Hani demiştim ya, “kültür şoku yaşadınız mi? diye sorarlar” diye.. Yaşadım aslında. O kadar çok alanda farklıydık ki birbirimizden. Sizin Türkiye’de herhangi bir arkadaşınıza, hiç bir kötü niyet taşımadan sorduğunuz bir soru, söylediğiniz bir şey, burada “hakaret” bile sayılabiliyor bazen.
College’da okuduğum zamanlar, hergün 8-5 Mortgage şirketinde çalışıp, 5:50’da okula yetişip derste olmak zorundaydım. Eğer bir dönemde 5 kere okula gitmezseniz, kaydınızı siliyorlar. O kadar ciddi yani. Haa, bu arada Amerika’nın en sevdiğim yanlarından biri bu.. kaç yaşında olursanız olun, eğer eğitiminize devam etmek istiyorsanız, bu mümkün ve daima özendiriliyor. Öyle ÖSS sınavlarına falan da girmeniz gerekmiyor. Bu güzel bir şey. Onu da başka bir yazıda anlatırım size, nasıl öğrenci olduğumu.
Dersler arasında okul kütüphanesine koşar, emaillerimi kontrol eder, arkadaşlarımla iki laf eder, sonra tekrar derse koşardım. İlk dönemde birlikte okuduğumuz ama, sonra ek bazı dersler almaya karar verdiğinden aynı sınıfta olmadığımız Cindy’yi görmüştüm. Sanki daha bir güzel göründü gözüme ve “şen birazcık kilo mu aldın?” dedim. Gülümseyerek farkına varmadığını ama ciddi bir değişikliği de olmadığını söyledi Cindy. Cindy ile biz gülüşürken.. “Fethiyaaaaa çok kabasıııııııııın” diye bir ses duydum arkamdan. Adımı bir türlü Fethiye diye telaffuz etmeyi öğrenememiş bu insan yarması diye tarif edebileceğim kızcağız, benim Cindy’ye “biraz kilo mu aldın?” sorumu büyük bir kabalık olarak algılamış ve yüzünde eksi bir ifadeyle bana haddimi bildirmeye çalışıyordu.
Artık okulun sonlarına yaklaşıyorduk, sayıları 5-6’yi geçmeyen ama ciddi olarak beni dışlayan bir kaç kişiden biriydi bu insan azmani. Artık dayanamadım.. “Biz iki kişi burada konuşuyoruz, sen nereden dahil oldun konuşmaya bu biiiiiiir, ben sana anlatayım bak kabalık nedir bu ikiiiiiii” dedim ve başladım saymaya.. “Sen önce tuvalete gidip aynaya bir bak, her gün okula bu lekeli, pis kıyafetlerle gelmektir kabalık, sınıfta ben büyük fedakarlıklar yaparak geldiğim bu okulda dersi dinlemeye çalışırken, o hiç kapanmayan çenenle sürekli konuşup, benim dersimi bölmendir kabalık öğretmen sınıfta bir şeyler anlatmaya çalışırken, ayaklarını önündeki sıranın üstüne uzatmaktır kabalık, daha sayacak bir dolu şey var ama gerek yok.. O yüzden sakın bana nezaket dersi vermeye kalkma zararlı çıkarsın, burada seni ilgilendiren bir şey yok” dedim ve dönüp yürüdüm.
Sadece bu ülkede doğmuş oldukları için, kendilerini sizden bir kaç derece yukarda gören, dünyadan haberi yokken size ders vermeye kalkan kişiler her zaman olacaktır etrafınızda bu sizi hiç etkilemesin.
Dedim ya, okulun sonuna yaklaşmıştık ve benim hala en zorluk çektiğim ders “College Writing” idi. Çünkü ben İngilizce’yı özel lisede değil, pratikten öğrenmiştim. Daha doğrusu bizim devlet liselerinde ne kadar lisan öğretiliyorsa o kadar öğrenmiş, sonra kendi çabalarımla ilerletmiştim.
Derse girdiğimizde de öğretmen bir kompozisyonumun eksik olduğunu söyleyerek, bir sonraki derse kadar mutlaka tamamlamam gerektiğini belirtti. “Hangisi eksik?” dediğimde ise “karşılaştırma” dedi. O hafta okula başladığımdan beri hiç olmadığım kadar hızlı giriştim bu kompozisyona. İlk defa satırlar parmaklarımın altından kayıp gidiyor, ben yazıyor, yazıyordum. Çünkü ilk defa içimi dökmek istediğim bir konu bulmuştum. Amerikan Kültürü vs Türk Kültürü. Tam tahmin ettiğiniz gibi, komşuluk, arkadaşlık ilişkilerinden tutun, saygı, sevgi, dünyaya ilgi ve aklınıza ne gelirse karşılaştirdim. Bu kompozisyonu öğretmene verdikten sonra, son hafta dersini iple çektim desem yeridir. Öğretmen sınıfa girdiğinde bana gülümsüyordu. “Fethiye, biliyorum bu derste çok zorlandın ama çok çalıştın. Nihayet A aldın ama bir şartla” dedi.. o şart da; kompozisyonu sınıfta okumamdi. Tabi zevkle yaptım bunu. Hiç kimse sesini çıkarmadan da dinledi.. İçim öyle rahattı ki, anlamak isteyen ya da istemeyen herkese gizli dersimi vermiştim.
Haftanız aydınlık olsun,
Fethiye
Ablamm.!! sen bi tanesin yaa.biliyorumki senin oldugun her ortamda benim bayrağım hep en yükseklerde.senle bikez daha iftihar ettim.yüreğine sağlık. selamlar…
Cok sagol canim kardesim benim, hep birlikte insallah
sevgili fethiye’cim,
teknolojik ve maddi gelişimleri ile kendilerini dünyanın hakimi olarak gören bu kişilere ,herzaman en güzel dersi vereceğine inanıyorum.çünkü seni tanıyorum.
sana inanıyorum,sana güveniyorum,seninle gurur duyuyorum.
sevgilerimle.
Merhaba Fethiye Hanim
Sakincasi yoksa kompozisyonunuzu biz de okumak isteriz.
Saygilar