Ekonomik krizlerin sonuçları kolay anlaşılır değildir. Bizi üzerinde düşünmeye iten etkilerinden birisi de eğitim üzerine. Dünya’nın pekçok ülkesinde olduğu gibi Türkiye’de de özellikle 1990 sonrasında yüksek lisans programlarına ilgi ekonomik krizlerle birlikte katlandı. Kendilerini iş dünyasının haşin sularında ve ülkedeki genel makro-ekonomik göstergelerin belirsizliğinde hayata hazır hissetmeyen genç kitleler mastır ve doktora programlarına bulundukları alanda veya keskin rekabette daha popüler olduğunu düşündükleri bölümlere geçerek akın etmeye başladılar.
Gerek yurtdışı yüksek lisans programlarının ülke içindeki prestijini düşünerek, gerekse Türkiye’deki yüksek lisans programlarının eksikliklerini göz önüne alarak Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Üniversitelerine başvurular hızla arttı. Gençler kendilerini hayata hazırlamak adına biraz zaman kazanırken, üretken hayata geçişler gittikçe ertelendi. Mastır yaparak kazanılan bilgi ve birikimin getirisi haliyle fazla olacaktı. Ancak Türkiye’li pek çok genç için hesaplar gerçeklerle bir türlü uyuşmadı ve daha uzunca bir sürede elinde mastır ve hatta doktora diploması ile aradığı kariyer yaşsantısı ve maddi imkanları bulmaya çalışan genç nüfusa hızla yenileri eklenecek.
Bu durumu biraz irdelersek altından farklı katmanlarda olayın farklı yüzleri çıkacaktır. Belkide en önemlisi Türkiye’nin elinde çeşit çeşit yüksek lisans diplomaları ile yurtdışından ülke’ye dönen gençlerin çoğuna aradıkları imkanları sunacak, genç nüfus ile paralel artan bir istihdam kapasitesinin olmaması. Her ekonomik kriz tamiri çok zor sosyo-ekonomik yaralar açarken, devletin bu yaraları temizleme ve sarma isteği ve gücü neo-liberal politikalar ile bağlantılı olarak gittikçe azalıyor. Bu durumun en kabarık faturasını genç nesil ödemek zorunda bırakılıyor. Sonuç olarak üniversiteli işsizler grubuna, kendilerini mastır ve doktora yaparak gelistirmeye calışan ancak ülkede aranılan işler bulunamayınca Amerika’da tutunmaya çalışan (hatta bir kısmı sürünen) kafası karışık yeni nesiller ekleniyor.
Tabi bir de yurtdışında eğitim alacağım diye harcanılan inanılmaz paralar var ki yalnızca üst sınıf aileler degil, orta sınıf da çocuklarının geleceğini düşünerek ABD’deki yüksek lisans programlarına çok onemli miktarda geri dönüşü belirsiz yatırımlar yapıyor. Bu yatırımlar nereye gidiyor, tabiki Amerikan üniversitelerine ve Amerikan devletine gidiyor. Birde aracılar var; hem Türkiye’de hem ABD’de yurt dışında binbir umutla mastır yapacak üniversite arayan binlerce öğrenciden yararlanmayı iş edinmiş aracı şirketler bunlar. Umut ve arzumuz, şu an için yurt dışına akan genç beyinleri ve kaynakları Türkiye içinde tutmak, yurt içindeki yüksek eğitim kurumlarının ve devletin birlikte çalışarak gençlerimizin beyinlerini ve ailelerinin kaynaklarını yurt içinde tutmayı hedefleyerek çalışmaları. Bu arada üniversiteden mezun olan Türkiye gençliğinin ABD veya Avrupa’daki para kapanı mastır programları yerine, Türkiye içindeki yüksek lisans programlarını düşünüp tercih etmeleri.
Peki hiç kimse mi ABD’ye gidip eğitim almasın? Bunu söylemek tabiki imkansiz. Dünyanın en iyi üniversitelerinin çoğu ve en geniş araştırma kaynakları hala ne yazık ki bizim ülkemizde değil Amerika Birleşik Devletlerinde. Bu üniversiteler ve kaynaklarının bir kısmı yurt dışından gelecek parlak ve umut vaad eden yabancılara açık. ABD bu yabancıları beyin gücü olarak kullanıyor, onlarda ABD’nin imkanlarını ve kaynaklarını. Bu durum bir taraf adil (ABD) diğer tarafta (bizim gibi yabancılar) akıllı olursa cok da kötü görülmüyor.
Bu konuyu gelecek haftalarda derinlemesine inceleyeceğiz. Kısaca özetlemek gerkirse; ABD’de yüksek lisans yapmayı düşünen gençlerimizi bu işi çok ayrıntılı düşünmeye davet etmek istiyorum. Onlara ABD’ye gelmeden önce yurtiçindeki iş ve yüksek lisans imkanlarını ayrıntılı araştırmalarını ve vasat Amerikan Üniversiteleri yerine yerli üniversiteleri tercih etmelerini tavsiye ediyorum. Yüksek lisans öğrenimleri boyunca da ülke içinde verimli olabilecekleri işlerde çalışmaya devam etmeleri onlara diploma yanında iş tecrübesi de kazandıracaktır; hem de emekleri bizim ülke ekonomimiz içinde değerlenmiş olacak. ABD’de bir kasaba üniversitesinde mastır yaparken, benzin istasyonunda kaçak pompacı olarak çalışmaktan çok daha iyi diye düşünüyorum. ABD’yi eğer gerçekten beyin güçlerinin ve yeteneklerinin karşılığını alabileceklerinden ve kendileri için adil olmayan bir sistem içinde kullanılmayacaklarından emin oldukları takdirde düşünmelerini tavsiye ediyorum.
Dünyada gelişmiş ülkelerin, ABD ve Avrupa ülkeleri gibi, en çok ihtiyaç duyduklari şey emin olunki bizimki gibi gelişmekte olan ülkelerden akın eden genç insanlar ve bu insanların yanlarında getirdikleri para ve beyin gücü. Sizler bizler olmadan bu ülkelerin ekonomik ve politik güçlerini devam ettirebilmeleri mümkün değil. Bu nedenle, ne kadar önemli olduğunuzu unutmayın. Sadece ve sadece karşılığını en iyi şekilde alacağınızdan emin olduğunuz durumda ABD üniversitelerini tercih edin. Aksi takdirde bizim ükemizde de özellikle son yıllarda yüksek lisans programlarına oldukça fazla kurumsal ilgi ve yatırım var, yurtiçi yüksek lisans programlarını araştırmanızı ve Amerika’da ‘in the middle of nowhere’ denilen kasaba üniversitelerine veya sadece büyük şehirlerde olduğu için tercih edilen vasat Amerikan üniversitelerine tercih etmenizi tavsiye ediyorum.
Dr. Deniz Gökalp
aman amerikaya gelmeyin arkadaşlar sonra amerikadan gelen ms ve phd li enflasyonu oluşur ülkemizde amerikadan gelmişliğin kıymeti kalmaz. herkesde amerikada genel müdürlük makamı alacağım diye gidiyordu zaten. yüksek lisana gelince yuksek lisansa giren kim aynı hoca e hoca bu kadar iyiyse niye öğrencileri yurt dışına çıkıyor.