Bu yazıya başlarken herhangi bir yanlış anlamaya yer vermemek için herşeyden önce belirtmeliyim ki aupair’lik bir çok yönden büyük bir fırsattır. Yeni bir ülke tanımak, diğer aupair’lerle iletişimde olup yeni kültürler tanımak ve hatta tasarlanan eğitime ilk adımları atmak için en ucuz method. Birçok Türk ve yabancı aupair arkadaşım olmuştur öğrenciliğimde. Herkesin demekten ziyade ben bölge bölge ayırıp, değişik ülkelerden gelen aupair’lerin farklı amaçları vardır diyeceğim. Uzun yıllar bir çok aupair arkadaşım olduktan sonra özellikle Avrupalı aupair’lerin Amerika’yi gezme amaçlı aupair’lik programına katıldiklarını rahatlıkla söyleyebilirim – eski Doğu bloku ülkelerinden gelenler hariç. Türkiye’den gelenlerin çoğunun amacı ingilizcelerini ilerletmenin yanı sıra kendilerine uygun üniversite bulabilmek. Her iki grup da amaçlarına uygun şekilde programı oldukça verimli kullanabiliyorlar.
Gelelim bir de madalyonun öbür yuzune. Burada anlatacaklarım benim şahit olduğum negatif olaylar ve au-pair’lik düşünenlerin göz önünde bulundurması gereken olaylar. 2004 yılında Amerikalı bir aileye, au-pair programına katılmak, au-pair’in haftalıkları hariç, $3,500-5,000’a (toplamda $10,000-12,000) malolduğundan bundan maksimum faydayı sağlamaya çalışıyorlar. Bu nedenle haftada 40 saatin altında çalışmak pek beklenmemeli (genelde 40-45 saat çalışma olarak belirtilir başvururken de). Çocukların okul durumlarına göre gün ortasında çalışmadığınız bir veya iki saat olabilir ama o zamanı da pek kendiniz için birşeyler yaparak geçirmeniz ne kadar mümkün olur düşünmek lazım. Okula gidemezsiniz o iki saat içinde, sinemaya gidemezsiniz, çıkıp gezip tozmak koştur koştur olur. Belki bir spor klübüne gidip egzersiz yapmak en mantıklı olay olabilir.
Amerika’da mesafelerin oldukça uzak olması nedeni ile bir çok aile au-pair’e eski bir araba temin eder. Bazı aileler bu arabanın kişisel kullanımına bazı sınırlamalar getirse bile, Amerika’da arabanızın olması büyük nimettir. Arabanız olmadığı zaman, hayat epey zorlaşır ve diğer au-pair’lere ve arkadaşlarınıza bağımlı hale gelirsiniz. Toplu ulaşım pek yaygın olmadığından, şehir merkezinden uzak yerlerde yaşayan ailelerin yanında kalacak au-pair’ler arabaya mutlaka ihtiyaç duyacaktır. Şehir merkezlerinde veya toplu ulaşım olanaklarına yakın ailelerin yanında au-pairlik nispeten hayatı kolaylaştırır.
İlk örneği Polonyalı bir aupair’in ailesinden vereyim. Yanında kaldığı ailenin ekmek yemek gibi bir alışkanlığı olmadığından kızcağıza ekmek almamakta direniyor ve ekmek parasını ona ödetiyorlar. Alt tarafı haftada belki $3-4 ama bu durumla karşılaşmak insanı şok ediyor.
Bir başka örnek, bir Alman au-pair’in yanında kaldığı ailenin çocuğunun özürlü olması ve bunu başvurularında belirtmemeleri. Normal çocuklara bakmak yeterince sorumluluk yüklerken bir au-pair’in omuzlarına, bir de bu tip özürlü çocuk bakımı yüklenmesi, au-pair’e özel bir eğitim gerektirmesinin yanı sıra işin boyutunu tamamen değiştiriyor elbet.
Bir diğer au-pair’in ailesi gayet eğitimli olmasına rağmen, asker olan anne ve babadan, ki bence anne biraz psikolojik olarak karmaşık (şahsen tanışma şanssızlığına sahip oldum ve onda da biraz gerilim yarattı hanım efendi!) çekmediği kalmadı. Sonunda “biz istemedikten sonra hiç bir yere gidemezsin” şeklinde tehdit edilmeye ve hatta nerede ise evde rehin tutulmaya varacak olaylara gelinceye kadar işi ağırdan alan au-pair’lik şirketi, olay polise aksetme noktasına geldiği anda au-pair’in ailesini değiştirmesine mecburen izin verdi.
Bir başka au-pair (hikayesini kendi ağzından Yahoogroups’taki Türk Au-Pair listesinden okuyabilirsiniz), herşey çok güzel giderken suçsuz olduğunu sonradan mahkemede kanıtlamasına rağmen, ailenin başı au-pair’i sigorta poliçelerine ekletmemekten dolayı sigorta şirketiyle belaya girince, kendini kapının önünde buldu. Aile, kendilerini olaydan aklamak için en kestirme yol olarak au-pair’den en kısa zamanda ve kökten kurtulma yolunu seçti, olmadık yalanlarla au-pair’in programdan çıkarılmasına yol açtı. Arabalarına olan hasari sigortadan alabilmek için au-pair’e arabayı neredeyse hiç kullanmadığına dair yalan beyan verdirtmesine rağmen, kendi çıkarlari için herşeyi yaptılar. Hikayenin devamını, bazı hukuki olaylar çözümlendikten sonra çok daha ilginç gelişmelerle burada anlatabileceğim.
Bütün bunları okurken mutlaka aklınızdan geçmiştir “peki au-pair’lik şirketi bu konuda birşey yapmıyor mu?” Cevap ne yazık ki “hayır”. Onların müşterisi aileler ve onların istekleri her şeyin başında geliyor. Görevleri au-pair ile aile arasında olası problemleri çözmek olan grup ve bölge sorumluları da daima au-pair’leri sindirmek üzere politika uyguluyorlar. Duyacağınız başlıca şeyler “durum senin söylediğin kadar da kötü değil” ve “bundan daha iyi aile zor bulursun” olacaktır. Hatta aile sizin ayrılmanızı istemedikçe, şikayetleriniz üzerine firma yetkilileri size “seni database’imize yeniden koyduk, görüşmek için aile ararsa değiştirme şansın olabilir” deseler de kocaman bir yalan – kolay kolay yapmazlar bunu. Bütün bunlar yakın geçmişte tanıdığım au-pair’lerin başlarına gelen gerçek olaylar. Kimisi ülkesine döndü, kimisi büyük eziyetler sonunda aile değiştirdi, kimisi iş buldu da kurtuldu eziyetten. Hakkınızı, sonuna kadar arsızlık ve edepsizlik yapmanızı gerekse de yine kendinizin araması gerekiyor. Bunun için haklarınızın ne olduğunu bilmeniz lazım. Bunun en kolay yolu ise sizlere verilen kontratları iyice okumak, hiç bir şeyi göz ardı etmemek ve diğer au-pair’lerle iletişim içinde olmaktır. Her ne kadar şirketler ortada kanıt olması endişesiyle yazışma yerine telefonu tercih etseler de şikayetlerinizi de mutlaka yazılı (e-mail olabilir) yapın ki elinizde belgeleriniz olsun.
Son bir örnek olarak da bir firma ile değil de değişik yollarla bireysel iletişim sonunda Amerika’ya gelen au-pair’den örnek vereyim. Sanırım bir arkadaşı aracılığı ile ayarlamış aileyi. Turist vizesi ile gelmiş. Ailenin çocuğuna bakmasının yanında, ailenin sahip olduğu restoranın temizlik ve çamaşır işleri de yaptırılıyor. Haftada aldığı ise $50 (au-pair’likte şu anda $139). Araba verilmemiş. Bir sonuç getirmese bile şikayette bulunabileceği bir organizasyon yok, Türkiye’ye geri dönmek istemediğinden mecburen katlandığını söylüyor. Bana sorarsaniz, biraz da çekingen olduğundan başka seçenekleri aramaya, araştırmaya bile niyetlenemiyor.
Bütün bu negatif yönleri de bilmek, karşılaşabileceğiniz olayların farkında olmak, sizin beklentilerinizi daha gerçekçi temeller üzerine oturtmanızı sağlayacaktır. Eğer şansınıza çok iyi bir aileye düşerseniz ki şansınız 50/50 derim, au-pair’lik yeni bir kültür tanımak, ingilizcenizi ilerletmek ve belki bir okul bulup geleceğinizi değiştirmek için mükemmel bir fırsat olacaktır. Şansınız çok yaver gitmezse, haklarınızı bilerek ve koruyarak bazı negatif yönleri aşmanız mümkün olacaktır ama bunun için de iletişim ve paylaşım şarttır.
Her ne sebeple olursa olsun au-pair’lik düşünen herkese bol şans…