacağınızı söyleyin. Görüşmeden sonra bunları belirten bir teşekkür mektubu yazıp yollayın görüştüğünüz kişilere. Bu, sizin gerçekten ilgilendiğinizin bir göstergesidir.