Los Angeles’a geldiğimizden beri farkettiğim en önemli şeylerden biri de burda sürüp gitmekte olan Ermeni Türk tartışması. Hani bu iyi kötü Amerika’nın her yerinde var (Türkiye’yi bilemiyorum benim zamanımda bir savaş içinde olduğumuzu hiç duymamıştım) ama açıkçası hiçbir yerde, bunu LA de hissettiğiniz kadar yoğun hissetmiyorsunuz.
California’da yaşamak bir nimet 9 ayımızı dizboyu karda yaşamaya alışmış bizler için. Bugünlerde olabildiğince sokaklara atıyorum kendimi. Hava henüz çok sıcak değil, limonata kıvamında sabahları hafif serin olsada güneş biraz kuvvetlenince ısıtıyor ortalığı o yüzdende bir hırkamsı şeyle idare etmek mümkün o alıştığımız paltolar kabanlar yerine.
Bu aralar LA de seneler önce tanıdığım bir dostumla sık sık çıkıp eskicileri dolaşıyoruz yeni ev için balkon için envaye çeşit şey bulmak üzere. Bu gezilerin en büyük özelliğide her defasında başka bir Türk restorantında yemek. Bu bölgede Türk yemeği yapan dünya kadar restorant var.
Yine bu turlardan birinde arkadaşım bak şimdi pek keyifli bir yere gideceğiz dedi. Deniz kenarından Lido’ya döndü. Arabayı park edip deniz kenarındaki iskele üstündeki dükkanların önünde yürürken bana ”Burayı iyi öğren eşini de getirirsin” dedi.” Burada iki Türk lokantası var, biri deniz mahsulleri yapar diğeri tam Türk işi ve yemekleri kendileri ev usulü hazırladıkları için de pek güzeldir.” Dükkanın önünde iskelenin üstündeki masaladan birine oturduk. Köşedeki masada esmer gözlüklü bir adam Türk kahvesi içip gazetesini okuyor. Girişteki masada bir Hürriyet. Sarışın ufak tefek bir hatun göründü tezgahın ardından “Aaaa hoşgelmişsiniz” diye karşıladı bizi. Arkadaşımı tanıyorlar. Tanıştırıldık. Kırk yıllık bir dostmuşuz gibi elimi sıktı. Arkadaşım eşimin Amerikalı olduğunu şehre yeni geldiğimizi anlatınca muhabbete başladık. Eleni sıcacık, dost bir kadın. İyi bir Türk gibi pervasızca özel sorular sordu kahkalar atarak muhabbeti sürdürdü. Siparişlerimizi alır almaz fırlayıp içeri gitti baktık içerden bir müzik sesi gelmeye başladı Türkçe.
Arkadaşım yeni okuduğu bir kitaptan bahis açtı o ara. Bir kadın yazarın [sözde] Ermeni soykırımı iddialarıyla ilgili Türkiye’de yayınlanan bir kitabı. Okumamışım daha tabii. Eleni şaraplarımızı getirdiğinde onada anlattı. Eleni sıkkın bir ifade ile dinledi.. ”Aman burada da bunu yapıyorlar özellikle gençler” dedi. “Türkiye’yi anlamıyorlar, biz Türküz hep beraber yaşadık o zaman savaş zamanı idi ne olduysa olmuş ne yapacağız şimdi yani?”
Sonra Beyrut’a göçmeden önceki günleri anlatmaya başladı konuştukça çocuklukta gittiğimiz kilisenin dolandığımız yerlerin hemen hemen aynı olduğu çıktı ortaya. Arkadaşım eski İstanbul’lu, benden nerdeyse 20 yaş büyük olduğu için İstanbul’un Rumu Ermenisi Yahudisi ile İstanbul olduğu zamanı hatırlıyor o birlikte kutlanan ayrı dinlerin bayramlarını törelerini anımsadık. Nasıl Yahudi arkadaşlarımızın bize hamursuz getirdiğini, annelerin nasıl birbirleri ile özel yemek tarifleri paylaştığını. Arkadaşım Eleni’ye dönüp “yahu çal Ermenice birşeyler de efkar dağıtalım” dedi. Eleni arkada kayboldu gene müzik sesi değişti. Eski İstanbul’u anımsatan parçalar Ermenice, Rumca ve Türkçe karışık yayıldı orataya. Yanımızdaki masaya yerleşen genç Amerikalı çift dönüp nece konuştuğumuzu, nereli olduğumzu sordular. Eleni gülümseyerek “Hepimiz Türküz, Türkiye’deniz” dedi. Sonra da bize babasını anlattı. Kardeşlerin tamamı buraya yerleşmiş ama 8 sene önce annesi ölünce babasını da aldırmak istemişler.
“Ne yapacağım ben gavur ilinde” demiş adam.
“Dostlarım arkadaşlarım evim burda. Ben kendi toprağımda ölmek isterim” – öyle de olmuş. Eleni “gidemedim cenazeye” diyor, “işleri bırakamadım”. Biz ayrılırken eşi görünüyor, benle tanışıp hemen ekliyor “Siz yenisiniz, birşey ihtiyacınız olursa arayın, biz hep burdayız.” diye.
İçim sıcacık ayrılıyorum lokantadan. Eleni sıkı sıkı tembihliyor “Eşini de getir öğrensin Türk yemeklerini.” Ona bahsetmişim bizim adamın bugünlerde Türk kahvesi yapmaya merak sardığını ve bir türlü köpük tutturamadığını.. “Ben onu içeri alır kahve yapmayı da gösteririm” diye ekliyor. Bu deneyimin adından ne zaman e-mailime Ermenilerle ilgili birşey gelse Eleni’yi hatırlayıp buruluyorum. Türkiye’yi Türkiye yapan Ermenisi Rumu Levanteni ve Kürdü ile bir bütündü eskiden. Ne zaman ve kim bu kavgalara bir dur diyecek?
Mine Hanim,
Ne kadar guzel yazmissiniz. Bende uzun zamandir Los Angelestayim ama Lido adli restaurant nerede bilmiyorum.Lutfen bana bir zahmet adresini yazarsaniz sevinirim.
Newport beach te restaurant.Tam adini hatirlamiyorum ama deniz kenarinda acik havada da masalari olan kucuk cok sevimli bir yer.
Mine
Ne zaman ve kim bu kavgalara bir dur diyecek? Hiçbir zaman ve hiç kimse…
Batı kamuoyundaki Ermeni soykırımı iddiaları bugüne kadar doğruluğu ispatlanmamış olan hatırat türü sübjektif bazı yayınlara dayanmaktadır. Halbuki “Tarih belge ile yazılır” hükmü, tüm dünya bilim alemince kabul edilen bir gerçektir. Çünkü arşivlere dayalı bilimsel çalışmalar önyargı ve siyasi yaklaşımları ortadan kaldıracaktır. Arşivler, diğer tarihi kaynaklar arasında gerçeği en objektif şekilde yansıtan otantik belgelerdir. Bu nedenle Batı ülkelerinde siyasi bir yaklaşımla ele alınan Ermeni konusunun tarihin asıl kaynaklarına inilerek değerlendirilmesi gerekir. Tarihi konular ve olaylar hakkında hüküm verebilmek için, tarihin otantik kaynakları olan arşivler, tarih araştırmacıları için gerçek belge niteliğindedir. Türk arşivlerinde araştırma yapmadan yazılacak bir bölge ve dünya tarihinde muhakkak eksikler olacaktır. Ermeni konusu hakkında Batı ülkelerinde yapılan yayınlar birinci elden kaynaklara dayanmadığı için maalesef eksik, hatalı ve sübjektif olmuşlardır. Halbuki Türk arşivlerinde Ermeni konusu ile ilgili milyonlarca belge vardır. Bu belgeler olayları objektif bir şekilde aydınlatacak mahiyettedir. Belgelerin tarihi gerçekleri siyasi, ideolojik ve önyargılı yaklaşımlardan uzak, bilimin ışığında aydınlatılmasına yardımcı olması amacıyla bu sayfa hazırlanmıştır.
Kaynak: T.C. Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü
http://www.devletarsivleri.gov.tr/kitap/
Mine Hanım aynen yazınızda olduğu gibi kendi ailemden de Rum, Ermeni ve diğer azınlık vatandaşlarla ilgili benzer güzel anıları dinlemişliğim vardır benimde. Ama sözde Ermeni soykırımı ile ilgili araştırıp öğrendiklerimiz bu konuya bakışımızı hiç “bazı gençlerin heyecanlı davranışları” şeklinde açıklamaya imkan bırakmıyor. Gençliğimde hep sözde Ermeni soykırımının neden hep en güçlü savunucusunun (hatta Ermenistan’dan bile daha ateşli savunucusu) Fransa olduğunu merak etmiştim. Yukarıdaki linkden eğer vaktiniz olursa incelerseniz arşivlerdeki yazışmalar ve evraklarla konuya biraz daha farklı bir açıdan bakabilirsiniz ve merak ettiğiniz birçok sorunun cevabını bulabilirsiniz bence. Bu link ile bu konu hakkında gerekli tüm bilgi edinilebilir. Zaten Fransa, İngiltere ve Rusya dış işleri arşivleri de bu bilgileri doğrulamakta. Buna rağmen A.B.D. de yaklaşık 40 kadar eyaletin de soykırım yasasını Avrupa’daki birçok ülke gibi kabul ettiği bir gerçek. Ama bu ülkelerin hiçbirinin arşivlerindeki belgeler kabul ettikleri bu soykırım yasalarını desteklemediği gibi yasalarının temel dayanaklarına da ters de düşmektedir. Koca koca devletlerin, kelli felli iktidarlarının bu kadar ciddi bir şekilde uğraştığı bu olaydan, diaspora dışındaki Ermenilerin “aman canım savaş zamanında ne olmuşsa olmuş, ne yapacağız şimdi, geleceğe daha iyi bakalım” tarzı bir cevapla kurtulmaya çalışmalarını ben samimi bir tavır olarak görmüyorum. Bence bunu bize değil iddia sahipleri olan kendi milletlerine anlatmalılar. Şahsi fikrimdir. Türkiye’de yaşıyorum bu yüzden yazınızın zamanlaması Türkiye için gerçekten iyi olmuş. Adının tam olarak ne olduğu belli olmayan bir açılım patlaması yaşamak üzereyken, açılım yapmaya çalıştığımız konuların muhataplarının da biraz açılım (!) yapmaları niyetlerin anlaşılması açısından hoş olur gibime geliyor. Her sene Nisan ayının 24. günü A.B.D. Başkanı soykırım diyecek mi demeyecek mi diye hop oturup hop kalkmak hiç hoş olmuyor burada.
Saygılarımla,
Ahmet ÇELİK
Sevgili Ahmet, Lütfen inkarcı zihniyeti bir tarafa bırakalım. Tabiki soykırım var üstelik sadece ermenilere karşı da değil. Ayrıca tarih; tarihçilerin bize anlattığı veya belgelere dayandırılan geçmiş zaman dilimi değildir. Tarih gerçeklerin zaman ilişkisi içinde sosyolojiyle, fenni bilimle ve şahitlerle ve gerçekliği kanıtlanmış belgelerele aydınlatılabilen geçmiş zaman dilimidir. Ayrıca ben birçok canlı şahittende dinledim soykırımı örneğin babam ve amcamın anlattıkları ki kendileri koyu müslüman kürtlerdir buna rağmen ermenilere yapılanları hazmedememişlerdir. örneğin bir olyaı paylaşmak isterim babam 12 yaşındayken doğuda bir ilimizin(bu bizim memleket oluyor)merkeze bağlı bir köyunde tabi bu köy karma bir köy yani hem ermeni hem kürt yaşıyor. Ve 12 yaşında babam köydeki kadın,çocuk,yaşlı tüm ermenilerin ki yaklaşık sayı 60 civarı bir ahıra bağlanıp ahırın ateşe verilip katledilmesi olayına şahit olmuş aylarca yemek yememiş konuşmamış ve olayı sadece amcam ile kendisi görmüş ama kimseye söyleyememiş. Babam bunları yaşlı gözlerle anlatırken o insanların çığlıklar hiç kulağımdan gitmiyor dedi daha vahim olan o insanlar yanarken ahırın su tahliyesinden oluk oluk insan yağı aktığını görmüş. Daha çok şey yazabilirim çok örnek verebilirim ama kimse okumaz düşüncesi ile yazmıyorum. Ama Tabiki ermeni soykırımı var tabiki Alevi soykırımı var Tabiki yezidi soykırımı var Ya süryanilere ve kürtlere ne diyeceksiniz???
ayrıca bahsettiğiniz sitedeki belgeler tarafsız değil hepsi osmanlı devlet arşivi belgeleri tabiki tarafsız değiller.
Dünya’da soykırım yaftası üzerine giydirilemeyecek tek millet ; Yüce Türk Milleti’dir..TARİHÇİLER OTURSUN MASAYA !! KAÇMASIN..Kimse Maval Okumasın..
MERHABALAR,
7 SENEDIR NEW YORK DAYIM ULKEME HIC GIDEMEDIM COK ARKADASIM YOK BEST FREND IM ERMENI ESI DE TURK BIZ COOOK MUTLUYUZ DARISI ANLAMAK ICIN GEC KALANLARA YAZINIZI ZEVKLE OKUDUM SEVGILER.
merhabalar,
bunu savunan arkadaslar(soykirimi) yasadiginiz ülkenin 70 milyon kizilderili kestigini, ermenilerin rus kandirmacasiyla büyük ermenistan icin yaptigini neden ayrica belirtmiyorsunuz! simdiye tek bir ermeni kemigi bulunsaydi,birakin bilimsel ispati korkmayin onlar istedigini(dogu anadoluyu) alirdi! Modern olmak adina tarihinden utanan varsa tartismasin ve utanmasin “Nasil hissediyorsaniz, öylesiniz”