Bizler burada, yaşamımızdan kesitler paylaşıyoruz. Paylaşırken de içinde bir bilgi vermeye çalışıyoruz. Şahsen ben öyle yapıyorum. Yazar değilim öyle bir iddiam yok. Sadece içimden geldiği gibi, yaşadıklarımı sizlerle paylaşıyorum. Bunu yaparken de, sanki hayatım güllük gülistanlıkmış gibi görünüyor bazı okurlara. Tabi ki yaşamımın tamamı size yansıttığım kesitlerden oluşmuyor. Çoğumuzun hayat mücadelesi, işsizlik, sağlık sorunları gibi problemlerimiz de var. Yaşam Amerika’da herkes için kolay değil.
Amacım yeni gelenlere, daha önceleri karşılaşılmış problemleri daha az yaşamaları için bir ışık tutabilmek. Kolaylıkları göstermek. İlk yazımda dediğim gibi, bunları bizler hep yaşayarak öğrendik, keşke sorabileceğimiz birileri olsaydı. Ama sizin var.
Amerika’ya ilk gelenin ilk yapmaya çalıştığı şeylerden biri de bir “kredi geçmişi” yaratmaktır. Kredi geçmişiniz yoksa neredeyse hiç bir şeyi taksitle alamazsınız. O yüzden hemen eşe dosta sorulur, forumlarda, gruplarda cevaplar aranır. İlk kredi kartı bir bankadan alınır. Az biraz kredi geçmişi oluşturunca da hemen department store dediğimiz büyük alışveriş mağazalarından kartlar edinilir.
Sonra ilk farkettiğimiz şey, taksitle bir şey aldığımızda, Türkiye’dekinin aksine aylık ödemelerin küçüklüğüdür. Üstelik Türkiye’de bol sıfırlı rakamlara alıştığımız zamanlarda, bir buzdolabı için ayda sadece $20 ödeyeceğinizi bilmek (çoğu zaman) bizi bir kamçılar ki öyle böyle değil.
Ehh bir de haydi eğri oturup, doğru konuşalım gösterişi de seven milletizdir. Şunun şurasında Amerika’ya geldik, doğru dürüst bir evimiz olmasın mı yani? “I pay my bills” (ben masraflarımı ödüyorum) diyen Amerikalı mutlu Amerikalıdır. Sıradan orta halli bir Amerikalı’nın evi sizi çok şaşırtabilir. Dolabında üç-beş gömleği, iki blue jean’i, bir pantolonu varsa, salonunda uzanabileceği bir kanepe, hele hele bir de arkaya yatan bir koltuğu (lazy boy), mutfağında üç-beş tabak çanak ve bir de televizyonu varsa değmeyin keyfine. Ama bizler öyle mi ya? En büyük ekranlı televizyon bizde olacak, en güzel koltuk takımı, o yetmez yere de halı, bir kaç takım porselen yemek takımı, güzel bir yatak odası, eh misafirden misafire kullanılan bir salon takımı derken, iki seneye kalmaz gırtlağa kadar borç oluşur… Ehh, dedik ya aylık taksitler düşük, ona $20, buna $30 derken çoktan sınırımızı aşarız.
Eh bu kadar eşya olacak, güzel bir arabamız da olmasın mı yani? Ev mi alacağız, mortgage ile kolay ama ıöyle en gösterişlisinden olmalı değil mi ama?
Neden? Eee dedik ya biz gösterişi severiz. Kime gösteriş yapacağız? Amerikalı tınmaz bile, çünkü o az ile mutlu, yine Türk’e! Zaman zaman “yükselen bir Türk var ise, ayağından aşağıya çeken de mutlaka bir Türktür” lafını duyarsınız buralarda çokça. Hep düşünmüşümdür “neden?” diye, işte bu psikolojidir bunun sebebi. Gösteriş yapmak için hep diğerlerinden üstün olacaksınız ki, gösterişiniz bir şeye değsin. Kızmayın bana sakın, etrafınıza baktığınızda bunlardan çokça göreceksiniz.
Son derece ucuza ikinci el bir araba ayağınızı yerden kesecekken, daha doğru dürüst topluma alışmamışken, dünya kadar borca girip en gösterişli araba da bunun için alınır.
Amerika’da yaşamaya başlayan Türklerin çoğunun daha bu ülkede 4 senesi dolmadan, borç çoktan gırtlağı geçer. Allah’tan sübaplar var. Eviniz mi var, hemen re-fi yaparsınız. Yani evinizi tekrar değerlendirip ödediğiniz kısımla, evin değeri arasındaki fark ile tüm kredi kartları borçlarınızı kapatır, kuş gibi hafiflersiniz. Ama, o kartların tekrar limitlerinin dolması çok zaman almaz. Sonra bankcruptcy, yani kişisel iflas. Evet, evet Amerika’da kişisel iflas da yapabilirsiniz. Gelirinize göre ve yasal şartları yerine getirmenize göre ya çok uzun vadede çok azar azar, bazı borçları ödersiniz, ya da tamamen borçlarınız silinir ama 10 sene kadar kolay kolay kredi bulamazsınız.
Bütün bunlardan sakın buradaki tüm Türklerin borçları böyle oluştu sonucunu çıkarmayın. Bir de işsiz kalıp, ya da sağlık harcamaları vs yüzünden kredi kartları ile yaşamak zorunda kalıp borç hanesini şişirenler de var ve tabi ki dengeyi çok iyi tutturabilen, Türkler de çok.
Oysa, Amerika’ya yaşamak için yeni gelen ya da bir kaç sene sadece öğrenci olarak kalanlar için son derece ucuza ev döşemek ve tüm ihtiyaçlarınızı karşılamak mümkündür. Kimse burada neden ikinci el eşya aldığınızı sorgulamaz, ayıplamaz. Üstelik binbir çeşit ikinci el eşya mağazaları vardır. Hatta, bu mağazalarda hiç kullanılmamış eşyalar bile bulmanız mümkündür. Haa “garage sale” ve “estate sale“leri unutmayın. Ben bir hafta sonunda, kiraladığım apartman dairesini estate sale’lerden $400’a döşemiştim, hem de herşeyiyle. Garaj sale’leri bilmeyeniniz yoktur, herkes kullanmadığı eşyaları (giyim, ev eşyası) evinin önünde satar haftasonları. Estate sale ise şöyle oluyor; aile büyükleri öldüğü zaman, çocukları bu işi yapan estate sale şirketlerinden birini kiralıyor ve evdeki herşeyi tepeden tırnağa fiyatlandırıyorlar. Cuma gününden Pazar akşamına kadar bu eşyalar, evi gezenler tarafından satın alınıyor. Bir şeyi gözünüze kestirdiniz ama fiyatı fazla mı geldi? Hemen o eşyanın numarasını vedikleri kağıda yazıp, ne kadar teklif ettiğinizi yazıyor, telefon numaranızı da ekliyorsunuz. Pazar günü saat 1’de açıyorlar kutuyu, hangi eşyaya, kim en çok teklifi verdiyse onu arıyorlar.. size de gidip almak kalıyor. Yani anlayacağınız burada ucuz yaşamak da mümkün. Yeter ki, gösteriş merakınız olmasın.
Yine cayır cayır yanıyor buralar, siz kendinizi serin tutun. Haftanız aydınlık olsun. Sevgiler,
Fethiye
Cok guzel noktalara deginmissiniz. Ilk geldigimde ilk kredi kartini alana kadar canim cikmisti. Ilkini aldiktan 3-4 ay sonra tonla kredi kartindan pre-approved kart teklifi gelmeye baslasi sonra. Amerikada credit history’nin onemi anlatmakla bitmez.
Garage sale’lere ayrica yard sale de deniyor (belki bizim buraya hastir). Biz yine ilk yillarimizda koskoca oturma odasi takimini $20′a mi ne almistik
Ellerinize saglik
Sevgili Fethiye, Ne kadar dogru ve oz, bir o kadar da yeni gelenlerin, gelecek olanlarin faydalanacagi noktalara deginmissin…
Amerika’da ilk geldigimde birak sene boyunca uc, bes, on, yuz kez de basvursan bir turlu ne bir credit card, ne bir store car icin onay alamamistim.. .
Malum Credit History yi buyutmek, borc gecmisi yaratmak, magazalarin, bankalarin gozunde borcuna sadik kisi kimligi kazanmak bu ulkede hayat kuranlar icin en onemli sey…
Tabi ilk Credit i almak, ilk borca girmek, aslinda turkiye den bu yaziyi okuyanlara cok ters gelebilir, ama o kadar onemli ki…
Tabi dediginiz gibi, birde bu credit history yi yaratip sonra bunun yuzunden “American Life/Dream” ugruna basini derde sokmak da var….
Bu konu cok uzun ve bilhassa cok ama cok onemli bir konu.. Amerika da hayata baslayanlarin, baslayacak olanlarin itina ile okuyup yasanilmis lardan ders almasi gereken bir konu dolayisi ile musadenizle UZUN UZUN yorumlarimi FORUM’da (www.usa-turk.com/forum) paylasmak istiyorum…
Ama bir noktaya da deginmeden edemeyecegim…. Evet Davulun Sesi Uzaktan Hos Geliyor bircoguna.. gecenlerde bir yorum okudum.. da aklima geldi.. Bizler buralarda ne zorluklari asiyoruz, ne sartlarda calisip kendimizi biryerlere getiriyoruz onlar degil de hemen akla gelen sorular/konular genelde su oluyor: “Vay be bak nasil araba kullaniyorlar? ” “Abi sende ne arabalar var?” (-Sana ne…:)) “Evi kaca aldin?”, “Ohhhhh Amerika li Turk.. hemenDolay milyoner i olduk sanki…”
Hayat Amerika da toz pembe kesinlikle degil, bir yere gelmek zaman ve cok caba gerektiriyor… O yerde o konumda durabilmek, kalabilmek ise cok daha fazlasini gerektiriyor…
Sakin yanlis anlasilmasin, bir Amerikali-Turk olmaktan guru duyuyorum, cektigim zorluklardan asla pismanlik duymuyorum ama sadece Turkiye den gorenlerin sandigi kadar da her seyin kolay olmadigini soylemek istiyorum…..
Neyseki internet aleminde hala yeni geleceklere egitim, yasam, gocmenlik, gundelik hayat, saglik akla gelebilecek her alanda yardimci olacak bircok sanal dost var….
bizler ilk geldigimizde boyle yol gosterici sanal siteler portallar sanal dostlar olsaydi belkide ICAT EDILMIS seyleri BASTAN ICAD Etmek ZORUNDA Kalmazdik…
Taylan YALNIZ
Ikinize de tesekkur ederim. Tabi kisa kisa deginmek zorunda hissettigimden, cok fazla bilgiyi icermiyor ama. Gecen haftaki “POND yapma” olayini anlattigim yazimdaki bir yorumu gorunce, burada gulluk gulistanlik bir hayat yasadigimi sanmis Sevgili Okur. Soyle bir donup baktim da neredeyim su noktada diye, o yuzden belirtmek ihtiyaci hissettim.
Forumlarda kredi history ve ilk baslatma daha bir cok konuda yardim isteyenlere, elimizden geldigi kadar aydinlatici olmaya calisiyoruz, tecrubesi olan herkes de caba gosteriyor, bu cok sevinilesi bir sey. Ben ilk geldigimde kaza yaptigimda bile nereye basvurup ne yapacagimi bilmiyordum mesela. Offf daha anlatacak cok sey var.. sorun, sormaktan cekinmeyin lutfen.. Forum bu sorularin cevabi icin dostlar.
Sevgiler,
FEthiye
Eline saglik ne guzel anlatmissin.
ucuz arabada da auctionlari unutmayin..Biz gecen sene dealerda alacagimiz kullanilmis arabanin parasi ile dealera varmadan auctionda durduk ve yarim saat sonra iki araba ile ciktik:)
Mine Tockey
Sanırım bu sitenin yazarları yıllardır Türkiye’ye gelmemişler.
Öncelikle aylık 30 dolar(45 Lira) taksit burada da ideal bir buzdolabı taksididir.Kredi kartları ve kredi geçmişi aynı şekilde önemlidir.O fazladan sıfırları paradan atalı 3 sene oldu.Dünyada en garip kredi kartı icatları Türk bankacılardan çıkmaktadır ve derhal yayılmaktadır.
Bunun dışında estate sale,garage sale gibi konular gerçekten yardımcı oldu kafamda bir şeylerin şekillenmesine teşekkür ederim.Tecrübeleriniz gerçekten anlamlı ve ufuk açıyor.
Benim takıntım toz pembe anlatımlar ve Türk gündemine hakim olmamakla ilgili…
Zeki bey, oncelikle yorumunuz icin tesekkur ederim. Ne var ki, odenen taksitin miktari, paranin satin alma gucuyle dogru orantili olarak ortaya konur. Kaldi ki, ben zaten yazimda o bol sifirli rakamlar doneminde bu rakam bize kucuk geliyordu diye belirtmistim.
Kredi kartlari odemeleriyle, kredi gecmisi ayni sey degil. Burada ev kiralarken bile kredi raporunuzu hemen cekip bakarlar. Aldiginiz araba ya da kullandiginiz herhangi bir kredi kartinin faizi de kredi raporunuzdaki skora gore belirlenir.
Ben belirttigim gibi, yazar olma iddiasinda hic degilim, sadece deneyimlerimi paylasip, yeni gelenlerin bizlerin dustugu hatalara dusmemeleri konusunda yardimci olabilirim umidi tasiyorum. Iyi gunler dilerim,
Sevgiyle,
Estağfurullah.Amacım ne sizi ne de “apartment” yazısındaki beyefendiyi zan altında bırakmak değildi.Oraya da bırakacağım benzeri mesajı.Yazılarımın ölçüsü birazcık kaçmış.Kastettiğimden sert yorumlamışım.Açıkçası yorumlarımın onaylanıp yayınlanmasını bile beklemiyordum
.
Yardımcı olduğunuzu orada da belirtmişim.SAT için Mart’tan beri “collegeboard” kitaplarına,öss kitaplarına boğulduğumdan artık Amerika iyiden iyiye sinirlerimi bozmaya başladı.Bu süreç Ocak’a kadar devam edeceğinden arabesk’e bağlanmışım iyiden.Sert üslubum için özür dilerim.
Zeki Bey niye sasirdiniz ki yorumunuzun yayinlanmasina? Herkesin bir fikri vardir ve kisiel hakaret icermedigi surece sitemizin aciklik politikasina uygun sekilde yayinliyoruz herseyi. Benim de tarzin sert diye yorumlariniz kimi zaman ama sert elestirmek ayri hakaret ayri. Tabii bir sey konusunda pek bilgili olmadan yorum yapmak da bazen yanlis anlamalara yol aciyor. Ben her sene gelirim TR’ye ama bir ayda yine kendimi yabanci gibi hissederek donerim. Kiralara falan bakmam, beyaz esyaya bakmam, dolayisi ile o tip seylerde fikrimizin olmamasi normal degil mi? Ben TR’ye geldigimde babam hemen havaalaninda der “Turk paran var mi? Bilmam kac milyon vereyim mi yaninda dursun?”. “Ver bakalim ama o … milyon ne ise yayar bilmem” derim. Cunku o an benim icin pek bi anlam tazimaz… Taaaaa ki soyle 3-4 gun sokaklarda gezip de o gunun Turkiye’sini taniyana kadar. Bir sonraki gelisim yine aynidir, Turkiye’yi yine yeni yeniden tanimam gerekir…
Haklısınız Türkiye sürekli değişiyor.
Kuruşlarla,Liralarla konuşmaya iyice alıştı dilimiz,AB süreci,şunlar,bunlar sonu gelmez bir konu topluluğu…
Amerikan mantığına alışıyorsunuz haliyle.Sıradan bir Türk için ezbere bilmekte ve sürekli konuşmakta hiç zorluk çekilmeyecek bu konular bir Amerikan için çok ince ayrıntılardır.Gereksizdir.
Bunu hesaba katmam gerekirdi.
Düşünmem gerekirdi.