Gökhan Dağcı İle Röportaj


Gökhan Dağcı İle Röportaj

Bize kısaca Amerika’ya gelmeden önce Türkiye’deki günlük ve akademik, genel yaşamını kısaca anlatır mısın?

Amerika’ya gelmeden önce Bursa Uludağ Üniversitesi‘nde Kamu Yönetimi bölümüne devam ediyordum, özellikle politika bilimi derslerimi gerçekten çok seviyordum. Okul dışında son yılıma kadar iki özel bankada ve bir yağ fabrikasında staj yaptım. Yine sürekli seminerlere ve kariyer günlerini takip etmişimdir, ücretli olarak dahi katıldıklarım olmuştur. Bunların en büyük getirisi güzel bir CV’nin yanı sıra kendimi keşfetmem; ne tür meslekler bana göre uygun olabilir, ofis yada değil, rakamsal yada değil, yine her bir staj kişiye kesinlikle o iş ve sektör hakkında bilgi veriyor. Seminerler ve kariyer günlerindeki konuşmacılarda kişiye bir harita ve beyin fırtınası sağlıyor; tabii motivasyon da. Son olarakta dördüncü sınıfta KPSS çalışmaya başlamıştım ancak bir yandan da yurt dışına nasıl çıkabilirim ve ingilizcemi ilerletebilirimin hesabını yapıyordum.

Sosyal anlamda ise üniversitemin ve öğrenci topluluklarının hizmetlerinden hep yararlanmaya katılmaya çalıştım. Okçuluk topluluğu en zevk aldıklarımdan biriydi. Yine yemek yapıp arkadaşlar ile o paha biçilmez sabaha kadar süren sohbetler unutulmaz.

Amerika’da eğitime nasıl karar verdin? Başka ülkeleri de düşündün mü?

Chemeketa_Gokhan_Group1Üçüncü sınıfın sonunda yaz tatili için memleketime geldiğimde bavulumu kapının önüne bırakıp tam zili çalmadan önce birden aklıma son bir yılım kaldığı geldi, bu bavulları seneye buraya koyduğunda mezun olmuş olacaksın dedim kendi kendime, peki sonra? Bu benim okul bittikten sonra ki hedefimi kesin olarak masaya koymanı daha da kesinleştirmişti. Kamu Yönetimini seçmemdeki yegane amacım kaymakam olabilmekti. Ancak İngilizce’nin önemi, evrenselliği, katıldığım seminerlerin ve yurtdışına gitmiş arkadaşlarımın etkisi beni ikilemde bıraktı. KPSS hazırlık veya yurt dışı? Günler, haftalar sonundaki kendimi sorgulamamın sonunda KPSS sınavına tekrar girebilirdim ancak her istediğim zaman yurt dışına gidebilir miydim? Oldu. Bilgisayarım başında aldım soluğu ve Google arama motoru sayesinde telefonlarına ulaştığım İstanbul’daki yurtdışı eğitim acenta ve şirketleri ile konuştum ve sonuçta üç aylık 10-12 bin dolar fiyat. ESL olarak Malta, İngiltere, Kanada, CapeTown (Afrika), USA… On bin doların altına bir fiyat bulamadım. Ve bu fiyat, altı aydan çok çok azdı, belki 3-4 aylık, bu da çok kısaydı. Son sınıf olduğum için Work & Travel‘da (WAT) yapamıyordum (o zaman ki kanun gereği). Çantamı toplayıp İstanbul’da birde yüz yüze görüşmeye ve bazı eğitim danışmanları ile konuşmaya karar verdim. Ancak maddi açıdan dolayı yine sonuç alamadım, taa ki tur rehberi eniştem o iki değerli insan ile tanışıncaya kadar.

Hazırlıklar ve karar aşamasında senin yolunu izlemek isteyen gençlere tavsiyelerin ve bu işin püf noktaları sence neler?

Herşeyden önce bu işin püf noktası diyebileceğimiz noktası karar vermek ve araştırma yapmak. Çünkü karar vermek kişiyi beynen ve psikolojik olarak rahat hissetmesini sağlıyor; ‘evet ben doğru yoldayım, bu benim hedefim’ bunu demek çok önemli çünkü, ikilemde olmak, kararsız olmak gitsem mi kalsam mı demek doğacak olan sonuçlardan kişiyi olumsuz etkilemekte. Yine araştırma yapmak, kişiyi hem ne yaptığının içine sinmesini sağlıyor hemde muhakemesini arttırıyor. Sonuçta verilen karar kolay değil, sadece iki bavul ile vatanınızdan, ailenizden, dostalarınızdan, ayrılacaksınız, gidilmeden önceki her bir bilgi sizin yurtdışına daha iyi adapte olmanızı sağlayacak. Gençler bu noktayı hep atlıyor ve yurtdışındayken işlerin aslında pekte filmlerdeki gibi olmadığı pek çok zorlukların çekilebileceği unutulmamalı.

Amerika konusunda en büyük endişen, korkun ne idi?

Chemeketa Community College

Amerika konusunda oldu mu bilmem ama uçağa ilk defa bindiğim için aktarmalarda “acaba bavullarımı eksiksiz alabilecek miyim?” korkusunun olduğunu hatırlıyorum. Onun dışında elbetteki herşey benim ilk olacaktı ve bu yüzden doğabilecek endişelerim vardı ve ekonomik açıdan bir sorun yaşar mıydım? Ancak okulumun (Chemeketa Community College – Salem Oregon) ve yanında kaldığım Amerikalı aileler sayesinde değil problem herşey tam tersine eğlence, bir keşif halini aldı.

Senin Chemeketa Community College’i seçmendeki etkenler nelerdir?

Öncelikle Community College’lar ekonomiklik&kalite, eğitim, diğer okullara transfer, çalışma imkanları, burs, Amerikan eğitim ve yaşam sistemine alışmak için harika bir başlangıç. Size özgürlük tanıyorlar. 2+2 Sistem sayesinde öğrenci ilk iki yıl uzmanlaşacağı alanda community collegelarda eğitim görüyor ve sonrasında dört yıllık bir üniversiteye transfer olabiliyor. Bu arada ilk iki yıl daha az harc ödemiş, ortak derslerini almış ve kendisine en uygun dört yıllık programı veya master programını bu süre içinde seçmiş oluyor. Hatta burs alma şansıda daha artıyor. Başvuruları gayet kolay ve çok az posedürleri var.

Benim Chemeketa Community College ile tanışmam ESL programlarına baktığım sırada bana sunduğu ekonomik fiyatları sayesinde ve sonrasında işletme bölümüne geçiş yapma imkanı sunması, Oregon eyaletinin başkent koleji olması, ESL programına sahip olması, mezuniyet sonrası bir yıl çalışma izni vermesi, sosyal imkanları, okul sonrası danışmanlık hizmeti, burs imkanları ve daha sayamadıklarım. Ben sadece dil kursu için yazılmıştım sonrasında işletme bölümüne transfer oldum, okulda çalışma imkanı elde ettim ve eğer tercih etseydim mezuniyet sonrası bir yıl da çalışma imkanı elde edebilecektim.

Amerika’daki ilk zamanların ve okula alışma sürecin nasıl oldu?

Aslında o dönemden çok çekinceliydim, ancak Chemeketa Community College’ın hazırladığı harika oryantasyon programı ve danışmanlık sistemi sayesinde çok kolay bir şekilde aştım. Çünkü rresme bakıldığında herşey yeni, başka bir dil,kültür,sistem ve tek Türk öğrencisi benim. Acak oryantasyon denilen o kısımda okul açılmadan bir hafta önce öğrenciye şehir, okul, sistem anlatılıp gösteriliyor. Her turlu evrak ve kişisel problem ile ilgili yardım alabiliyorsunuz. Tabiki bu esnada diğer yeni gelen uluslararası öğrenciler ile görüşme imkanıda oluyor ve böylece insan kendini daha sosyal, rahat ve huzurlu hissediyor.

Okul hayatın süresince unutamadığın olaylar mutlaka vardır, bir kaç örnek verebilir misin?

Aslında bu çok uzun cevaplanabilecek bir soru fakat iki ana noktada toplamak isterim.

Farkı, farklıyı görmek. Açacak olur isem, farklı bir coğrafya,kültür, anlayış, bakış, tat,zevk. . . yine farklı,farklı ırktan insanlar. On beş saatlik bir uçuş ve iki gün sonra okulun ilk günü etrafımda benimle konuşan altı farklı ülkeden insanın olması, farklı tenleri, farklı göz yapıları, espirileri, kültürleri insanı alıp götürüyor. Öğrenmeye teşvik ediyor, sormaya, bu farklılığın tadını yaşamak, yalnız olunmadığını bilmek, insanın beynini otomatik olarak anında çalıştırıyor.

İkincisi ise ”Mutluyken mutluydum”. Demek istediğim kafam ve ruhum rahattı. Eğlendiğimde gerçekten eğleniyordum, kafam başka yerlerde yada sorunlar ile meşkul değildi. Türkiye’deyken öğrenciliğim sırasında lisedeyken kafamda ÖSS, üniversitede kariyer, sınav, staj fakat Amerika’da kafamın ve iç huzurumun çok rahat olduğunu gördüm. Eğlenirken gerçekten eğleniyordum kafamda başka başka problemler yoktu.

Tabiki bunların dışında Kanada’ya klasik otomobil fuarına tabanı delik bir klasik ile gitmeyi, Meksika’ya bir öğlen yemeğinden sonra gitmeye karar vermem, bir fuarda boynuma iki metre boğa yılanı almam, okulun uluslararası öğrenciler futbol takımının kaptanlığını yapmam, Habitat için yoksul göçmen aileler adına ev yapımında bizzat çalışmak, gönüllü olarak evsizlere çorba servisinde çalışmak, bir gece kilisede onlar ile uyumak, tiyatroda gönüllü yer göstericiliği yaptığım sırada izlediğim sayısız gösterielr, gezdiğim eşsiz müzeleri de katabilirim.

Okul sonrası neden döndün? Bu baştan verilmiş bir kararmıydı?

Chemeketa_Gokhan_1Evet bunu da planlamıştım, ”tamamdır artık dönme vakti” dedim.’ Amerika’ya ayak bastığım günden beri zaten döneceğimi biliyor ve buna göre planımı yapmıştım. Ancak ilk başlardan plan benim altı ay kadar kalmamdı. Ancak zaman içerisinde yanında kaldığım kişiler ile herşey yolunda gidince dolar 1,100′ere gerileyince, ben iş bulunca, hatta sonraları ben okulun işletme bölümünden dersler almaya başlayınca işler çok değişti ve iki yılı tamamladım.

Dönme kararımda etkili olan etkenlerin başında pek tabi ki de ailem, oradaki geçmişim ve kariyer hedeflerim. Ben Türkiye demiştim. Ben Türkiye’yi denemek istedim. Ayrıca ne yalan İstanbul hiçte unutulacak bir şehir değil. Tabi bu bir tercihtir yine Amerika’da iki veya dört yıllık bir üniversiteden mezun her öğrenci bir ile iki yıl çalışma hakkına sahiptir. Ben tercihimi Türkiye’den yana yaptım ve şu an çalıştığım ve hedefim olan dış ticaret satış ve pazarlama pozisyonuna bakarak gelmekten dolayı çok mutluyum. Ama yarının ne olacağını kimse bilemez.

Türkiye’ye dönüşte yaşadığın zorluklar neler?

İlk önce iki yıl hiç Türkiye ye gelmeyip sonradan on-beş saatlik uçuştan sonra Atatürk Havaalanı’na indikten sonra tabiki insan tarif edemediği muazzam bir duygu yoğunluğu yaşıyor. Şöyleki iki yıldan sonra bu seferde Amerika’da da bir geçmişim, dostluklarım, anılarım, öğrenciliğim ve iş hayatım olmuştu. Ama siz yine bir on beş saatlik bir uçuştan sonra tüm onları geride bırakıp vatanınıza dönüyorsunuz. Elbette ki orada dostluklarım devam ediyor e-mail ve telefon aracılığı ile ama görmek ve dokunmak başka. Kim pazar sabahı gazetesini internetten okumak isterki?

Int. Soccer TeamYine vatanınıza döndüğüzde artık o eski siz değilsiniz, değişmiş oluyorsunuz. Çünkü otuz farklı insan ile konuşmak, fikir ve kültür paylaşmak, farklı yaşamlar, hayat tarzları görmek, farklı kültürler ile tanışmak, kendi kültürünüzde çok ters olan başka bir milletin kültüründe çok normal yada değerli olması ve son olarakta başka başka diyarlar görmüş olmak, coğrafyalara ayak basmak insanı bir değişime, farklı bir düşünce yapısına götürüyor. Elbetteki bütün bunların insanı bir üst kültüre taşıdığına inanıyorum. Burada ki zorluk ise vatana geri dönüldüğünde anlaşılamamanız, karşınıza kalıplara kilitlenmiş düşüncelerin çıkmış olması yada bu birikimleinizi aktaramamayışınız.

Şu anda Türkiye’de ne yapıyorsun?

Öncelikle bu soruya şöyle başlamak isterim, bana sorarsanız hayatımın mesleği öğrencilik ve hep de öyle kalacak. Elbette biz öğrenmeye açık olduğumuz sürece hep birer öğrenciyiz ancak benim meslek olarak kastettiğim, o sadece derslerden sorumlu olunan, kampüs hayatı, sınavları olan dönem. Şu an desinler yine hiç düşünmeden öğrenci olurum ama sizin de bildiğiniz gibi zaman ilerledikçe, insanın hayatta durduğu konumu, sorumlulukları, şartları değişiyor ve buna göre yeniden kendini konumlandırıyor. Öğrencilikten sonra sanırım buna iş hayatı diyorlar.

Bende şu anda sektöründe öncü olan bir ambalaj firmasında ihracat sorumlusu olarak iş hayatına atılmış bulunmaktayım.

Gökhan Dağcı

Beş Dakika Sohbetle Başlayan Amerika Maceram >>>

 



3 Responses to “Gökhan Dağcı İle Röportaj”

  1. Yalçın Sert diyor ki:

    Roportaj icin tesekkurler. Geri Turkiye’ye donup bir kariyere basladigin icin bir cogumuzdan cok farkli bir yolun olmus. Bundan sonraki Turkiye tecrubelerini de simdiden merak ediyorum. Zaman buldukca kisa kisa da olsa yazarsan sevinirim.

    Yalcin

  2. Gökhan Dağcı diyor ki:

    Ne yalan hayattta yapılan tercihler insanları bir yerlere getiriyor, elbetteki herkesin en iyi tercihini yapması dileğimiz ama en iyinin hangisi olduğunu da kimse bilemeyeceğinden benim yolum, içime en çok sineni olmuştur. Bu yüzden de keşkelerimin oranı çok şükür ki az.

    Ve şimdilik nice yazılarda buluşmak üzere diyelim.

    Tekrardan teşekkürler_

  3. yurtdışı eğitim diyor ki:

    çok güzel bir röportaj olmuş ememğinize sağlık…

Yorum Yaz