Turkmen Bebek “Elif”


Turkmen Bebek “Elif”

Bu sabah 7:30 gibi telefonumun bip bipiyle uyandim, mesaj gelmişti.. “Duru geldi”. Fırladım birden, Yalçın’in günlerdir sabırsızlıkla beklediği Duru bebek sonunda gelmişti demek. Hoş gelmişti, sefalar getirmişti bu yorgun dünyaya! Umarım tüm yaşamı sağlıklı, başarılı, en önemlisi anali-babalı ve aydınlık olur.

Günlerdir hasret ve merakla Sevgili Yalçın’in bebeğini beklerken, bugün başka bir bebekle birlikteydim. Beni tanıyanlar bilir; ara ara yaşadığım yöredeki Ahıska Türkleri’nin doktor vs randevularına giderim tercüme için. Şimdi Ahıska Türkleri’ne Irak Türkmenleri de katıldı.

 

Türk Adeti

nazarSevgili Duru bebeğin geldiği haberiyle sevinçle fırladım yataktan. Her zamanki gibi önce bilgisayarıma kostüm, kahvemi içtim kendime geldim ve hazırlanıp yola çıktım. Şehrin ta öbür ucuna bir Türkmen bebeğe gitmem gerekiyordu. Daha bir ay evvel annesine yapılacak doğum tavsiyelerini tercüme etmek üzere evlerine gitmiştim. Daha yeni geldikleri ve evlerini yeni kiraladıkları için yerleşik değillerdi. O yüzden, Ahıskalı Türk komşuları Hanife hanım ağırlamıştı bizi evinde. Eyaletin gönderdiği hemşire önüne konan çay, ev ekmeği, peynir, bal derken… bana; “lütfen söyleyin, bunu yapmak zorunda değiller” demişti. “zorunda olmak” ne kelime, Türktük biz, onlar zorunda hissediyorlardı. Kendisine “bu Türk adetidir, eğer size ikramda bulunmazlarsa çok utanırlar sonra” demiştim.

Bugün de aynen o şekilde evde hazırlanan bazlamalar, evde kendi yaptıkları taze peynir, bal ve yine ev yapımı yoğurt aynı şekilde şaşırtmişti hemşireyi. Ama bu sefer nispeten yerleşmiş olan Türkmen ailenin evindeydik. Elif bebek 15 gün önce doğmuştu.

Mehmet ve Halide Iraklı Türkmen bir aile. Duvarda asılı Irak bayrağını görünce, daha çok Türk bayrağı görmeye alıştığım için herhalde şaşırmıştım. “Irak’ı çok seviyorsun herhalde” dedim. Mehmet, hiç duraksamadan “canımı bile veririm” dedi. Ama buralarda, Amerika’da 5 yaşındaki kızı Ozlem ve yeni doğan Elif ile ekmek derdinde idi. İkisinin de öyle aydınlıktı ki yüzleri.

Ahıskalı Türkler ve Iraklı Türkmenler Birleşmiş Milletler vasıtasıyla sığınmacı olarak geldikleri için, ilk bir kaç yıl tüm sağlık giderleri Eyalet tarafından karşılanıyor. İngilizce öğrenmeleri için okula gönderiliyor, iş bulunuyor ve uyumları sağlanmaya çalışılıyordu.

Hemşirenin, Halide’ye hangi şartlarda çocuğu doktora götürmesi gerektiğini, ya da doktoru acilen araması gerektiğini, anne sütunun önemini ve buna benzer sağlıkla ilgili söylediklerini tek tek tercüme ederken; Halide’nin tek derdi ise hemşireye yeterli ikramı yapabildiğinden emin olmak istemesiydi. Türk olarak genlerimizde var herhalde bu, neyimiz var ise paylaşmak.

Elif bebek

Ben ise Elif bebeği seyretmekle meşguldüm. O kadar güzel, o kadar masum ve korunmasız görünüyordu ki gözüme. Bir kaç seneye kalmaz Eyalet elini üstlerinden çekince karşılaşacakları zorlukları biliyordum.  Elif bebek, simdiden annesini emmeyi reddetmeye baslamıs, mamaların tadina varmıstı bile. Ama, onlar o kadar umut dolu idiler ki, daha çok çocuk istediklerini anlatıp duruyorlardı.

Bir günde iki bebek günümü aydınlatıvermişti iste. Hemşire gittikten sonra biraz daha kaldim, çünkü hastaneden verilen kağıtlar, eve gelen posta, bana soracakları bir çok şey vardı. Onların umutları bana da bulaşmıştı herhalde, yol boyu yüzümde kocaman bir gülümsemeyle, kalabalık trafiği bile farketmeden vardım eve.

Etrafınızı bir kontrol edin, mutlaka yardımınıza ihtiyacı olan bir kaç Ahıska Türkü aile vardır yörenizde, sizi bekleyen.

Bu hafta sonu Kahneeta’ya gideceğim. Kahneeta “Warm Springs” Kızılderililerinin rezervasyonu. Size onlardan bahsedeceğim haftaya, burada beni bekleyin olur mu?
Haftanız aydınlık olsun,

Fethiye

 



5 Responses to “Turkmen Bebek “Elif””

  1. Sermin diyor ki:

    Fethiye Hanim okurken benim de icim isindi. Insan odakli yaklasimlarda irk, din, dil, renk hic bir ayirim farklilik tasimiyor, umarim bu koktenci yaklasimlar icinde olan her insanoglu insanlik anlayisina kistaslar getirmenin insanlik anlayisinda sorun oldugunu farkeder, dunyada sorunlar her zaman vardi ve olacak, ama gercek insanlik anlayisinda birlesen yurekler oldukca korkularimiz, tehditlerimiz, acilarimiz ve her turlu kan dokme de azalacak.

    Benim yillardir aklimda olan bir proje var, kendi hayatimla ilgili yerlesim ve duzen gibi onceliklerden firsat bulamadim. Sizinle paylasmak istememdeki sebep, cok yogun olmaniza karsi, oturmus kimliginiz ve baglantilarinizla belki ilginizi ceker ve cok daha verimli olacaginizi dusunuyor olusum. Benzer calismalari cross culture ve culturel embrace gibi programlar da yapiyor.

    Her ulkede cesitli bolgelerden ulkelerin kultur ve turizm bakanligi-aile koruma fonu-hatta MEB den bile saglanabilecek fonlarla (her ulkede benzer bakanliklar ve mevcut fonlardan uygun olanlarinin kullanilmasi) karsilanmak uzere, aileler 2-4 haftaligina karsilikli transferle hem turizm hem de kultur amacli bir proje. Bir cok geri kalmis veya gelismekte olan ulkelerde hatta Avrupa ve ABD de olan, disariyla fazla alisverisi olmayan, sosyal imkanlarin kisitli oldugu bolgelerdeki insanlar icin renklilik ve paylasimla hosluklar yasanacagindan eminim. Zeka-yas-kosullar-din uzerine yapilan calismalarda cocuklarin zeka duzeylerinin her ulkede ortalama benzerligine karsin, olgunlarda ic kesimler ve sosyal olanaklarin kisitli oldugu yerler, ekonomik kisitliliklarla yasla birlikte dusuklugundeki oranti ve bu dusuklukle beraber seyreden asiriliklar ozellikle din eksenli tespit edilmis. Kisitliliklarin insanin sadece zekasina degil, hayat kalitesi, verimi ve sagligi uzerine de kotu etkisi ortada, din konusunda ve irkcilik konusunda asiriliklarin da o bolgelerde odaklasmis olmasi da enteresan. Bu arada belirtmek isterim ki saglikli din ve milliyetcilik dusuncen kastetmiyorum, asiriliklar diye tanimlamamdaki sebep bu ayrimi ortaya koymak. Hukumetler, kirli politikalar politikacilar bir kenara, insan odakli bir kalkindirma yaklasimi, egitime aciklik ve ilgi ile bir cok ulkede bakis acilarinda kalite ve hosgoru getirecegini dusunuyorum. Karsilikli aile transferi olacagi icin guvenlik konusunda da sorun olma ihtimalini dusuk buluyorum, cunku gelen aileye karsilik kendi iclerinden giden aile olacak. Bunu dusunmek bir bakima alcakca insani duygular ele alindiginda ancak aci yasama riskini dusurmek icin gerekli diye dusundum. Detayi projelendirmeye kalmis, ama genel anlamda bu sekilde bir dusunce.

    Diger ozel kuruluslarin yaptigindan farki 1. devlet fonuyla desteklenmesi 2. Hukumetlerin de halklarinda acilimlarinda sorumluluk ustlenmesi 3. Karsilikli bolge aile transferi 4. Cikar amacli olmamasi 5. Gonullu kisi ve ailelerce sahiplenilmesi ve surdurulmesi ancak bu gonullu cabalarin onurlandirilmasi ve aktif egitimler saglanmasi (ornek olarak isteyenler icin dil egitimi, meslek egitimi, fon ile seyahat, gozlem ve degerlendirmeler icin yayinlama, kulturel incelemeler icin zemin gosterilmesi, muzik, yiyecek, yasayis (ornek yogurt,ekmek yapimi ben burda birkac kisiye ogrettim, yediklerimizin cekirdeklerini atmayip domates, biber meyve, limon ne olursa o bolgelerdeki alanlarda sahipli (tabii ki onayiyla) sahipsiz bos tum arazilere ekilmesi bu her iki bolge icin de faydali olur, ek olarak ailelere butcelerinde iktisat icin egitim) yasama bilgisi paylasimlari (bunu Red Cross’a goturmeyi dusundum, ilk yardim, hijyen ve kurtarma temel egitimleri) exc. director pozisyonu icin onerildim ancak adadaki tum kadroyu cikardilar su an atamalar duraklamada yeni olusumdan henuz net bir haber alamadim zaten adadan ayriliyoruz ama yine iyi bir dosyayla basvurulabilir.

    Yani bir bakima cok yonlu bir paylasim atmosferinden daha saglikli yaklasimlarin yesermesi icin bir yol. Cok umutsuz ve mutsuz insan var dunyada, cok sorunlu aileler var, eminim ki ise yarayacak ve sans ortami saglanmis olacak bir cok kisi icin baska bir secenek yaratmanin farkli bakis acilariyla tecrubelerle olusacagini dusunuyorum. Ben nerede olursam olayim boyle bir projede yer almak isterim, projelendirme sunus ve aktif asamalarinda, cunku sadece kendi insanimiza uzuntulerimizin yanisira atilan her adimda kalan buyuk eksikleri aile atmosferinde ve kultur renkliligi atmosferinde daha hizli ve tabiaten halletmek mumkun, diger yandan artan nufuslara ragmen daralan kaynaklar. Bu tur detay sorunlari hukumetler gozardi ediyor, temelinde egitim sorunu ancak dinamik yaklasimlar olmadikca egitim sorununun maliyetleri dusunulunce kisilerin omzunda agir yuk olmaktan cikip yine hukumetlerin destegiyle yumusatarak gecirme amacli. Ustelik bir sure sonunda kendi icinde donen bir yapiya kavusmasi yuksek ihtimal. Vergiler veren insanina hukumetlerin hizmet tasima odevi geregi de hakki milletlerin. Kucuk capta baslamasi daha saglikli, esnemeleri hesap etmek ve daha iyi kosullandirmak adina.

    Uzerine detayli calismadim, ana hatlariyla boyle bir dusunce, size yazmak istedim, ilginizi cekmezse sorun degil, zaten cok yogun oldugunuzu ve cok verimli oldugunuzu biliyorum. Bayan olarak yogunluk sanki DNA miz gibi, bir baslangic yapabilirsek devami gelir belki de krizin yumusamasini bekleme esnasinda sekillendirme ve sunma asamasi olarak kalir. Sevgiyle kalin, yaziniz cok guzel. Yalcin Bey, Yalcin Sert olmali? Bebegi olacagini biliyorduk, oyleyse tebrik etmek isterim, bu guzel haber icin de tesekkurler..

    Sevgilerimle,

    Sermin Hatton

    • Atakan Mert diyor ki:

      Sevgili Sermin hanım,

      Ne kadar güzel yazmışsınız, sizi kutlarım!

      Projeniz de çok güzel ve esasında uygulanabilir bir proje.Ancak bu proje için 3-4 yürekli insanın birlikte hareket etmesi ve biraz zaman ayırması gerekiyor. İnanın o projenin finansmanı temin etmek o kadar zor değil…

      Ben Viyana’da Turizm masteri yaparken verdiğim bir seminerde ”Turizm yeni bir dindir” demiştim. Tabii bunu teolojik anlamda değil,Turizmin de dinlerin çıkış noktası olan ”farklı kültürdeki insanların kardeşçe bir arada yaşaması..”tezine yakın durması anlamında söylemiştim. Benim için Turizmin kültürler arası yakınlaşmayı sağlaması onun ekonomik getirisinin önünde olmuştur…

      Umarım sizin gibi düşünen 3-4 arkadaş bulur ve yola koyulursunuz. O aman bana da yazın sizlere destek olmak isterim.

      Sevgi ve saygılarımla.
      Atakan Mert

      Not: Fethiye hanım becerileri ile gerçekten örnek alınması gereken bir
      kadındır!

  2. Fethiye diyor ki:

    Sevgili Sermin,

    Vakit ayirip uzun bir yorum biraktigin icin oncelikle tesekkur ederim, tabi okudugun icin de :) Evet Yalcin, Yalcin Sert :)

    Diger konu icin ozeline yazacagim.

    Yuregin hep sicak kalsin,
    Fethiye

  3. Atakan Mert diyor ki:

    Sevgili Fethiye,

    Elif Bebek başlıklı yazın Saime kızımız üzerinden geldi. Saime kızımızın elinde Muazzez İlmiye Çığ hocamızın Sumerli Ludingirra kitabını görüğüm gün nasıl heyecanlanmışsam bugün de öyle heyecanlandım… Sanki bu kızımız 4000 yıl önce yaşanan bir güzelliği bugüne ve bizlere taşıyan köprünün bir parçası gibiydi. Şimdi de senin oralarda başardığın güzellikleri bana/bize taşıyordu…

    Dünyada ceryan eden tüm rezilliklere rağmen ne kadar güzel şeyler de oluyor…

    Daha da muhteşem olanı, bir insanın tüm zorluklara rağmen aynı zaman diliminde
    hem amerikadaki Elif bebeğin yardımına hem de Türkiye’de bir orman köyünde yaşayan Saime kızımıza yetişebilen duyarlı bir varlık olabileceğini senin ispat edebilmendir.

    Kenarda köşede oturup ”tek başıma ben ne yapabilim ki?” diyenlere, isteyince
    bir insanın tek başına bile olsa neler yapılabileceğini göstermiş olman çok ama çok kıymetli bir ders olmalıdır!

    Sana yolun açık olsun diyorum! Senin gibilerin çoğalmasını diliyorum!!!

    Sevgilerimle.
    Atakan Mert

  4. Fethiye Temiz diyor ki:

    Atakancigim,
    Saime kizimiz hepimizin gururu. Senin yureklendirmelerin olmasa belki vazgecerdik kimbilir!! Ha Turkmen bebek, ha Saime ne farklari var ki? Dunyayi onlar yonlendirecekler cocuklarimiz ve torunlarimiz icin.

    Yolumuz hepimizin acik olsun ve dunya daha yasanasi bir yer olsun.

    Sevgilerimle,
    Fethiye

Yorum Yaz