Şehircilik ve Su Havzaları


Şehircilik ve Su Havzaları

Bu hafta hepimizin yüreğini İstanbul’daki sel felaketi dağladı. Bu devirde hala İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşanan sel felaketinin 34 vatandaşımızın canını alması akılların almayacağı bir şey gibi görünüyor. Hele hele annesinin elinden kayıp gidiveren o küçücük kız çocuğunun görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Her şeyden evvel kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerim.

Tabi bu ister istemez bana Amerika’daki şehirciliği düşündürdü, sizlerle de paylaşmak istedim. Daha önceki yazılarımdan da bildiğiniz gibi her hafta, değişik bir gölde balığa giderim. Amerika gibi kamp yapmayı yaşam şekli haline getirmiş bir ülkede bile, çoğu göllerin kenarında, eğer bir camp ground (kamp için hazırlanmış özel yer) yok ise, göl etrafında gecelemek bile yasaktir. Camp Ground’lara da bir göz atsanız, Türkiye gibi, camping’in pek yaygın olmadığı bir ülke insanları için şaşırtıcı gelebilir. Doğrusu beni çok şaşırtmıştı. Bu alanlar, genel de bir nehir ya da göl kenarı, ya da bir orman içinde her aile için ayrılmış, bir açık mangal, bir araba park yeri (elektrik bağlantısı da olan) ve piknik masası olan bölümlerden oluşur. Herkesin kullanabileceği, sıcak suyu da bulunan duş, her zaman tuvalet kağıdı bulunan ve temizliği kontrol edilen umumi tuvaletler de mevcuttur. Fakat bütün bu kamplarda bile kanalizasyon yoktur. Hatta, motor home dediğimiz, ev gibi hazırlanmış otobüsler ve camper’ların, botların içindeki tuvalet tanklarının da boşaltılabilmesi için özel hazırlanmış septik bağlantılar vardır. Bizim foseptik dediğimiz sistem kurulmuştur yani. Belirli aralıklarla bu foseptikler boşaltılır ve şu kaynaklarına ulaşmasına izin verilmez. Gördüğünüz tüm nehir ve göllerin etrafında yapılaşma kesinlikle önlenmiştir.

Şehir içi durum

Buraya kadar anlattıklarım şehir dışı sayılabilecek yerler. Bırakın nehir ve dere yataklarına yapılaşmaya müsade edilmesine, hatta bu dereler ve nehirler korunarak şehir içindekiler “wet area” (ıslak alan) ilan edilir ve oralarda yaşayan su hayvanları korunur.

Belediyelere alınacak olan elemanlar, kesinlikle konunun uzmanlarından seçilerek, işe başvuran elemanlar tüm başvurular arasından sıkı bir elemeden geçirilerek, mülakatları da en az iki kişi tarafından yapılır. Hiç kimsenin “hamili kart yakınımdır” gibi bir yaklaşımına kesinlikle müsade edilmeyeceği gibi, hiç bir siyasi de, seçilmeden evvel kimseye iş vaadinde bulunamaz. Seçildikten sonra da “kendi ekibimle çalışacağım” diye belediyedeki uzmanların yerlerini değiştiremez, isten çıkarıp yenilerini istihdam edemez.

Hatta belediyelerde tercihen o şehirde uzun yıllar yaşamış insanlar aranır ki, şehrin özel yapısını, ihtiyaçlarını daha iyi anlasın. Yeni bir yerleşim planı hazırlanırken, daha önceden bu bölgenin, alt yapısı hazırlanır. Yani elektriği, suyu, doğal gazı, telefon hatları, okul kurulacak yeri ve en önemlisi YEŞİL ALANI planlanır. Ondan sonra ev yapılacak parseller belirlenir.

Hiç sel olmaz mi?

GoldBeach 113Tabi ki yine de nehirlere çok yakın olmamakla birlikte yapılaşma vardır ve bunlar daha önce söylediğim gibi septik çukurlarla (foseptik) kanalizasyonlarını kontrol altında tutarlar. Kimse doğanın ne kadar ileri gidebileceğini garanti edemeyeceği için, yine de seller olur tabi. Ama bunlar da şehir planında “flood zone” (sel bölgesi) olarak belirtilir ve o bölgelerde ev almak için bankadan ev kredisi talep ettiğinizde, özel sel sigortası yapmanız zorunludur. Öyle bizlerin alıştığı gibi imar planı değişiklikleri belediyelerde sıklıkla görülmez. Hele hele dere yataklarına ev yapmak zaten kimsenin aklına gelmeyeceği gibi, buna kesinlikle izin de verilmez.

Çok iyi hatırlıyorum, oturduğum şehirde geçen senelerde çok iyi bilinen büyük mağazalardan biri geniş bir boşluk olan alana bir şube açmak için başvuruda bulundu. Şehir (belediye) de bunu tartışmaya açtı. Yöre halkı, o çevrede oturanlar protesto ettiler. Bu mağazanın orada açılmasının, o bölgenin trafiğini artıracağını, gürültü kirliliği yaratacağını ve istemediklerini söylediler ve belediye de teklifi reddetti, mağaza açılamadı.

İnsanların katılımı

Tüm belediyelerde o bölge insanlarının katıldığı komiteler vardır. İnsanlar yaşadıkları yerde söz sahibi olmak için, zaman ayırır şehir toplantılarına katılırlar. Ne zaman ki Türkiye’de de insanlar yaşadıkları alana sahip çıkmayı hem bir hak, hem bir görev olarak görmeye başlayacaklar, sanırım o zaman Türkiye belediyelerinde de işler daha sağlıklı yürüyecek.

Felaket haberlerinin yer almadığı, aydınlık bir hafta diliyorum.

Sevgiler,

Fethiye

 


İlgili Yazılar

  • No Related Post


8 Responses to “Şehircilik ve Su Havzaları”

  1. Yalçın Sert diyor ki:

    Guzel konuya deginmissin Fethiye abla. Yalniz bir duzeltme yapmak lazim, Turkiye’dekiler yasadiklari yerleri temiz tutma, gelistirme konusunda “once” gorevli sonra hakli gormeliler. Hak once verilirse goreve sira hic gelmiyor :)

    Bunun disinda bu flood zone’a yapi izni vermeme olayi cok eskilere dayanmiyor sanirim. Mesela New Orleans’in yaklasim 2 metre su seviyesi altinda oldugunu bir Katrina felaketiyle ogrendik. Tabii bu cok sktrem bir ornek olabilir. Ben ev alirken flood zone olayini mortgage vereceklerle epey bi konusmustuk.

  2. Fethiye diyor ki:

    Haa evet Yalcin, haklisin temiz tutma konusu da ayri bir konu ama onu da kamp yerleriyle ilgili baska bir yazida ele alirim. Insanlarin nasil cop torbalarini yanlarinda getirip, coplerini de orada birakmadiklarini anlatmak lazim. Bizde piknik alanlari bile copluge donusur malesef.Iste insanlar once sahip cikacak tabi, sonra da hesap sorma haklari olacak. Hatirlatmalarin icin tesekkur ederim.
    Sevgiler,

  3. Yılmaz Örmeci diyor ki:

    Fethiye hanım, emeğinize sağlık, ancak Amerika’daki aynı konudaki yasa ve yönetmeliklerin fazlası Türkiye’de onyıllardır zaten var. Özellikle SU HAVZALARI gizlilik derecesi yüksek bilgilerdir ve dere yatakları, göl ve denizlerin belli bir mesafesine kadar yerleşime izin verilmez. Asıl sıkıntı yasalarda değil, uygulayıcılarda ve rant için kaçak yapılaşmalarda. Piknik alanları da eskisi gibi çöplüğe dönüşmüyor, herkesi birbirini uyarıyor en azından buralarda (Antalya) böyle. Selamlar.

    • Fethiye Temiz diyor ki:

      Yilmaz bey, zaten Turkiye’nin en buyuk sorunu da bu degil mi? Yasalar her uygar ulkede asagi yukari ayni. Onemli olan yasayi yapmak degil, uygulamak.. Turkiye’de trafikten tutun her alanda yasayi uygulamakta sorun zaten. Antalya’ya gelince, saniyorum Antalya cok daha medeni Istanbul’a gore. Istanbul daha kozmopolit ve malesef piknik alanlarini birakin, deniz kenarindaki yesillikler bile copluk halinde.
      Sevgiyle,

  4. Tuncay Temiz diyor ki:

    Amerika’nın vahşi kapitalizmden ibaret olmadığını anlatan güzel bir yazı, eline sağlık…

    • Fethiye Temiz diyor ki:

      Sevgili Tuncay,
      Aslinda yaziya baslarken aklimda olan ama sonradan unuttugum bir baska yonu de vardi olayin. O da, felaketden sonra sivil orgutlenmenin onemi. Mesela Katrina felaketinden sonra bunu cok acik olarak gormustuk. Insanlar da hemen herseyi devletten beklemiyor. Hemen orgutleniyorlar.. bir grup kadin hemen cocuklari bir tek yere topluyor ve onlardan sorumlu oluyor, bir kismi yemek isini organize ediyor.. sonra hep birlikte bizim imeceye benzer bir yontemle hasar goren evleri tamir ediyorlar, vs vs.. Ulkelerin devlet politikalari ile insanlarini ayri tutmak lazim.
      Sevgiyle,
      Fethiye

  5. zeki AYDIN diyor ki:

    mrb güzel bir konuya değindiniz türkiyede belediyecilik.türkiyenin karadeliği.çokta görmüyorum insanlara haklarını aramayı öğretmezsen sonuç normal.kimse afaet olmasını istemez allah hayatını kaybedenlere gani gani rahmet etsin kederli ailelerinde sabrı celiller niyaz etsin.1999. yılında özel sektörden güzde bir belediyemize transfer oldum.3.yıl hergün işten eve gelirken yarın birdaha işe gitmeyeceğim şartı ile eve gelirdim.allah sizin ölmüşlerinizede rahmet etsin benim babamada derdim baba yarın işe gitmiyorum rahmatli babam kızar sabaha kadar nasihat ederdi sabah tekrar işe giderdim.bunları niçin anlattım hani diyorsunuzya belediyede çalıştıracağınız personeli denyimli ve işinin uzmanı olması lazım.güldürmeyin insanı siz transfer yapıyorsunuz özel sektörden.sonra çamura düşünce gelçıkar.bu yazıları bukadar bilinçli yazıyorsanız herhalde türkiyenin belediyecilik anlamında sorunlarınıda biliyorsunuz.neşterin nereden başlaması gerektiğinide biliyosunuz.

  6. Fethiye Temiz diyor ki:

    Malesef Zeki bey biliyorum tabi. Her sey profesyonellikten geciyor. Devlet ya da ozel isler gercek uzmanlarla, siyasi baski olmadan ve profesyonelce yapilirsa, ancak o zaman hersey yolunda gider. Bunun icin de insanlarimizin bu bikince erismesi gerekiyor.

Yorum Yaz