Prensese Hazırlık


Prensese Hazırlık

Amerika’ya geldim geleli 18 yıldır şu sağlık olayından hep şikayet ederim. İlk şok eden tecrübem dişim için kanal tedavi gerektiğinde olmuştu. Gittim, adam dedi [yanılmıyorsam] $1,700! Dedim “benim sigorta var, o zaman ne olur?” Bu, Amerika’da sağlık sigortası krizi yaşayanların ilk sorusudur, eminim herkes en azından bir kere kullanmıştır bu cümleyi… Dedi “bu senin ödemen gereken“… Tabii bir süre ağrıya katlandık, ilk fırsatta Türkiye’ye gittik ve dişlerimizi falan da yaptırıp cebimizden $1,700′den az para harcayarak, tatil yaparak, aile ve arkadaşları görerek hatta ufak tefek hediye paraları da dahil bu şoku atlattık.

Şimdi doğum olayında da benzer birşey beklemiyordum desem yalan olur ama arkadaşlardan duyduğumuz “kazık atma” hikayeleri hep ufak tefek şeylerde olunca içim az daha rahattı. Yine de kazık yemedik anlamına gelmesin, benim hanım bir iki doktor ile papaz oluyordu. Aslında doktor değil de muhasebe memurlarıyla. Bu insanlarda beyni olduğuna şüphem epey artmış durumda. Bütün doktor muhasebesinde çalışanlar Allah akıl fikir dağıtırken kapı eşiğine saklananlardan mı oluşur be kardeşim!

Neyse, dedim ya bu sefer ki sağlık sigortası olayı resmen 18 yıllık sağlık sigortası kabuslarıma meydan okurcasına güzel geçti. Hamilelik boyunca ufak tefek masraflar oldu ama en genel haliyle sadece ilk doktor muayenesine ödüyorsunuz ödemeniz gereken parayı (deductible/co-pay). Sonrası “global billing” denen bir plan program dahilinde hallediliyormus. Yalnız dikkat etmeniz gereken eğer doktor değiştirecek olursanız bu arada özellikle global billing yapıp yapmadıklarından emin olun, yoksa en azından her gittiğinizde co-pay ödetiyorlar. Bu da nerden baksanız $300-400 demektir havadan ödeyeceğiniz…

Zamanı geldi…

Bekleme_TakvimEvet dönelim bizim maceramıza… Duru hanımın dünyamıza teşrifine üç beş gün kala artık her fırsatta yürüşlere çıkmaya başladık. İki yanıltıcı alarmdan sonra bir pazartesi akşamı yemekte hanım dedi “Millet heyecan, panik yok, zamanı geldi!” Ah tabii heyecan yok panik yok, herkesin gözler fıldır fıldır ama heyecan panik olmasın diye içimizdeki haykırışları yutuyoruz. Heyecan çığlığı atamamanın verdiği ızdırap gözlerimizde yaş olarak belirmeye başlıyor :) Benim hanım tabii dokuz aydır hem Türkçe hem İngilizce üç beş web sitesini devamlı okuyor. Benim gibi tek bir tane siteye çıkılıp kalmadı, doğası gereği her açıdan değerlendirmesi gerekiyor durumu. Bizler lokmalarımız boğazımıza dizilirken Özge sakin sakin devam ediyor yemeğe, “aman durun şu yemeği bitireyim, oraya gidince yemek vermiyorlarmıs, kimbilir kaç saat aç kalırım!” “Tamam” dedik tamam olmasına da o yedi biz baktık… Yemeğimizi bitirdik ve doktor ofisini aradık, mesai dışı sisteme numaramızı bıraktık, beklemeye başladık. Üç dakika sonra avucumuzun içindeki telefon çalar, hanım açar, “Alo” demesiyle gözleri ışıldar. Şansımıza da ertesi gün izne çıkacak olan ve Özge’nin çok beğendiği, bu işte bayağı uzman doktor nöbetçi imiş. Hemen bir çok “evet” ve bir kaç “hayır” cevabının ardından doktor bey “yarım saat sonra hastahanede buluşalım!” emrini verir… Doğum çantamız zaten günlerdir kapının arkasında hazır, hemen anneleri, hanımı ve çantayı attım arabaya, koyulduk yola.

Hastahaneye vardık, hanımları hemen ön kapıda nazikçe silkeleyip arabayı parkettim. Şimdi buraya ne yazsam yalan, hatırladığım kadarıyla otoparktan uçarak hastahaneye gittim ve hanım tekerlekli sandalyede hemşire ile asansörün orada hep birlikte bekliyorlardı. Asansör geldi, hep beraber daldık… Birden kayınvalide kendine geldi, aaa olmadı şimdi, cüp attı kendini asansörden dışarı. İzmit depremini yaşadıktan sonra kapalı yerler artık pek bize gelmiyor… Durumun aciliyeti nedeni ile onu oracıkta bırakıp çıkacağız.

Odamıza yerleşiyoruz…

Hospital_Aletler_Y1Hemen 3. katta bulduk kendimizi. Odamız falan belirlenmiş, doğru odaya. Asansörde yanımızdaki hastabakıcıya durumu anlatmıştık, “hallederiz” dedi. Ben tabii Özge’yi anneme emanet edip hastabakıcı ile birlikte kayınvalideyi almaya. Asansörle inip, kayınvalideyi alıp hep birlikte uzun koridorlarda ilerlemeye başladık. Tabii gece olduğundan çok insan yok ortalıkta, her kapıyı kartla açıyor hastabakıcı, merdivenleri buluyoruz ve çıkıyoruz 3. kata.  Özge üzerini değiştirip yatağına yerleşmiş bile. İğneden korkan hanımın her tarafından kablolar, borular çıkıyor, başucunda serum torbaları, diğer tarafında minik monitörler, kalp atışları, ağrılar sızılar takip ediliyor. İlk işimiz tabii hangi ekran nedir onları çözmek oldu…

Evet odamıza yerleşip bir “oh!” dediğimizde saat gece civarı idi. Artık beklemekten başka pek bi çaremiz yoktu…

 



One Response to “Prensese Hazırlık”

  1. aysel diyor ki:

    Caniiimm o gunleri yeniden yasadim. Nebuyuk mutluluk ,ne buyuk heyecandi o gun…….

Yorum Yaz