Yanar Döner Polis arabası


Yanar Döner Polis arabası

Amerika’ya geleli bir ay olmuştu. Yani dünyadan haberim yok. Benden iki saat güneyde Eugene’de outran tek Türk arkadaşım Çiğdem ile, benden üç saat kuzeyde, Seattle’da outran kızına gitmek üzere sözleştik. Çiğdem gündüz araba kullanmayı sevmediğini söyledi ve gece 10 gibi Eugene’den yola çıkıp, bana geleceğini, beni aldıktan sonra yola devam edeceğimizi söyledi.

Tam da dediği gibi gece yarısı geldi, ama iki saatlık gece araba kullanmak onu yormuştu, o yüzden benden itibaren olan üç saatlık yolu ben kullanmayı teklif ettim. Ettim ama, arabası kocaman, eski model bir Chevrolet. Hayatımda hiç direksiyondan vitesli araba kullanmamışım..

Hatta, daha Amerika’ya gelmeden, o yüzbin tane gibi görünen otoyollardan nasıl yolumu bulup da, o trafik içinde nasıl araba kullanacağım diye hayıflandığım günlerde, arkadaşlarım “İstanbul’da araba kullanan, dünyanın her yerinde kullanır” demişler ve beni yüreklendirmişlerdi.

Ama siz bir de bana sorun, o kadar korkmuştum ki. Aradan zaman geçip, herşeye alışınca çok önemli bir hikaye gibi görünmüyor ama, o anda çektiğim heyecanı ve korkuyu düşününce bana ilginç geliyor hala.
En azından, böyle bir olayı yaşamamış olsaydım, arkamda polis arabasının ışıkları yandığında acilen sağa çekip durmam gerektiğini bilmiyordum. Polis arabasının ışıkları yanarak, o arkamda ben önde düşünebiliyor musunuz?

Amerika’da çok araba olmasına rağmen, genelde herkes kurallara uyduğu için, hiç değilse trafik akıyor. Neyse dönelim hikayemize; dediğim gibi daha bir aydır Amerika’da olduğum için, etrafımdaki yolları bile daha iyi bilmiyorum. Bizim evden çıktık, iki ışıktan geçip, 217’e gireceğim. Haa bu arada söylemeyi unuttum, arkadaşım Çiğdem’in, mental olarak retarded bir kız kardeşi var ve gece karanlıkta görseniz korkarşınız. Daha çok yaşlı bir kızılderili kadına benzeyen Günsenin, uzun beyazlamış saçlarını da serbest bırakıyor ve arabada arka koltukta hayatından memnun. Arabanın arka koltuğu bir çöp evi şeklinde, Günsenin’in içecek ve yiyecek ihtiyacını karşılayacak herşey var.

Ben yavaş yavaş birinci ışığı geçtim. İkinci ışığa da ilerlerken, bir polis arabası gördüm ve “bu beni şimdi durdurur” dedim, “hızlan biraz” dedi Çiğdem. Çünkü Amerika’da yavaş gitmek de polisin şüphesini çekecek bir davranış. Daha dememe varmadan, tam 217’e girerken arkamda polis arabasının sıkır sıkır ışıklarını gördüm ve “aaa ışıklarını yakıyor” dedim Çiğdem’e.. ben bunu dememle, Çiğdem “hemen sağa çek ve duuuur” diye bağırması bir oldu.. Ben alelacele sağa çekip, durdum.. “Sakın kımıldama” dedi Çiğdem. Ooooyle duruyorum. Polis sürücü camına gelip aç bakalım gibi bir işaret yapınca, cami aşağı indirdim. “ehliyetiniz var mi?” dedi, “var” dedim.. “ehliyet ve sigorta kartını göreyim” dedi. Verdik, “neden bu kadar yavaş gidiyordunuz?” diye sordu. “Amerika’da yeni olduğumu, yolları iyi bilmediğimden ve arabaya da yabancı olduğumdan tedbirli gidiyordum” dedim. Çiğdem de hemen “araba benim” dedi.. “evet” dedi polis, “Eugene’e kayıtlı”. Yani daha beni gördüğünde aslında arabasındaki bilgisayardan araba hakkında bilgi sahibi olmuştu. Ben arabaya yabancıyım deyince, “eee araba değil, bir apartman kullanıyorsunuz” dedi, arabanın büyüklüğünü kastederek. Polis’e kısa bir açıklama yaptık, Seattle’a Çiğdem’in kızına gitmeye çalıştığımızı ama 2 saatlık seyahat yorgunluğundan, arabayı kullanmayı ben teklif ettiğimi söyledik. Çiğdem’in ehliyetine de baktıktan sonra (Çiğdem’in ehliyetinde hem Türk hem de Amerikalı soyadı olduğundan) “alfabedeki bütün harfleri toplamışsınız” diye bir de şaka yaptı ve tam bize dönüp iyi yolculuklar dileyecekken.. arkadan Günsenin “memur beeeeeeeey, ben de kimliğimi vereyim miii?” diye bağırmaz mi.. Polis, el lambasını arkaya tutup, Günsenin’e söyle bir baktı ve arkadaki dağınıklığı gördü.. adamın yüzü bir garip oldu.. bu sefer arkayı iyice tetkik edip, bizim zararsız olduğumuza karar vererek, “Seattle’a iyi yolculuklar, dikkatlı gidin.. Siz de Amerika’ya hoş geldiniz Ms. Temiz” dedi.

Ama siz bir de bana sorun, o kadar korkmuştum ki. Aradan zaman geçip, herşeye alışınca çok önemli bir hikaye gibi görünmüyor ama, o anda çektiğim heyecanı ve korkuyu düşününce bana ilginç geliyor hala.
En azından, böyle bir olayı yaşamamış olsaydım, arkamda polis arabasının ışıkları yandığında acilen sağa çekip durmam gerektiğini bilmiyordum. Polis arabasının ışıkları yanarak, o arkamda ben önde düşünebiliyor musunuz?

 



One Response to “Yanar Döner Polis arabası”

  1. Kenan Kilimci diyor ki:

    Hayırlı olsun.
    Zaman zaman yazılarınızı okumaya çalışacağım.
    2007 Aralık’ında 3 hafta kadar bulundugum USA’da benim de otomobil kullanma deneyimim olmuştu. Amerika’nın trafik düzeni ve kuralları gerçekten mükemmel. Sosyal ilişkiler ve toplum düzeni bana çok sıkıcı ve monoton gelmişti ama, trafik ve çevreye duyarlılık harika.

    Köşe yazarlığı denilebilecek güzel bir başlangıç yapmışsınız.
    Hayırlı olsun.

    Kenan Kilimci

Yorum Yaz