YANGIN SAVAŞÇILARI – FİREFİGHTERS


YANGIN SAVAŞÇILARI – FİREFİGHTERS

Her sene X-Mas zamanı geldiğinde İtfaiyeyi hatırlarım, yani buradaki adıyla Fire Department. Holidays diye adlandırılan Thanks Giving (Şükran Günu) den başlayarak, Yılbaşı Akşamına kadar devam eden günler Amerika’nin her yerinde büyük bir coşkuyla kutlanır ve insanlar sanki tüm yıl içindeki günahlarını affettirmek ister gibi, yardım meleği kesilirler. Büyük mağazalar, lokantalar, polis merkezleri, itfaiye merkezleri hatta araba galerileri bile “Food Drive”, “Toy Drive” düzenlerler. Nedir bunlar? American Food Bank’a bozulmayacak yiyecek toplama işi. Herkes normal alışverişini yaparken, bir kaç konserve ya da kuru gıda paketini bu niyetle alıp, mağaza çıkışlarında bunun için hazırlanan büyük varillere atarlar.   X- Mas’tan önce gönüllülerin çabalarıyla bu yiyecekler ayrıştırılır ve ihtiyacı olan insanlara paket paket yiyecek ulaştırılır. X-Mas yemeğinde herkesin sofrasında yiyecek bulunsun diye. “Toy Drive” ise, çocuklara oyuncaklar toplanır. X-Mas sabahı ağacın altına çocukları için oyuncak koyamayan aileler için de oyuncak temin edebilmek için oyuncak toplanır, her yaştan çocuk için.

Aman İtfaiyeyi unutmayın

İşte ben de, Amerika’da yeni olduğum zamanlarda, bir iş görüşmesine gitmek üzere hazırlanıyordum ki, bir garaj sale’den satın aldığım, neredeyse yeni gibi iki oyuncak ayı gözüme ilişti. Geçerken bunları da İtfaiye’ye teslim edeyim, iki çocuk sevinir diye düşündüm. Evden çıkıp, yolumun üzerinde, tam da otobana girerken köşede bulunan İtfaiye merkezine girdim, oyuncak ayıları bıraktim. Yola çıkarken de önce sola, sonra sağa ve sonra tekrar sola bakarak gaza baştım ve bastığım anda da frene aşılmam bir oldu. Tam önümde 15-16 yaşlarında bisikletli bir çocuğa hafifçe dokunmuştum ve yere düşmüştü. Ne kadar korktuğumu bilmem anlatmama gerek var mi?

Hemen indim tabi, cocugun bir seyi yoktu, basinda kaski da yoktu. Bir seyi olup olmadigini sordum, hastaneye gidelim diye israr ettim.  Genc delikanli, bir seyi olmadigini, endise etmemem gerektigini soyledi, tum israrlarimi da geri cevirdi. Ben de defalarca ozur dileyerek, araba bindim ve yoluma devam ettim.SweetHome 011

İş görüşmem bittikten sonra, arabama geldiğimde ön plakamın olmadığını farkettim. Birden, plakamı çocuğa çarptığım yerde düşürmüş olabileceğim aklıma geldi. Hemen İtfaiye’ye geri döndüm ve plakamı oralarda bulmak için bakınırken. Bir İtfaiye teğmeni, dışarı çıkıp ne aradığımı sordu. Plakamı burada düşürmüş olabileceğimi düşündüğümü söyledim. Beni içeri davet etti ve çocuğa çarptığım ani içerden seyrettiklerini söyledi. Plakamı görmüş, almış ve polise vermişler. Birden yüreğim yerinden çıkacakmış gibi çarpmaya başlamıştı. Çocukla ilgilendiğimi, bir şeyinin olmadığını ve onu görmediğimi, birden bire yanlış yönden önüme çıktığını söyledim.  “Haklı olabilirsin ama, neden bize haber vermedin?” diye sordu. Neden onlara haber verecektim ki? İşte o zaman, her itfaiye erinin aynı zamanda bir “Paramedik” olduğunu ve tüm kazalara polis arabasından önce onların gittiklerini, ilk müdaheleyi yapabildiklerini ve eğer onlara haber verseydim, kendimi  garantiye almış olabileceğimi öğrendim.

Bu ulkede yeni oldugumu, geldigim ulkemde itfaiyenin boyle bir gorevi olmadigini ve buna alisik olmadigimi anlatmaya calistim. “Ya cocuk, sonradan ‘benim bilegim agriyor’ diye sikayet de bulunursa?” diye sordu. Bu hic aklima gelmemisti.  Amerika’daki herkesin korkulu ruyasi “trafik suclamalari” ni yeni ogreniyordum. Sigorta sirketleri, her sene boyle suclamalarla dunyanin parasini oduyorlardi.

Plakamı almak için arayabileceğim polis telefon numarasını bana verip, bir daha itfaiyeyi aklımdan çıkarmamamı söylediler. Neyseki, sonradan polisle hiç bir sorun yaşamamış, bu konuyla ilgili de bir suçlama ile karşılaşmadan, posta ile tarafıma gönderilen plakamı almıştım.

İTFAİYE EĞİTİM MERKEZİ

Bir iki yıl sonra da, geçici işlerimden birini Sherwood İtfaiye Eğitim Merkezi’nde yapmıştım. Dört ay çalıştığım İtfaiye Eğitim Merkezi’nde, itfaiyecilerin nasıl eğitildiklerini, nasıl zor bir görev yaptıklarını, nasıl itfaiyeci olunduğunu öğrenmiş ve onlara çok saygı duymuştum.
Biliyorsunuz, Amerika’da askerlik mecburi değil. Gençler daha çok, ağır eğitim masraflarını karşılayabilmek ve hatta biraz da para biriktirmek için askere giderler. Polis teşkilatı gibi İtfaiye Teşkilatı da, elemanlarını askerliğini yapmış gençlerden seçmeyi tercih ediyor. Çünkü disiplinli eğitim almış oluyor bu gençler. İşe ilk alınan itfaiye elemani, çok ağır bir eğitimden geçirildikten sonra aynı zamanda bir sağlık elemanının bilgileriyle de donanarak teşkilata katılıyor. İş burada bitmiyor tabi. Bir itfaiyeci meslek hayatı boyunca da devamlı olarak eğitim alıyor.

CPRSweetHome 008

Neredeyse tüm şirketler ve tabi özellikle de sağlık kurumlarında çalışanlar iki senede bir yenilemek zorunda oldukları CPR (Cardiopulmonary Resuscitation) (ilk yardım) eğitimlerini de itfaiye teşkilatlarından alırlar.

Sherwood Fire Department Training Center’da çalışırken, ellerindeki eğitim malzemelerini de databaşe’e girmiştim. Her türlü yangına (katı, sıvı ve kimyasal yangınlar) karşı nasıl eğitildiklerini daha yakından görmüş. Dünyada en çok kalp krizinden ölümlerin de, yoğun stress altında çalıştıkları için itfaiyecilerde olduğunu öğrenmiştim.

İtfaiyecilerin tamamı yüksek okul mezunu, fiziksel olarak yapacakları ise uygun ve inanılmaz derecede disiplinliler. İtfaciyeci olabilmek için EMT (Emergency Medical Technician) (acil medikal teknisyeni) eğitimi alanlar vardı okulda ben medikal asistan olmaya çalışırken.
Trafik kazalarında, çoğu zaman ambülans ve hatta polisten bile önce olay mahalline gelirler ve özellikle araç içinde sıkışmış olan kazazedeleri kurtarmak onların işi ve görevidir. Hatta ağaca çıkıp inemeyen kediler, kuyuya düşen çocuklar, yoğun kar yağışında dağda kaybolanlar  ve aklınıza gelebilecek her türlü kazada da yine onlardır ilk görebilecekleriniz. Hatta borunuz patlayıp da evinizi şu bastığında bile, onlardır gelip suyu boşaltan. Hatta evlerde, apartmanlarda “duman dedektörü” zorunludur ve bunların var olup olmadığını, olanların da çalışıp çalışmadıklarını denetlemek de İtfaiyenin görevleri arasındadır.

Her semtte ayrıca “Volunteer Fire Fighter” (gönüllü itfaiyeciler) vardır. Yani, ihtiyaç halinde çağrılabilecek, normal işinde gücünde çalışan ama sürekli olarak eğitim alan ve bu işi sadece gönüllülük bağlamında yapan bir dolu insan vardır komşularınız arasında.

İtfaiye Teşkilatı, Amerika’da Polis Teşkilatından sonra gelir desek hiç yanlış olmaz. Aynen Polis Teşkilatında olduğu gibi, İtfaiyecilerin de rütbeleri vardır, mesleğe “er” olarak başlar, eğitim ve başarılarına göre terfi ederler.

Bu yazıyı yazmayı düşündüğüm sıralarda, bir arkadaşımla oturup çay içtiğimiz kafe’ye gelip, yanımızdaki Masada neş’eli kahkahalarıyla dinlenme molası alan itfaiyecileri görünce, onlarla bir resim çektirip çektiremeyeceğimi sordum, o kadar memnun oldular ki, hele hele bunu Amerika’daki Türk toplumu için yaptığımı ve onlarla geçici de olsa 4 ay çalıştığımı söylediğimde, sanki kırk yıllık ahbapmışız gibi etrafımı sarıverdiler.

Ne herhangi birinin tanıdığı, ne falanca partinin tavsiyesi, ne de İtfaiye Teşkilatında çalışan herhangi birinin yakını olmak, Amerika’da İtfaiyeci olmak için bir kriter değil yani. O kurumda bir kez bu eğitimi aldıktan sonra da, herhangi bir sebeple bu donanımlı insanlar feda edilmez. Halkla ilişkileri de fevkalade iyidir, bu konuda da eğitim alırlar. Diğer meslek kuruluşlarının yaptığı gibi, İtfaiye Teşkilatı da, zaman zaman okullara özellikle ilkokullara eleman gönderip, mesleği tanıtıcı, çocukları eğitici bilgiler verirler.

Darısı Türkiye’nin başına.

Güvenli, huzurlu ve tüm dileklerinizin gerçekleşeceği yeni bir yıl dilerim. 2010 tüm dünyaya barış getirsin.

Sevgiler,

 


İlgili Yazılar

  • No Related Post


Yorum Yaz