Ev sahibi olmanın en olumlu yanlarından biri istediğiniz değişikliği yapabilmek, ama bir yandanda bu zaman zaman kantarın topuzunu kaçırıp her hafta sonunu yeni projelerle geçirmenize sebep olabiliyor. Bizimkide bu ikinci duruma giriyor.
Bu hafta sonu sonunda eşimi bir duvara build in kitaplık yapmak yerine İkea’dan kitaplıkları almaya ikna edince bir heyecan İkea’nın yolunu tuttuk. Hesapça sominenin etrafındaki duvarı kaplayacak şekilde bütün parçalar alınacak böylece bir dolu duvar delme ve marangozluk işinden kurtulacağız. İlk posta dolaplar eve geldi, montaj başladığında dolapları tamamen duvara monte etmeden duvarın boyanmasının daha bir akıllıca olduğuna karar verip bu defa Home Depot’nun yolunu tuttuk. Boyalar alındı, o arada gözümüz cam fayanslara ilişince nerden geldi ise sominenin cam fayans kaplanması fikri ağır bastı ve bir dizi de fayansda eklendi alışveriş listesine.
Gittikçe büyüyen projeye başlamak üzere eve gelip torbaları açtığımızda İkeadan dolabın menteseleri kutudan çıkmadı. Projeye başlamadan herşeyi tamamlamaya pek kararlı bir şekilde tekrar yola düzüldük. Vakit öğlene yaklaşmıştı, eşim return deskte sıra beklerken bende hemen gidip iki sandeviç alıp geldim. Ne varki döndüğümde return desk alanı epey şenlenmişti. Genç bir kadın yanında üç ve beş yaşlarında iki çocuk ve eşi ile bir bebek yatağını geri vermek üzere müdür olduğu anlaşılan genç bir Çin’li oğlanla tartışıyordu.
Kadın bu hikayeyi birkaç defadır tekrarlıyor olmalı ki sesi gitgide yükseliyordu. “Anlamıyorsunuz bebeği kaybettik,Bu yatağı hergördüğümde bana bunu hatırlatıyor, fişi kaybettik ama bu özel bir durum anlamalısınız, bu beşiği evde görmeye dayanamıyorum.” Müdür saygısız bir tavırla ikide bir telefona cevap verirken robotsu bir tavırla.”Fisiniz yok yatağı geri alamayız” diye tekrarlıyordu.
Kadın umutsuzca,” Evet ama bütün parçaları burda herhangi yeri kırık falan değil” diye ısrar ediyor adam ise sırıtarak aynı cümleyi tekrarlıyordu. İş iyice çığrından çıkmak üzere idi. Kadının eşi birşeyler söyleyip kadını dışarı götürmeye çalışırken kadın telefonda gülen müdüre dönerek patladı, bağıra bağıra “Ben hayatımdaki bir dramadan bahsederken siz karşıma geçmiş bana gülüyorsunuz”. Artık sesi çığlık çığlığa idi. Müdür de sesini yükseltip “Burası bir iş yeri burda böyle davranamazsınız şimdi güvenliği çağıracağım” diye bağırmaya başladı.
Bir yandan sandeviçimi kemirirken bir yandanda bu rahatsız edici sahneyi izliyordum. Sonunda güvenlik geldi eşi kadını ve annelerinin ağlamaya başlaması ile ona katılıp ağlayan çocukları toplayıp dükkandan çıkardı. Müdür ise büyük bir iş becermiş edayla tam karşımda dikiliyordu. Ağzımdaki son lokmayı yutup dayanamadan” Doğrusu ya bu pek kaba idi” dedim. Müdür inanmayan bir ifadeyle bana baktı”Ne diyorsun?” dedi.
Tekrarladim. “Bence çok kaba davrandiniz, İkeanın geri alma politikasının ne kadar sıkı olduğunu biliyorum ama bu işi idare etmenin daha ince bir yolu olmalıydı beşiği geri almasanız bile.” Genç oğlan tam büyük bir başarı ile bir müşteriyi halletmişken bir başkasını beklemiyordu ki pek bozuldu. “Karşıma geçip ne konuşuyorsunuz şimdi, susun” dedi pek emreden bir tavırla.
Kaşlarımı kaldırıp söyle bir baktım..Yanımda eşimin “oh boy” diyerek arkasına yaşlandığını gördüm. “Burası Amerika, konuşma özgürlüğümüz var. Ve bende bunu kullanarak bu konudaki fikrimi söylüyorum.” Genç oğlan tizleşen bir sesle “Burası bir iş yeri” diye başladı. Sert bir sesle kesip” Evet bende senin işinim, eğer müşteriler olmazsa bu iş yeri de olmaz. Ve müşteriler böyle bir muameleye maruz kalmamali”. Müdür ikinci bir defa o pek sevdiği yönteme başvurdu.
“Burası bir işyeri kapı orda beyenmiyorsanız gidersiniz, güvenliği çağıracağım.”
Bizim parçalar hala gelmemişti, bir zıbıdı söyledi diye hiçbiryerede gitmeye niyetim yoktu doğrusu. Sakın bir şekilde kalkıp Müdürün göğsündeki isim etiketine baktım.
“Adın neydi senin..ahh David. Bak David burası bizim dükkanımız. Sen hiçbir şekilde bir müşteriye ne zaman geleceği yada gideceğini dikte etme hakkına sahip değilsin. Ve kusura bakma ben şenle daha fazla uğraşmayacağım ama burdan çıkar çıkmaz ilk isim seni rapor etmek olacak.” Sonra ha bire bizim göstermelik müdüre sakinleşmesini işaret eden güvenliğe döndüm. “ Sizde şahitsiniz bütün bu konuşmalara” dimi dedim. Adam mahçup bir tavırla basını sallayıp müdürün koluna girip uzaklaştirdi. Bense yerime dönüp oturdum. Karı koca birbirimize gülümseyip kolalarımızı bitirdik, ekrandada bizim numaramız belirmişti.
Sakın bir şekilde görevlinin getirdiği parçaları aldık kapıya yürürken güvenlik görevlisi mahçup bir tavırla yanımıza yaklaşti. “İnanın aslında kötü bir insan değildir, diğer müşterinin durumuna üzüldü ama elinden birşey gelmedi o yüzden sınırlı olsa gerek. Onun yerine ben özür dilerim sizden “dedi. Adama baktım,”Teşekkür ederim ama mali geri almasanızda o durumdaki bir müşteriye daha incelikle muamele edilmesi gerektiğini düşünüyorum hala”dedim.
Arabaya yürürken eşim sakinliğimden dolayı beni tebrik ediyor ve üç ay önce alıpta sonra başka bir dükkanda daha güzelini bulduğumuz için geri iade etmeye çalıştığımız iskemleler yüzünden kavga ettiğimiz adamında bu olduğunu hatırlatıyordu. O zaman çileden çıktığında onu ben sakinleştirmiş ve iskemleleri başka bir yerde kullanabileceğimize ikna etmiştim.
Eve döner dönmez ise başlamadan hemen internete geçip İkea’ nin sayfasında müşteri hizmetlerini buldüm. Telefon hafta sonu için option değildi ama canlı chat şansım olduğunu görünce hemen chati açıp görevliyle konuşmaya başladim. “Birkaç dakka önce dükkandaydım ve çok çirkin bir olaya şahit oldum ardındanda son derece saygısızca bir muameleye maruz kaldim. Bunu nereye şikayet edebilirim” ilk sorum oldu. Chatteki kız ben rapor tutabilirim ayrıca size Corporate ofisin telefonunu da vereyim orayı Pazartesi arayabilirsiniz dedi. “Hadi ikisini de yapalım” dedim ve hikayeyi anlattım. On dakka sonra masum bir kütüphaneden, duvar boyama fayans kaplamaya kadar genişleyen ise başlayınca İkea’yi da olayıda unuttuk.
Ta ki ertesi sabah o günkü fasla başlamadan dolapların içine monte etmek üzere lamba almak için tekrar İkeaya gitmek gerekene kadar. Kapıdan içeri girerken eşimle David i de görmeye gidelimmi diye sakalaşarak dükkana girdik ama elektrik bölümünde seçenekler arasında en uygununu bulmaya çalışırken herşeyi unuttuk gitti. Ta ki İkea görevlisi bir kadın yanımıza nefes nefese yaklaşana kadar. Kadın yanıma gelip “Özür dilerim, dün dükkanda mıydınız?”diye başladı. Soran bir sesle “Evet” dedim. “Return kısmında?”,cevap gene”Evet?” idi.
“İsminiz Mia`mi?”,onun yanıtı da evet oldu.
Elini uzattı, “Benim adım Viki , şube müdürüyüm.Güvenlik kamerada girişinizi görmüş bana haber verdi. Akşam evinize de telefon etmiştim beni arayın diye bilmem aldınızmı mesajımı”. Eşim de koruyucu bir eda ile arkama gelip ellerini omzuma koymuştu. “Mesajları kontrol etmedim korkarım”dedim. Bir yandanda aklıma gelmişti chatte adımı adresimi ve telefon numaramı vermiştim. “kadın elimi hala avuçları içinde tutarken “Öncelikle şahit olduğunuz çirkin durum için çok özür dileyerek başlamak isterim.
Beşiğin sahibi hanımla temas kuruyoruz merak etmeyin durumu telafi edeceğiz ve sizden de çok özür dileriz ve ayrıca duyarlı davranıp bizleri haberdar ettiğiniz için teşekkür ederiz. Ben şahsen David ile konuştum” dedi. Sözünü kesip”Bakın ben şahsen ilke olarak kimsenin işi ile oynamak istemem,heleki bu gibi bir dönemde. Ama bu genç adam kanımca kesinlikle şu anda çalıştığı bölüme uygun değil.
Ona başka bir yerde iş ayarlayıp returne daha duyarlı, zor durumlarda müşteri ile daha kolay dialog kurabilecek birini koymanız lazım” dedim. “burası bizim mahallemiz İkea da bizim mahallemizdeki dükkanlardan biri burda dünya kadar alışveriş ediyoruz ve doğrusu ya hoşlandığımız bir dükkanda böyle şeyler görmeyi ve özellikle kapıyı gösterecek kadar densiz bir muameleyi de yaşamak istemiyoruz”diye ilave ettim. Kadın tekrar teşekkür etti. “Çıkışta lütfen kasada beni çağırmalarını söyleyin, sebep olduğumuz rahatsızlıktan dolayı size ufak bir hediye vermek isteriz “dedi. İkimiz bir den “Hiç gerek yok” dedik. Ama dayanamayıp atladim. “En büyük hediye İkeanın o anneden özür dilediğini bilmek olacak”.Kadın “Ondan emin olabilirsiniz “dedi. Bizde birbirimize bakıp gülümsedikten sonra alışverişimize döndük.
Dükkandan bu defa çıkarken içimiz daha rahattı. Eve gelirken yolda İkea aradığında o genç annenin nasıl şaşıracağını konuşuyorduk. Bunu düşünmek bile içimizi işitmişti.
Demokrasilerde vatandaşlara düşen görevlerden biri bir yanlış gördüğünde müdahale etmektir. Eğer vatandaşlar bu vazifeyi yapmazlarsa bir gün vaktiyle müdahale etmedikleri bu küçük detayların nasıl adım adım birçok başka haklarını da yitirmelerine sebep olduğunu görebilirler.
Sayın Mine hanım Sen Diegoda emlak fiyatlarını öğrenmek istiyorum. İnternetten araştırma yapmama karşılık Sen Diegodaki emlak fiyatlarını öğrenemedim. Bu konuda bana yardımcı olabilirseniz veya bununla ilgili site bildirirseniz mutlu olurum. Teşekkürlür ve Saygılar. Adnan Çökdü
http://www.movoto.com/mapsearch.aspx
http://www.realtor.com/realestateandhomes-search/San-Diego_CA
http://sandiegoca.idx.prucalproperties.info/results.aspx?VIP=REIPrudentialPropertySearch&searchgeo=sandiegoca&x=23&y=11&propertytype=1%2c2&sort=5&sortacdc=desc&firstrecord=0&searchtype=2
mine hanım tekrar be tekrar teşekkur
evet oyle zannedyorumki turkiye de sizde bu gibi bir durumda bu kadar rahat davranamabilirdiniz ama gel gor ki ne de olsa amerika da yasıyorsunuz
bu bilgiler insanı oralara gelmeye daha cok tesvik edyur
merhaba mine hanım yazınız çok güzeldi öncelikle tebrik etmek isterim . Annenin durumuna çok üzüldüm yeni yazılarınızı okumak için sabırsızlanıyorum. Ailenizle ve sevdiklerinizle iyi günler .