<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Usa-Turk.com &#187; Emlak</title>
	<atom:link href="http://www.usa-turk.com/category/yasam/emlak/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.usa-turk.com</link>
	<description>Amerika&#039;da Eğitim ve Yaşam Portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Apr 2011 01:52:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Yapı Marketler</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/12/yapi-marketler/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/12/yapi-marketler/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 05 Dec 2009 03:14:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mine Tockey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4704</guid>
		<description><![CDATA[Ev sahibi olmanın en olumlu yanlarından biri istediğiniz değişikliği yapabilmek, ama bir yandanda bu zaman zaman kantarın topuzunu kaçırıp her hafta sonunu yeni projelerle geçirmenize sebep olabiliyor. Bizimkide bu ikinci duruma giriyor.
Bu hafta sonu sonunda eşimi bir duvara build in kitaplık yapmak yerine İkea’dan kitaplıkları almaya ikna edince bir heyecan İkea’nın yolunu tuttuk. Hesapça sominenin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ev sahibi olmanın en olumlu yanlarından biri istediğiniz değişikliği yapabilmek, ama bir yandanda bu zaman zaman kantarın topuzunu kaçırıp her hafta sonunu yeni projelerle geçirmenize sebep olabiliyor. Bizimkide bu ikinci duruma giriyor.</p>
<p>Bu hafta sonu sonunda eşimi bir duvara build in kitaplık yapmak yerine İkea’dan kitaplıkları almaya ikna edince bir heyecan İkea’nın yolunu tuttuk. Hesapça sominenin etrafındaki duvarı kaplayacak şekilde bütün parçalar alınacak böylece bir dolu duvar delme ve marangozluk işinden kurtulacağız. İlk posta dolaplar eve geldi, montaj başladığında dolapları tamamen duvara monte etmeden duvarın boyanmasının daha bir akıllıca olduğuna karar verip bu defa Home Depot’nun yolunu tuttuk. Boyalar alındı, o arada gözümüz cam fayanslara ilişince nerden geldi ise sominenin cam fayans kaplanması fikri ağır bastı ve bir dizi de fayansda eklendi alışveriş listesine.</p>
<p>Gittikçe büyüyen projeye başlamak üzere eve gelip torbaları açtığımızda İkeadan dolabın menteseleri kutudan çıkmadı. Projeye başlamadan herşeyi tamamlamaya pek kararlı bir şekilde tekrar yola düzüldük. Vakit öğlene yaklaşmıştı, eşim return deskte sıra beklerken bende hemen gidip iki sandeviç alıp geldim. Ne varki döndüğümde return desk alanı epey şenlenmişti. Genç bir kadın yanında üç ve beş yaşlarında iki çocuk ve eşi ile bir bebek yatağını geri vermek üzere müdür olduğu anlaşılan genç bir Çin&#8217;li oğlanla tartışıyordu.</p>
<p>Kadın bu hikayeyi birkaç defadır tekrarlıyor olmalı ki sesi gitgide yükseliyordu. “Anlamıyorsunuz bebeği kaybettik,Bu yatağı hergördüğümde bana bunu hatırlatıyor, fişi kaybettik ama bu özel bir durum anlamalısınız, bu beşiği evde görmeye dayanamıyorum.” Müdür saygısız bir tavırla ikide bir telefona cevap verirken robotsu bir tavırla.”Fisiniz yok yatağı geri alamayız” diye tekrarlıyordu.</p>
<p>Kadın umutsuzca,” Evet ama bütün parçaları burda herhangi yeri kırık falan değil” diye ısrar ediyor adam ise sırıtarak aynı cümleyi tekrarlıyordu. İş iyice çığrından çıkmak üzere idi. Kadının eşi birşeyler söyleyip kadını dışarı götürmeye çalışırken kadın telefonda gülen müdüre dönerek patladı, bağıra bağıra “Ben hayatımdaki bir dramadan bahsederken siz karşıma geçmiş bana gülüyorsunuz”. Artık sesi çığlık çığlığa idi. Müdür de sesini yükseltip “Burası bir iş yeri burda böyle davranamazsınız şimdi güvenliği çağıracağım” diye bağırmaya başladı.</p>
<p>Bir yandan sandeviçimi kemirirken bir yandanda bu rahatsız edici sahneyi izliyordum. Sonunda güvenlik geldi eşi kadını ve annelerinin ağlamaya başlaması ile ona katılıp ağlayan çocukları toplayıp dükkandan çıkardı. Müdür ise büyük bir iş becermiş edayla tam karşımda dikiliyordu. Ağzımdaki son lokmayı yutup dayanamadan” Doğrusu ya bu pek kaba idi” dedim. Müdür inanmayan bir ifadeyle bana baktı”Ne diyorsun?” dedi.<br />
Tekrarladim. “Bence çok kaba davrandiniz, İkeanın geri alma politikasının ne kadar sıkı olduğunu biliyorum ama bu işi idare etmenin daha ince bir yolu olmalıydı beşiği geri almasanız bile.” Genç oğlan tam büyük bir başarı ile bir müşteriyi halletmişken bir başkasını beklemiyordu ki pek bozuldu. “Karşıma geçip ne konuşuyorsunuz şimdi, susun” dedi pek emreden bir tavırla.</p>
<p>Kaşlarımı kaldırıp söyle bir baktım..Yanımda eşimin “oh boy” diyerek arkasına yaşlandığını gördüm. “Burası Amerika, konuşma özgürlüğümüz var. Ve bende bunu kullanarak bu konudaki fikrimi söylüyorum.” Genç oğlan tizleşen bir sesle “Burası bir iş yeri” diye başladı. Sert bir sesle kesip” Evet bende senin işinim, eğer müşteriler olmazsa bu iş yeri de olmaz. Ve müşteriler böyle bir muameleye maruz kalmamali”. Müdür ikinci bir defa o pek sevdiği yönteme başvurdu.</p>
<p>“Burası bir işyeri kapı orda beyenmiyorsanız gidersiniz, güvenliği çağıracağım.”<br />
Bizim parçalar hala gelmemişti, bir zıbıdı söyledi diye hiçbiryerede gitmeye niyetim yoktu doğrusu. Sakın bir şekilde kalkıp Müdürün göğsündeki isim etiketine baktım.<br />
“Adın neydi senin..ahh David. Bak David burası bizim dükkanımız. Sen hiçbir şekilde bir müşteriye ne zaman geleceği yada gideceğini dikte etme hakkına sahip değilsin. Ve kusura bakma ben şenle daha fazla uğraşmayacağım ama burdan çıkar çıkmaz ilk isim seni rapor etmek olacak.” Sonra ha bire bizim göstermelik müdüre sakinleşmesini işaret eden güvenliğe döndüm. “ Sizde şahitsiniz bütün bu konuşmalara” dimi dedim. Adam mahçup bir tavırla basını sallayıp müdürün koluna girip uzaklaştirdi. Bense yerime dönüp oturdum. Karı koca birbirimize gülümseyip kolalarımızı bitirdik, ekrandada bizim numaramız belirmişti.</p>
<p>Sakın bir şekilde görevlinin getirdiği parçaları aldık kapıya yürürken güvenlik görevlisi mahçup bir tavırla yanımıza yaklaşti. “İnanın aslında kötü bir insan değildir, diğer müşterinin durumuna üzüldü ama elinden birşey gelmedi o yüzden sınırlı olsa gerek. Onun yerine ben özür dilerim sizden “dedi. Adama baktım,”Teşekkür ederim ama mali geri almasanızda o durumdaki bir müşteriye daha incelikle muamele edilmesi gerektiğini düşünüyorum hala”dedim.</p>
<p>Arabaya yürürken eşim sakinliğimden dolayı beni tebrik ediyor ve üç ay önce alıpta sonra başka bir dükkanda daha güzelini bulduğumuz için geri iade etmeye çalıştığımız iskemleler yüzünden kavga ettiğimiz adamında bu olduğunu hatırlatıyordu. O zaman çileden çıktığında onu ben sakinleştirmiş ve iskemleleri başka bir yerde kullanabileceğimize ikna etmiştim.</p>
<p>Eve döner dönmez ise başlamadan hemen internete geçip İkea’ nin sayfasında müşteri hizmetlerini buldüm. Telefon hafta sonu için option değildi ama canlı chat şansım olduğunu görünce hemen chati açıp görevliyle konuşmaya başladim. “Birkaç dakka önce dükkandaydım ve çok çirkin bir olaya şahit oldum ardındanda son derece saygısızca bir muameleye maruz kaldim. Bunu nereye şikayet edebilirim” ilk sorum oldu. Chatteki kız ben rapor tutabilirim ayrıca size Corporate ofisin telefonunu da vereyim orayı Pazartesi arayabilirsiniz dedi. “Hadi ikisini de yapalım” dedim ve hikayeyi anlattım. On dakka sonra masum bir kütüphaneden, duvar boyama fayans kaplamaya kadar genişleyen ise başlayınca İkea’yi da olayıda unuttuk.</p>
<p>Ta ki ertesi sabah o günkü fasla başlamadan dolapların içine monte etmek üzere lamba almak için tekrar İkeaya gitmek gerekene kadar. Kapıdan içeri girerken eşimle David i de görmeye gidelimmi diye sakalaşarak dükkana girdik ama elektrik bölümünde seçenekler arasında en uygununu bulmaya çalışırken herşeyi unuttuk gitti. Ta ki İkea görevlisi bir kadın yanımıza nefes nefese yaklaşana kadar. Kadın yanıma gelip “Özür dilerim, dün dükkanda mıydınız?”diye başladı. Soran bir sesle “Evet” dedim. “Return kısmında?”,cevap gene”Evet?” idi.<br />
“İsminiz Mia`mi?”,onun yanıtı da evet oldu.</p>
<p>Elini uzattı, “Benim adım Viki , şube müdürüyüm.Güvenlik kamerada girişinizi görmüş bana haber verdi. Akşam evinize de telefon etmiştim beni arayın diye bilmem aldınızmı mesajımı”. Eşim de koruyucu bir eda ile arkama gelip ellerini omzuma koymuştu. “Mesajları kontrol etmedim korkarım”dedim. Bir yandanda aklıma gelmişti chatte adımı adresimi ve telefon numaramı vermiştim. “kadın elimi hala avuçları içinde tutarken “Öncelikle şahit olduğunuz çirkin durum için çok özür dileyerek başlamak isterim.</p>
<p>Beşiğin sahibi hanımla temas kuruyoruz merak etmeyin durumu telafi edeceğiz ve sizden de çok özür dileriz ve ayrıca duyarlı davranıp bizleri haberdar ettiğiniz için teşekkür ederiz. Ben şahsen David ile konuştum” dedi. Sözünü kesip”Bakın ben şahsen ilke olarak kimsenin işi ile oynamak istemem,heleki bu gibi bir dönemde. Ama bu genç adam kanımca kesinlikle şu anda çalıştığı bölüme uygun değil.</p>
<p>Ona başka bir yerde iş ayarlayıp returne daha duyarlı, zor durumlarda müşteri ile daha kolay dialog kurabilecek birini koymanız lazım” dedim. “burası bizim mahallemiz İkea da bizim mahallemizdeki dükkanlardan biri burda dünya kadar alışveriş ediyoruz ve doğrusu ya hoşlandığımız bir dükkanda böyle şeyler görmeyi ve özellikle kapıyı gösterecek kadar densiz bir muameleyi de yaşamak istemiyoruz”diye ilave ettim. Kadın tekrar teşekkür etti. “Çıkışta lütfen kasada beni çağırmalarını söyleyin, sebep olduğumuz rahatsızlıktan dolayı size ufak bir hediye vermek isteriz “dedi. İkimiz bir den “Hiç gerek yok” dedik. Ama dayanamayıp atladim. “En büyük hediye İkeanın o anneden özür dilediğini bilmek olacak”.Kadın “Ondan emin olabilirsiniz “dedi. Bizde birbirimize bakıp gülümsedikten sonra alışverişimize döndük.</p>
<p>Dükkandan bu defa çıkarken içimiz daha rahattı. Eve gelirken yolda İkea aradığında o genç annenin nasıl şaşıracağını konuşuyorduk. Bunu düşünmek bile içimizi işitmişti.<br />
Demokrasilerde vatandaşlara düşen görevlerden biri bir yanlış gördüğünde müdahale etmektir. Eğer vatandaşlar bu vazifeyi yapmazlarsa bir gün vaktiyle müdahale etmedikleri bu küçük detayların nasıl adım adım birçok başka haklarını da yitirmelerine sebep olduğunu görebilirler.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/12/yapi-marketler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehircilik ve Su Havzaları</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 18:41:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fethiye Temiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Flood Insurance]]></category>
		<category><![CDATA[Flood Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Sehircilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=3459</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta hepimizin yüreğini İstanbul’daki sel felaketi dağladı. Bu devirde hala İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşanan sel felaketinin 34 vatandaşımızın canını alması akılların almayacağı bir şey gibi görünüyor. Hele hele annesinin elinden kayıp gidiveren o küçücük kız çocuğunun görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Her şeyden evvel kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerim.
Tabi bu ister istemez bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta hepimizin yüreğini İstanbul’daki sel felaketi dağladı. Bu devirde hala İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşanan sel felaketinin 34 vatandaşımızın canını alması akılların almayacağı bir şey gibi görünüyor. Hele hele annesinin elinden kayıp gidiveren o küçücük kız çocuğunun görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Her şeyden evvel kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerim.</p>
<p>Tabi bu ister istemez bana Amerika’daki şehirciliği düşündürdü, sizlerle de paylaşmak istedim. Daha önceki yazılarımdan da bildiğiniz gibi her hafta, değişik bir gölde balığa giderim. Amerika gibi kamp yapmayı yaşam şekli haline getirmiş bir ülkede bile, çoğu göllerin kenarında, eğer bir <span style="color: #000080;"><strong>camp ground</strong></span> (kamp için hazırlanmış özel yer) yok ise, göl etrafında gecelemek bile yasaktir. Camp Ground’lara da bir göz atsanız, Türkiye gibi, camping&#8217;in pek yaygın olmadığı bir ülke insanları için şaşırtıcı gelebilir. Doğrusu beni çok şaşırtmıştı. Bu alanlar, genel de bir nehir ya da göl kenarı, ya da bir orman içinde her aile için ayrılmış, bir açık mangal, bir araba park yeri (elektrik bağlantısı da olan) ve piknik masası olan bölümlerden oluşur. Herkesin kullanabileceği, sıcak suyu da bulunan duş, her zaman tuvalet kağıdı bulunan ve temizliği kontrol edilen umumi tuvaletler de mevcuttur. Fakat bütün bu kamplarda bile kanalizasyon yoktur. Hatta, <span style="color: #000080;"><strong>motor home</strong></span> dediğimiz, ev gibi hazırlanmış otobüsler ve camper&#8217;ların, botların içindeki tuvalet tanklarının da boşaltılabilmesi için özel hazırlanmış septik bağlantılar vardır. Bizim foseptik dediğimiz sistem kurulmuştur yani. Belirli aralıklarla bu foseptikler boşaltılır ve şu kaynaklarına ulaşmasına izin verilmez. Gördüğünüz tüm nehir ve göllerin etrafında yapılaşma kesinlikle önlenmiştir.</p>
<h2><span style="color: #000080;">Şehir içi durum</span></h2>
<p>Buraya kadar anlattıklarım şehir dışı sayılabilecek yerler. Bırakın nehir ve dere yataklarına yapılaşmaya müsade edilmesine, hatta bu dereler ve nehirler korunarak şehir içindekiler “<span style="color: #000080;"><strong>wet area</strong></span>” (ıslak alan) ilan edilir ve oralarda yaşayan su hayvanları korunur.</p>
<p>Belediyelere alınacak olan elemanlar, kesinlikle konunun uzmanlarından seçilerek, işe başvuran elemanlar tüm başvurular arasından sıkı bir elemeden geçirilerek, mülakatları da en az iki kişi tarafından yapılır. Hiç kimsenin “<span style="color: #000080;"><strong>hamili kart yakınımdır</strong></span>” gibi bir yaklaşımına kesinlikle müsade edilmeyeceği gibi, hiç bir siyasi de, seçilmeden evvel kimseye iş vaadinde bulunamaz. Seçildikten sonra da “kendi ekibimle çalışacağım” diye belediyedeki uzmanların yerlerini değiştiremez, isten çıkarıp yenilerini istihdam edemez.</p>
<p>Hatta belediyelerde tercihen o şehirde uzun yıllar yaşamış insanlar aranır ki, şehrin özel yapısını, ihtiyaçlarını daha iyi anlasın. Yeni bir yerleşim planı hazırlanırken, daha önceden bu bölgenin, alt yapısı hazırlanır. Yani elektriği, suyu, doğal gazı, telefon hatları, okul kurulacak yeri ve en önemlisi <span style="color: #000080;"><strong>YEŞİL ALANI</strong></span> planlanır. Ondan sonra ev yapılacak parseller belirlenir.</p>
<h2><span style="color: #000080;">Hiç sel olmaz mi?</span></h2>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-3462" style="margin: 5px;" title="GoldBeach 113" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/GoldBeach-113-300x225.jpg" alt="GoldBeach 113" width="300" height="225" />Tabi ki yine de nehirlere çok yakın olmamakla birlikte yapılaşma vardır ve bunlar daha önce söylediğim gibi septik çukurlarla (foseptik) kanalizasyonlarını kontrol altında tutarlar. Kimse doğanın ne kadar ileri gidebileceğini garanti edemeyeceği için, yine de seller olur tabi. Ama bunlar da şehir planında “<span style="color: #000080;"><strong>flood zone</strong></span>” (sel bölgesi) olarak belirtilir ve o bölgelerde ev almak için bankadan ev kredisi talep ettiğinizde, <span style="color: #000080;"><strong>özel sel sigortası</strong></span> yapmanız zorunludur. Öyle bizlerin alıştığı gibi imar planı değişiklikleri belediyelerde sıklıkla görülmez. Hele hele dere yataklarına ev yapmak zaten kimsenin aklına gelmeyeceği gibi, buna kesinlikle izin de verilmez.</p>
<p>Çok iyi hatırlıyorum, oturduğum şehirde geçen senelerde çok iyi bilinen büyük mağazalardan biri geniş bir boşluk olan alana bir şube açmak için başvuruda bulundu. Şehir (belediye) de bunu tartışmaya açtı. Yöre halkı, o çevrede oturanlar protesto ettiler. Bu mağazanın orada açılmasının, o bölgenin trafiğini artıracağını, gürültü kirliliği yaratacağını ve istemediklerini söylediler ve belediye de teklifi reddetti, mağaza açılamadı.</p>
<h2><span style="color: #000080;">İnsanların katılımı</span></h2>
<p>Tüm belediyelerde o bölge insanlarının katıldığı komiteler vardır. İnsanlar yaşadıkları yerde söz sahibi olmak için, zaman ayırır şehir toplantılarına katılırlar. Ne zaman ki Türkiye’de de insanlar yaşadıkları alana sahip çıkmayı hem bir hak, hem bir görev olarak görmeye başlayacaklar, sanırım o zaman Türkiye belediyelerinde de işler daha sağlıklı yürüyecek.</p>
<p>Felaket haberlerinin yer almadığı, aydınlık bir hafta diliyorum.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Fethiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kısıtlı Bütçeyle Öğrenci Evi Döşemek</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/kisitli-butceyle-ogrenci-evi-dosemek/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/kisitli-butceyle-ogrenci-evi-dosemek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 29 May 2009 02:09:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=160</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenci evi döşemek aslında çok da zor değil eğer kullanılmış eşya allerjiniz yoksa. Temel olarak yatak ve belki mutfak eşyalarının yeni olması tercih benim görebildiğim kadarı ile ama geri kalan eşyalar ikinci el alınarak çok ekonomik şekilde ev döşenebilir. Eğer Amerika&#8217;ya gelmeden önce geleceğiniz okuldaki Türklerle iletişim kurabildiyseniz mutlaka o sene mezun olanların eşyalarından edinebilirsiniz. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrenci evi döşemek aslında çok da zor değil eğer kullanılmış eşya allerjiniz yoksa. Temel olarak yatak ve belki mutfak eşyalarının yeni olması tercih benim görebildiğim kadarı ile ama geri kalan eşyalar ikinci el alınarak çok ekonomik şekilde ev döşenebilir. Eğer Amerika&#8217;ya gelmeden önce geleceğiniz okuldaki Türklerle iletişim kurabildiyseniz mutlaka o sene mezun olanların eşyalarından edinebilirsiniz. Hatta o kişilerin kaldığı eve, odaya kendiniz eşya falan almadan direk gelip yerleşmeniz mümkün. Ama böyle bir girişiminiz veya şansınız olmadıysa iş şimdi başa düşüyor demektir. Şöyle bir düşünürsek gerekli eşyaları, ilk akla gelenler yatak, masa, kitap dolabı ve mutfak eşyalari ilk asamada alınacak eşyalar olsa gerek. Tabii ilk aşamaya <strong>TV</strong>, <strong>video</strong> ve <strong>radyo/teyp/CD player</strong> da ekleyebilirsiniz önceliklerinize göre. Aslında sanırım bunlar da şart çünkü yalnızlığınızı ilk zamanlar bunlar bir nevi telafi edecektir.</p>
<p>Bir çok üniversitenin fazlalık eşyalarını sattıkları ofis birimleri vardır. Bu tip yerlerden masa ve kitap dolabı gibi eşyaları kolaylıkla ve çok ucuza alabilirsiniz. Hatta bedava olan okullar bile duydum ama pek fazla değildir sanırım.</p>
<h2>Yard Sale</h2>
<p>Bunun dışında &#8220;<strong>yard sale</strong>&#8221; denen, insanların artık ihtiyaçları olmayan eşyalarını sattıkları olaylar da var. Ayrıca özellikle kiliseler de gelir sağlamak için insanların bağışladığı kullanılmış eşyaları da &#8220;yard sale&#8221; usulü satarlar. Genelde bunu cumartesi veya pazar yapar insanlar. &#8220;Yard sale&#8221; ilanlarını hafta içinde, yakın çevre sokaklardaki elektrik direklerine, mahalli süpermarketlerin ve café&#8217;lerin mesaj panolarına asarlar. Bu tip eşya satışları genelde ilkbahar, yaz ve sonbahar temizliklerinden sonar çok olur. Bu nedenle şanslıysanız Ağustos ayında geldiğinizde oldukça fazla sayıda &#8220;yard sale&#8221; bulmanız mümkün. &#8220;Yard sale&#8221; alış verişi için tavsiyem perşembe ve/veya cuma günü çevre sokakları gezip &#8220;yard sale&#8221;leri belirlemek ve satışın yapılacağı gün sabahtan gitmek çünkü iyi eşyalar erkenden ilk gelen kişiler tarafından alınır. Günün sonuna genelde işe yaramayacak şeyler kalır ve boşu boşuna gezip gününüzü israf etmek istemezsiniz. Diğer bir tavsiye ise zengin muhitlerin &#8220;yard sale&#8221;lerini bulup gitmek. Malum zenginin elden çıkaracağı eşyaların da eli yüzü düzgün olur. &#8220;Yard sale&#8221;lerde eşyaların fiyatı gerçekten çok ucuz olup pazarlığa hala açıktır. Bazı insanlar bütün günlerini böyle eşya satarak geçirmek istemediklerinden ilk gelenlere kaça olursa olsun eşyaları satıp, günlerinin çoğunu yine eğlenip dinlenerek geçirmek isterler. Bütün hafta harıl harıl çalışıldığını düşünürseniz çok da haksız sayılmazlar. İyi planlanırsa bir gün içinde bütün temel ihtiyaçlarınızı almanız mümkün. Bunun dışında bazı insanlar bir iki eşya için &#8220;yard sale&#8221; ile uğraşmak istemezler. Bir akşam çıkarırlar kapılarının önüne ve üzerine bir kağıt asarlar: &#8220;<strong>Free to take !</strong>&#8221; veya &#8220;<strong>Free to a good home !</strong>&#8221; gibisinden. Ben okuldayken beş kişi müstakil bir evde kalıyorduk, salondaki bütün ikili ve üçlü koltukları böyle bahçelerden bedavaya toplamıştık zaman içerisinde. Hadi canım demeyin şimdi, 4-5 adet koltuk vardı ve bir kısmı açılıp yatak oluyordu. Yoksa gelen misafirleri yatırmak hiç de kolay olmazdı. Benim koltuğu örnek verdiğime bakmayın, yatak, masa, dolap, hatta TV bile bulmanız mümkün bu şekilde.</p>
<h2>Taşıma Sorunu</h2>
<p>Buraya kadar okudunuz, &#8220;Ooohhh ne iyi evi de nerede ise bedavaya döşeyeceğiz!&#8221; dediyseniz durup bir kere daha düşünün. Önemli bir nokta atlanır burada. Diyelim bütün araştırmanızı yaptınız, yatağınızı ve mutfak malzemelerini bir mağazadan yeni alacaksınız, üç beş &#8220;yard sale&#8221; gezip masa, dolap gibi eşyaları da buldunuz… Buldunuz da nasıl taşınacak bütün bular yeni yuvanıza? Karşılaşacağınız büyük problemdir bu. Büyük ihtimal tanışmış olduğunuz öğrenci arkadaşlarınızın kendilerine göre küçük arabaları vardır ve fazla büyük şeyler taşımak istemezler açıkçası. Öyle ya kimse sizi düşünüp ihtiyacı olur diye kamyonet almadı. Ucuza eşya bulup taşıyamamak veya tek bir masa için kamyonet kiralamak zorunda kalıp astarının yüzünden pahalıya çıkması hoş olmaz sanırım. Bu nedenle alış veriş yaparken taşıma olayını da mutlaka göz önünde bulundurmanız lazım. Aldıklarınızı parçalarına ayırıp sonradan birleştirmek mümkün çoğu eşya için ama her eşya da parçalanamıyor. Taşıma olayını önceden düşünüp arkadaşlarınızdan bir şey ayarlayamadıysanız ve bir kamyonet kiralamak zorunda iseniz, iyi bir planlamanın önemi büyük oluyor.</p>
<p>Öğrenciyken kesenize, mezuniyetten sonra gönlünüze göre evlere sahip olmanız dileğiyle…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/kisitli-butceyle-ogrenci-evi-dosemek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Konusundaki Genel Sorular</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-konusundaki-genel-sorular/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-konusundaki-genel-sorular/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:57:56 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=45</guid>
		<description><![CDATA[Zaman zaman değişik ortamlarda bana mortgage ve emlak konusunda da bana sorulan soruları derleyip elimden geldigince cevaplarını toptan yazmak isterim. Amerika&#8217;da okumak hayalinde olan birisi için de ev almak şimdilik o kadar önemli olmasa gerek, onlar da bu aralar yazılarımı okumayı bırakmışlardır herhalde. Ev konusunda da Google&#8217;a girip &#8220;mortgage&#8221; yazdınız mı binlerce web sitesine ulaşmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Zaman zaman değişik ortamlarda bana <strong>mortgage</strong> ve <strong>emlak</strong> konusunda da bana sorulan soruları derleyip elimden geldigince cevaplarını toptan yazmak isterim. Amerika&#8217;da okumak hayalinde olan birisi için de ev almak şimdilik o kadar önemli olmasa gerek, onlar da bu aralar yazılarımı okumayı bırakmışlardır herhalde. Ev konusunda da Google&#8217;a girip &#8220;mortgage&#8221; yazdınız mı binlerce web sitesine ulaşmak mümkün – aslında her türlü bilgiye ulaşmak mümkün ama önemli olan yaşanan tecrübelerin paylaşılması. Neyse gelelim genelde sorulan soruların cevaplanmasına – gerçi bir kısmını zaman zaman yazıların içinde cevapladım ama kalanlar arasından seçelim bakalım.</p>
<h2>Vergi Avantajı</h2>
<p>Önce vergi (<strong>tax</strong>)konusuna değineyim. Gerçekten önemli bir konu. Ancak vergi olayı da bir çok konunuda olduğu gibi 2+2=4 şeklinde kesin bir cevabı olmayan bir konu. Temel olarak gelirinize göre olan vergi diliminize bağlı olmakla birlikte %20-30 arasında değişiyor vergiden kazancınız. Bu ne demek derseniz ev için yatıracağınız &#8220;mortgage&#8221;ın (ev taksitleri) vergi iadesi olarak alacağınız kısmı. Diyelim ki ayda $2000 taksitlerle ödemelerinizi yapıyorsunuz. İlk yıllarda bunun çoğunun, hatta tamamına yakınının faize gittiğini çoğunuz biliyorsunuzdur. Ayda yatırdığınız $2000&#8242;ın yaklaşık $1700-1750&#8242;ı faize gider ve ödeyeceğiniz vergiden alacaginiz iade de bu faiz olarak ödenen miktar üzerinden hesaplanır. Bu hesaba göre yılda yaklaşık $20,000 faiz ödemış olursunuz ve ortalama %25&#8242;ini geri alacağınızı düşünürsek, sene sonunda ödeyeceginiz gelir vergisinden yaklaşık $5,000 düşeceksiniz. Bu da sizin aylık ödemelerinizin $400-450&#8242;ını geri almanız demektir. Yani yıllık ödemelerinize aylık ortalama bazında bakarsanız $1600 ödeyerek ev sahibi oluyorsunuz. Büyük şehirlerde 1-2 odalı apartman dairelerine ayda $1000-1200 kira ödendiğini düşünürseniz, aylık ekstra $400&#8242;a oturduğunuz evi, hem de 3-4-5 odalı evi aldığınızı düşünürseniz pek de kötü bir karar değil ev almak. Tabii bu ek $400&#8242;ın altından kalkabiliyorsanız. Özellikle bir de bekarsanız, ve bir veya iki de ev arkadaşı aldınız mı yanınıza, kira vermekten çok daha karlı çıkarsınız. Bu şekilde hem ev sahibi olup hem de aylık bir kaç yüz dolar da cebe atan epey insan tanıdım. Evli, hele hele bir de çocuklu iseniz, bu ev arkadaşı olayı pek olmuyor ne yazık ki.</p>
<h2>Closing Cost</h2>
<p>Ev alırken en büyük engel olarak genelde ilk başta yatırılacak peşinat düşünülür ama özellikle ilk defa ev alıyorsanız %3 peşinat ile (artı &#8220;closing cost&#8221; denilen ilk alım satım sırasındaki masraflar) bu işten kurtulmanız mümkün. $200,000&#8242;lık bir evi %3&#8242;den $6,000 ve yaklaşık $4-5,000 da &#8220;closing cost&#8221; derseniz $10-12,000 nakit para ile almak mümkün – almaya başlamak desek daha doğru olacak.</p>
<p>Hepimizde &#8220;ya ödeyemezsek&#8221; korkusu var, ancak yakın bir tanıdığın başına gelen kötü olaylardan sonra aslında &#8220;iyi niyetli olduğunuz sürece&#8221; evinizi kaybetme olasılığının oldukça düşük olduğunu söylemek isterim. Tabii bu iyi niyet &#8220;borcunuzu ödeme konusundaki&#8221; iyi niyet. Öyle bir ay geciktirdiniz diye evinizi elinizden almazlar. Öğrendiğime göre (borç aldığınız kuruma, kredi tarihçenize falan bağlı olarak) üç aydan önce &#8220;hadi yallah, ev bizim&#8221; demiyor bankalar. Evi elinizden alıp satmak bankaya çok masraf getiriyormuş bu yüzden banka mümkün olduğunca sizinle anlaşmaya bakıyormuş. Altı aya kadar ödemeleri geciktirmek ölümcül sonuçlar doğurmuyormuş – tabii bu arada kredi tarihçenize ilk 2-3 aydan sonra negatif puanları yazdırmaya başlar. Diyelim işsiz kaldınız, ailede hastalık oldu, ölüm oldu, banka ile iletişime geçip durumu izah ettiginizde ödemelerinizi bir iki ay dondurmanız mümkün olabiliyormuş. Tabii bu, direk faize işler, iki ayda ödeyemediğiniz $4,000&#8242;ın 30 yıllık kredi hayatına etkisine bakarsanız $8-10,000 olacaktır. Ama dedim ya iyi niyet ve açık iletişim işin anahtarı, evi ve onbinlerce doları kaybetmektense $10,000 ile kurtulmak yerine göre çok iyi sayılabilir. Peki en kötü ihtimal ne olabilir? Eviniz satılır, sizin elinize beş kuruş kalmaz, sudan çıkmış sıçan gibi kalırsınız ortada. Yani bu duruma düşmeniz için gerçekten buraya yazamayacağım sıfatları taşıyor olmanız lazım…Neden? Diyelim hereşey hakikaten kötü gitti, evin borcunu ödemeniz mümkün değil. Evi hemen satın, ödediğiniz paranın bir kısmını alın ki evi 5-6 yil önce aldıysanız ekstradan para bile yapmanız söz konusu, borcunuzu da ödeyin. Diyelim yukarda bahsettiğim sıfatlardan bir çoğuna sahipsiniz, bankayla falan da irtibata geçmiyorsunuz, ödemelerinizi yapmıyorsunuz, gelen uyarı mektuplarını çöpe atıyorsunuz. Beş altı, bilemediniz yedi ay geçer aradan, bir sabah kapınız çalınır, açarsınız, karşınızdaki size evin yeni sahibi olduğunu bilmem ne kadar zamanda çıkmaniz gerektiğini söyler. Bu durumda banka ne yapmıştır? Bankanın temel amacı onlara olan borcunuzun karşılığını almaktır. Diyelim evi $200,000&#8242;ne aldınız peşinattı, 3-4 yıl ödemeydi derken $40,000 ödediniz, evin değeri de oldu $250,000 ama bankaya borcunuz hala $160,000. Banka evin gercek değeriyle falan çok uğraşmazmis (neden demeyin ben de anlam veremedim), avukat ve diğer masrafları da kaba taslak borcunuz üzerine ekler, $165-170,000&#8242;a satar, kendi parasını alır, size de &#8220;pardon!&#8221; der. Olur mu demeyin, tanıdığım birine oldu. İşte bu tip evlere de &#8220;<a href="http://www.hud.gov/foreclosure/index.cfm" target="blank">foreclosure</a>&#8221; ev denir. Bunlar genelde çok ucuza satılırlar ama pek sizin benim gibi alıcıya kolay kolay düşmez, bankaların ilişkide olduğu yatırımci ve emlakçılar daha biz duymadan kaparlar evi.</p>
<h2>Vize Avantajı</h2>
<p>Ev almanın yabancılara avantajlarını soran çok oluyor. Bana sorarsanız vize açısından elle tutulur ekstra bir faydası yok. Hemen hemen her artistin Amerika&#8217;da bir evi var. Yani Amerika&#8217;da eviniz var diye kimse hayda huyda size vize vermez ama değişik koşullarda olanlar için ince bir kaç konuda avantaj sağlayabilir. Mesela yeşil kartlıların 6 ayda bir Amerika&#8217;ya giriş çıkış yapması lazım – diye söylenir, aslında bu 6 ay olayı &#8220;yerleşik olma&#8221; konusundan kaynaklanıyor. Yeşil kartın veriliş amacı Amerika&#8217;da yerleşip, çalışıp, yaşamak isteyenlere kolaylık sağlamak. Altı aydan fazla Amerika dışında kaldınız mı hesap soruyorlar. Bu noktada eviniz varsa nispeten bir ayağınız Amerika&#8217;da sayılır, Amerika&#8217;ya girmeniz için mazeret kabul &#8220;edilebilinir&#8221;.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-konusundaki-genel-sorular/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Nihayet Evimiz Oldu</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/nihayet-evimiz-oldu/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/nihayet-evimiz-oldu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:57:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=43</guid>
		<description><![CDATA[Yaşadığınız yere, size, satılan eve, evin satıcısının durumuna hatta hatta evin emlakçısına kadar her şey ayrı bir değişken &#8220;ev alma&#8221; denkleminde. Denklem bu kadar değişkenli olunca sizlere araştırmak ve uyanık olmak düşüyor ve benim yaşadığım tecrübeler, ev almadan ve alırken öğrendiklerim, ve ev aldıktan sonra aklıma ve başıma gelenler umarım sizlere bu engebeli ve karmaşık [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yaşadığınız yere, size, satılan eve, evin satıcısının durumuna hatta hatta evin emlakçısına kadar her şey ayrı bir değişken &#8220;ev alma&#8221; denkleminde. Denklem bu kadar değişkenli olunca sizlere araştırmak ve uyanık olmak düşüyor ve benim yaşadığım tecrübeler, ev almadan ve alırken öğrendiklerim, ve ev aldıktan sonra aklıma ve başıma gelenler umarım sizlere bu engebeli ve karmaşık ama güzel yolda birşeyler verebilmiştir.</p>
<p>Ev alırken sağolsun emlakçının da sayesinde fazla gerilim yaşamadım. Güvendiğiniz birisinin size daima samimi ve gerçekçi açıklamalarda bulunması güzel bir olay. Yoksa bir yerlerde okuduğunuz ve şüphe duyduğunuz bir konuda soru sorduğunuzda okuduklarınızla dayanaksız çelişen bir cevap ister istemez ev alma yolundaki en büyük dayanağınızla aranızda soğuk rüzgarlar estirir. Ve şüphe içinde karar vermeniz çok daha zorlaşır. Bu işi bir emlakçıyla yapıyorsanız, birlikte çalışmaya kesin karar vermeden iyice araştırmanız, akıllı sorularla karşınızdakini tartmanız size, hayatınızın bu en önemli kararında büyük rahatlık ve avantaj sağlar.</p>
<h2>Artık Son Saatler</h2>
<p>Ev alırken öğrendiğim bir şey de pazarlığın asla bitmediği. Tabii kağıtları imzalayana kadar. Ev alımında son nokta &#8220;title company&#8221; (daha önce bahsetmiştim, emlak noteri gibi bir şey). Evi artık aldığınız %99 kesinleşince belli bir gün kararlaştırılıyor &#8220;title company&#8221;de buluşmak ve devir teslim için. %99 diyorum çünkü hala bir çıkış yolu olduğunu ben kendim bizzat yaşadım. Günlerden ne gün hatırlamıyorum, saat 1&#8242;de buluşulacaktı. Öğleden sonra işten izin aldım, güya iki saat falan sürecek bir iş idi bu. Kalktik gittik &#8220;title company&#8221;e. Saat oldu 1:00… 2:00… Karşı tarafın emlakçısı sekreteri arayıp not bırakmış yoldayım diye ama iş çıkışı trafiğinde bile bir saat sürmez onun geleceği yol. Saatlerimiz 3:00&#8242;ü gösterirken artık sabır taşmak üzere. Kendi paramızla rezillik diye böyle şeylere diyorlar sanırım. Evi beğendik ama karşı taraf satmak için bu kadar terslik yaparsa almayıveririz. Beyefendiye telefon edildi nerdesin diye, adam hala ofisindeymiş, hemen geliyorum diyor. İki saattir gelmeyen adamın &#8220;hemen&#8221; gelmesi kaç saat alırdı acaba… Saatler dörde yaklaşırken vatandaşa bir telefon daha &#8220;boşver gelme, biz vazgeçiyoruz&#8221; dedik. Bu sefer onun paçalar tutuştu diyeceğim ama adam pişkin &#8220;durun durun geliyorum hallederiz&#8221; diyor. Dedik &#8220;sana max 30 dakika, geldin geldin, gelmedin bu iş yattı&#8221;. Neyse efendim nihayet vatandaş yaklaşık dört saatlik bir gecikme ile geldi ofise. El sıkışmak istedi ama elimi uzatmadım. Herhalde beklemiyordu, hemen benim emlakçıya dönüp elini uzattı ve &#8220;gel seninle bir dışarı çıkalım&#8221; dedi, ikisi çıktılar. 5 dakika sonra geri geldiler, dışarda yine pazarlık etmişler ve benim dört saatlik bekleme için ben $2,000 almışım… Dedim bir hafta bekleseydik… İçimizde bir sevinç var ama geçen dört saatte biriken öfke hala üstün geliyor yüzümüze vuran duygularımızda.</p>
<h2>İmzaya Bir Kala</h2>
<p>Nikah masasına dizilir gibi dizildik sonunda. &#8220;Title company&#8221;den yetkili kişi çıkardı bir ton kağıt koydu masanın üzerine ve başladı teker teker bana uzatmaya. &#8220;Bu falan iş için kağıt…&#8221; diye uzatıyor, ben anlamayıp emlakçıma baktığımda açıklama Türkçe geliyor… Çoğu matbuu kağıt zaten, ve emlakçım bana anlatmıştı önceden. O gün herhalde yaklaşık 100 yeri paraf edip imza attım. Matbuu formlarda taraflarca yapılan değişiklerin her birinin yanına ve her sayfanın altina küçük bir paraf atıyorsunuz ve her dökümanın sonuna da şöyle kelli felli bir imza. Taş çatlasa yarım saatte bitti işimiz. Tabii dört saat beklemenin ardından yarım saat su gibi geçti. Sonunda yüzbinlerce dolar borcun altında evimizi almıştık. Daha sonra yaptığımız hesaplara göre aldığımız kredi ödemesi bittiğinde ev fiyatının yaklaşık üç mislini ödemiş olacaktık. Önceden bilseydim alırmıydım bilemiyorum ama bu korkutmasın sizi. Zaman geçtikçe akıllı bir iş yaptığınızı daha iyi anlıyorsunuz. Hele hele evinizin değerinde hızlı bir artış olursa, yatıp kalkıp ne doğru bir karar verdiğinizi düşünüyorsunuz.</p>
<h2>Şimdiki Aklım Olsa</h2>
<p>Bugünkü aklım olsaydı sanırım Amerika&#8217;da çalışmaya başladıktan sonra mümkün olan en kısa zamanda küçük de olsa (condominium) bir ev alırdım. Yaklaşık 6-7 yıl kira ödedim. İlk iki yıl evi bir iki ev arkadaşı ile paylaşmıştım, bunu da hesaba katarak ortalama ayda $800 kira verdim Şöyle kaba bir hesapla $60,000&#8242;ı kiraya vermişim. Bir ev almış olsaydım belki cebimden biraz daha fazla para çıkmış olacaktı ama bugün çok daha büyük müstakil bir eve maddi gücüm çok daha rahat yeterdi. Ama zararın neresinden dönerseniz kardır. Eğer benden bir tavsiye isterseniz mümkün olan en kısa zamanda kendi durumunuza göre çok da pahalı olmasa bile büyük küçük demeden gücünüzün yettiğince bir ev almaya bakın. İki avantajınız olur Amerika&#8217;da… Hatta üç… Birincisi ilk zamanlar çoğu faize de gitse, kiraya vereceğiniz para yavaş yavaş birikmiş olur… İkincisi evin değeri arttıkça bir sonraki adım için yeterli maddi imkanlarınız olur… Üçüncü ve en önemlisi ise kredi tarihçeniz aşırı kuvvetli olur…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/nihayet-evimiz-oldu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Pazarlığında Heyecan</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-pazarliginda-heyecan/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-pazarliginda-heyecan/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:55:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=41</guid>
		<description><![CDATA[İstediğiniz evi bulmakla, bulup da teklif vermekle iş bitmiyor aksine yeni bir dönem açılıyor önünüze. Özellikle ev piyasasının çok, hem de çok hareketli olduğu bugünlerde her saniyenin ve teklif verilen her doların önemi var. Evlerin genelde satışa çıktığı fiyattan daha fazlasına satıldığı bugünlerde saniyeden ziyade dolarcıkların önemi daha fazla. Doğal olarak eve tek teklif veren [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İstediğiniz evi bulmakla, bulup da teklif vermekle iş bitmiyor aksine yeni bir dönem açılıyor önünüze. Özellikle ev piyasasının çok, hem de çok hareketli olduğu bugünlerde her saniyenin ve teklif verilen her doların önemi var. Evlerin genelde satışa çıktığı fiyattan daha fazlasına satıldığı bugünlerde saniyeden ziyade dolarcıkların önemi daha fazla. Doğal olarak eve tek teklif veren siz olmuyorsunuz. Genelde eve teklif vermeden önce birlikte çalıştığınız emlakçı karşı taraf ile bir görüşme yapar ve &#8220;ortalığı kolaçan eder&#8221;. Karşı taraf evi mümkün olduğunca fazla fiyata satabilmek için çaktırmadan müşterileri kızıştırmaya çalışır. Bu nedenle öğreneceğiniz şeyler genelde kaç kişinin teklif verdiği, satış fiyatının üzerinde teklif veren olup olmadığı ve ne zaman kime satacaklarına karar verecekleri tarih, hatta saattır. Böylece teklif (offer) hazırlama heyecanı başlar. Emlakçınız tecrübeli ve güvenilir ise size her aşamada bir çok seçenek gösterir ve kendi fikrini söyler. Teklif vermek tabii öyle &#8220;hadi be evine $300,000 verdim&#8221; demekle olmuyor. Sanırım 4-5 sayfa matbuu formda bir çok yeri kendinize göre dolduruyorsunuz. Son zamanlarda evlerin çoğu satışa çıktığı fiyatın 10-20 bin dolar üzerine satılıyor, yani pazarlık kıyasıya.</p>
<h2>Teklif Hazırlama</h2>
<p>Evi alacaksınız ama hangi koşullarda? Ya satıcı evdeki buzdolabını, çamaşır ve kurutma makinasını alır giderse? Bunlar %99 evin içinde demirbaş malzemedir Amerika’da. Veya su ısıtıcısı veya havalandırma çalışmıyorsa? Evi alacağınızı garantilemeden de tabii profesyonellere para ödeyip bütün bu aletleri kontrol ettirmeyi istemezsiniz. Neyse teklif ve pazarlık işlemlerinin sırasıyla anlatımına dönelim.</p>
<p>Eğer ev için ölüp bitmediyseniz, bu olmazsa başka ev mi yok diye düşünüyorsanız işiniz kolay. Aksi taktirde stres ve heyecan alıp başını gidiyor. Eve fiyat teklif ederken izleyeceğiniz bir çok yol var. Yol var ama tabii evin ve sizin durumunuza göre ciddi değişiklikler söz konusu olabilir. Temel olarak eve istenenden düşük veya fazla teklif verebiliyorsunuz. Düşük teklif verecekseniz tabii bazı sebepler sıralamanız gerekiyor. Bu sebepler evin ne kadar süredir satışta olduğuna ve evin durumuna bağlı. Eğer ev biraz bakım istiyorsa bu masrafları kaba taslak hesaplayıp, satış fiyatından düşüp &#8220;şu fiyata olduğu gibi alıp tüm çıkabilecek aksaklıkları kabul ediyorum&#8221; şeklinde bir teklif verebilirsiniz. Veya yine aynı olmasada yakın kapıya çıkan &#8220;evi satış fiyatına alırım ama şunların tamiri, bakımı yaptırılması koşuluyla&#8221; diyebilirsiniz. Eğer eve satış fiyatından fazla fiyat veriyorsanız yine benzer koşulları koymak mümkün. Diyelim $300,000’lık eve $310,000 teklif edip gördüğünüz aksaklıkların düzeltilmesi koşulu ile diyebilirsiniz. Doğal olarak düşük teflif ettiğiniz her dolar ve öne sürdüğünüz her koşul sizin teklifinizin kabul edilmesi şansını negatif etkiler. Tabii diğerlerinin teklifine bağlı olarak sizin teklifteki negatifler diğerlerine kıyasla tercih edilecek derecede olabilir. Burada eklemem gereken bir nokta daha var ki ev alırken pazarlıkta oldukça önem taşıyormus: &#8220;ernest money&#8221;… Bu alıcının niyetinin ciddi olduğunu gösteriyor. Belli bir miktar parayı &#8220;title company&#8221; denilen ve evin yasal devir teslimini yapan, bir bakıma &#8220;emlak noteri&#8221; diyebileceğimiz firmaya depozit olarak yatırıyorsunuz. Eğer herşey yolunda gider de evi alırsanız hiç problem yok, bu para peşinatınıza ekleniyor. Ancak anlaşma sağlanamazsa ve sizin satın almaktan çok da fazla geçerli olmayan bir sebeple vazgeçmeniz durumunda satıcı masraflarını buradan talep ediyor. Ne kadar paranın kime ödeneceğini burada &#8220;<strong>title company</strong>&#8221; belirliyor.</p>
<p>Eveeeet, diyelim satıcıdan öğrendiğiniz bilgiler ışığında kendi durumunuzu iyice değerlendirip teklifi verdiniz… Karşı taraf belli bir zamana kadar teklife açık ve size daha önceden belirttiği zaman oturup o ana kadar gelen teklifleri değerlendiriyor. Bu bekleyiş oldukça heyecanlı geçer ben şimdiden söyleyeyim. Hatta son dakikalarda emlakçınızla birlikte bekleyiş içine girer, gelebilecek cevaplara göre strateji geliştirirsiniz. Eğer sizin teklifiniz çok zayıf kaldıysa direk red cevabını alırsınız. Tabii bu arada satıcı taraf bir iki cümle ile sizi tekrar pazarlığa sokmak için tohumları ekmeyi ihmal etmez… Eğer bir kaç teklif arasında karar verme pozisyonuna geldiyse satıcı, size karşı teklifle gelir ki bunlar benim yaşadığım tecrübelerden çıkardığım kadarıyla ya parayı biraz arttırmanız yada öne sürdüğünüz koşulların bir veya birkaçından feragat etmeniz şeklinde olur. Mesela &#8220;eğer koşulları kaldırırsanız, teklif ettiğiniz fiyata size satacağız&#8221; diyebilirler. Veya &#8220;koşulları kaldırın&#8221; deyip sizin teklif ettiğinizden biraz daha düşük fiyata hemen satabileceklerini söylerler. Bir başka seçenek de size &#8220;başkası sizden falanca miktar fazla verdi ama sizin durumunuz daha avantajlı bizim açımızdan aynı fiyatı verirseniz size satalım&#8221; demeleri. Kimbilir daha kaç yüz, kaç bin cevap vardır ama benim çevremdeki arkadaşlardan son 2-3 yılda yaşananları bu üç örnekle özetleyebilirim.</p>
<p>Bu ilk roundda genelde satıcı teklif verenlerden bir ikisine bu şekilde bir yaklaşım içindedir. Diyelim size bu şekilde bir teklifle geldi. Hemen siz de karşı teklifle gidersiniz ve genelde ikinci round pazarlığa geçip geçmeyeceğiniz en fazla bir iki saat içinde belli olur. Emlakçının bu noktada faydası çok fazla, özellikle ilk defa ev alanlar için. Şanslı iseniz, bu noktada fiyat ve koşullar iyice belirginleştiyse de kesin son halini almamıştır. Artık ev &#8220;satılık (for sale)&#8221; değil &#8220;kontrat altında (under contract)&#8221; sınıfına girmiş, satış piyasasından bir bakıma çekilmiştir. Bu noktada eğer koşulsuz satış için anlaşıldıysa işler hızla ilerler ancak ortada koşullar varsa, ki genelde oluyor, artık alıcı olarak siz ince eleyip sık dokumaya başlıyorsunuz.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-pazarliginda-heyecan/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evleri gezmek, karşılaştırmak</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/evleri-gezmek-karsilastirmak/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/evleri-gezmek-karsilastirmak/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:54:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=37</guid>
		<description><![CDATA[Ön araştırmaları yapıp, istediğim muhitte, gücümün yeteceği şekilde bir evin kararını vermek işin en zor kısımlarından biriydi. Bunları belirleyip evleri gezmeye başlayınca artık iş biraz da zevk meselesine dönüşüyor. Küçük ama lüks evlerle de büyük ama bakımsız evlerle de karşılaşıyorsunuz. Bire bir karşılaştırma yapmak mümkün değil tabii. Bu noktada ihtiyaç mı, kullanışlılık mı yoksa lüks [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ön araştırmaları yapıp, istediğim muhitte, gücümün yeteceği şekilde bir evin kararını vermek işin en zor kısımlarından biriydi. Bunları belirleyip evleri gezmeye başlayınca artık iş biraz da zevk meselesine dönüşüyor. Küçük ama lüks evlerle de büyük ama bakımsız evlerle de karşılaşıyorsunuz. Bire bir karşılaştırma yapmak mümkün değil tabii. Bu noktada ihtiyaç mı, kullanışlılık mı yoksa lüks mü tercih edeceğiniz size kalıyor.</p>
<p>Burada aktif hikayemiz başlıyor. Bir iki haftalık kağıt üzerinde teorik çalışmadan, giden gelen faxlardan, yapılan telefon konuşmalarından sonra benim ne istediğimi belirleyip, ne emlakçımıza ne de bana eziyet olmayacak şekilde rotamızı belirleyen ev gezme listemizi çıkardık. Bir cumartesi koları sıvayıp nişanlım, emlakçılarımızla birlikte önümüzdeki 30 yılımı bağlayacak evi aramaya başladık. Bu noktada panik olmamak gerekiyor. İki risk var, birincisi en kısa zamanda alma psikolojisi ile ilk görülen evlerden birini çok fazla düşünmeden ve çok sevmeden almak, ikincisi ise yorgan altındaki ayaklarımıza bakmadan &#8220;hayal&#8221; evimizi bir gün bulabileceğimiz umuduyla günleri, haftaları hatta ayları yollarda ev arayarak geçirmek. Bu nedenle ilk çıkışınıza turistik gezi mantığıyla bakın. Bu arada yanınıza almayı kesinlikle ihmal etmemeniz gereken bir şey: <strong>dijital kamera</strong>. Mutlaka, hoşunuza gitsin veya gitmesin, gezdiğiniz evlerin resimlerini çekin. Bir sürü ev gezince birinin mutfağını, banyosunu diğerinin mutfağı ve banyosu gibi hatırlamanız çok normal. Akşam eve gidince tüm gününüzü film izler gibi gözünüzün önünden geçirin. Teorik olarak kendinize uygun olduğunu düşündüğünüz koşul ve evlerin gerçekten size uygun olup olmayacağını, sizi tatmin edip etmeyeceğini bir kere daha gözden geçirin. Eğer uygun olmayan durum varsa birincisi muhit, ikincisi de ev tipi (müstakil, townhouse veya condo) olmak üzere iki temel noktadan birinde değişiklik yapmak gerekebilir ve bu da kişilere göre değişir. Ben ilk başlarken muhit olarak çok geniş çevreye bakıyordum ama sonunda ilk tercih ve ikinci tercih şeklinde gruplamam gerekti.</p>
<h2>İlk Günümüz</h2>
<p>İlk gün yanılmıyorsam dört ev gezmiştik. Bir tanesi orta halli bir muhitin nispeten zengince bölümünde bitişik nizam tipinde bir ev (townhouse) idi. Akdeniz kasabalarını andıran modelde yapılmış evlerden bir mahalle. Zaten sokağın ismi Spanish Court. Çok güzel ve zevkli döşenmiş (tabii eşyalarla birlikte satmıyorlardı evi, o yüzden eşyalara kanmamak lazımdı) oldukça küçük bir ev, benim ödeyebileceğimi düşündüğüm üst sınırın da biraz üzerindeydi. Başka şeylerden kısıp ödenebilirdi ama gençlik bir daha geri gelmeyecek diye düşününce &#8220;yaşamaya&#8221; da biraz para ayırmak gerekiyor. Nispeten küçük ama güzel bir bahçesinin yanı sıra arka tarafı ormana baktığından bahçenin boyutu önemini kaybediyordu. Gelgelelim ev hakikaten küçüktü. Hoş iki kişiye saray yavrusu ev aramıyoruz ama benim tek odalı nacizane apartman dairemin salonundaki ev eşyaları (o da oturma odası takımı, TV ve sehpası) bu evin salonuna pek sığacak gibi görünmüyor. Yatak odasına baktık, yatağın bir kenarında 50 santim kadar diğer tarafında (çekmeceli dolap koyulduğundan biraz da mecburiyet) 30-40 santimlik boşluk kalmış. Gösterişi olan ama küçücük bir ev… Beğendik ama pek bize göre değil diye düşünerek çıktık.</p>
<p>İkinci ev ise muhit olarak buna yakın ama bu kadar lüks değildi. Aslında lüks bile denemez. Kapıyı çaldık, açıldı, eve bakmaya geldiğimizi söyledik, içeri alındık. O ne!!! Aman Allahım, savaş alanı ev. Ortalığın dağınıklığından öte pislik diz boyu desem yeridir. Mehmet Abi kapıları açmak için yanlış hatırlamıyorsam bir yerden kağıt havlu bulmuş almış eline. Mutfağı anlatmaya gerek yok. Biz çıkalım derken yanılmıyorsam Ali&#8217;ydi, &#8220;gezin görün de diğerleriyle karşılaştırma olanağınız olsun&#8221; dedi, hadi bakalım genel olarak gezelim evi dedik. Her gösterilen odada nerede ise bir aile kalıyor. Ev Güney Amerika&#8217;da bir askeri kışla gibi. Bana sorarsanız evdekilerin Amerika&#8217;da yasallığı bile tartışılır. Evin pisliğinden ve dağınıklığından başka pek birşey hatırlamıyorum bu ev hakkında. Odaları çok dar değildi ama evi alsan içerdekileri çıkarabilecek misin (sanırım kiracıydılar yoksa kimse evini o hale getirmez), çıkarsan ne halde olacak ev, ne kadar masraf etmen lazım gibi düşüncelerle evden ayrıldık – hatta kendimizi dışarı attık demeliyim. Belki de ev sahibinin evi satış nedeni bu tip kiracılarla uğraşmaktan gına gelmiş olmasıydı. Ev alalım derken yüzbinlerce dolarlık problem almış olmayı kimse istemez.</p>
<p>Üçüncü evimiz yine yakında müstakil bir ev. Ev o anda boş, hemen taşınılacak şekilde. Biraz eskice ve sanırım kiraya verilmek amaçlı elinde bulunduruyordu sahibi ki evin halıları göşterişli olmaktan ziyade dayanıklı tipten seçilip döşenmiş. Boyasında falan öyle fazla bir özen yok. Fena bir ev değildi. Çok ısınmadı içimiz ama listede yanına bir artı koyduk.</p>
<p>O gün son olarak baktığımız eve girdiğimizde nişanlımın da benim de gözlerimiz parladı. Ev boştu ve bakımsızdı ama diğer evlerin planlarına göre çok daha güzel ve genişti. Duvarların renkleri ev sahibinin biraz zevksiz olduğunu söylüyordu. Üst kattaki odaların birisi (hemen hemen) çingene pembesi ve diğeri fıstık yeşiliydi. Salon pembemsi bir renk üzerine sarı altın yaldızlı sünger darbeleriyle boyanmış. Halılar sanırım bir asırlık falan, pek temizlenecek gibi değil mutlaka değişecek. Bahçe amazon ormanları misali çimler, daha doğrusu otlar diz boyu. Ev bakımsız olduğu için fiyatı normale göre oldukça düşük, rahatlıkla gücümüzün yeteceği rakam. Evin plan ve kullanışlılığına içimiz çok ısındı ama sonraki masrafları da bir düşünmek lazım. Listede bu evin yanına da bir artı koyduk ve ayrıldık.</p>
<h2>İkinci haftasonumuz</h2>
<p>Bir sonraki haftasonu elimizde liste ile başka evlere girdik çıktık. Çoğu pek iz bırakmadı bizde. Ya küçüktü ya pahalı. İkinci haftasonunu kapatırken bir önceki hafta, son gittiğimiz eve bir daha gittik. Alıcı gözüyle baktık bu sefer. Ali, evde yapılması gereken işlerin maliyeti konusunda az çok fikir verdi. Oraya $300 buraya $500 derken şöyle kaba taslak bir kaç bin dolarlık masraf gerekiyordu eve. Hala maddi gücümüzün yeteceği sınırlar içinde kalıyordu evin maliyeti ve sonunda evi almak için teklif vermeye karar verdik. Yanılmıyorsam hemen o gün, değilse bile ertesi gün emlakçımızın ofise gidip bürokratik işleri hallettik, önce kendi aramızda uzun uzun konuştuk, teklif vermek istediğimiz fiyatı belirledik ve satıcının emlakçısına faxladık… Artık heyecanlı bir bekleyiş ve olursa ateşli bir pazarlığın arefesindeydik…</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/evleri-gezmek-karsilastirmak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Emlak Seçenekleri</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/emlak-secenekleri/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/emlak-secenekleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:45:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=34</guid>
		<description><![CDATA[Türkiye&#8217;deyken ev alacak olsam tek derdim sanırım üç odalı, şöyle genişçe üç odalı ev bulmak olurdu. Müstakil ev sadece hayallerimi süslerdi ama Amerika&#8217;da vasat da olsa bir işiniz olduğu zaman hayallerinize ulaşmak nispeten kolay. Hatta hayaliniz hakikaten &#8220;uçuk&#8221; değil ise erişilemeyecek bir hayal yok gibi. İlle müstakil eviniz olsun diyorsanız olabilir ama şehirden uzak olur, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;deyken ev alacak olsam tek derdim sanırım üç odalı, şöyle genişçe üç odalı ev bulmak olurdu. Müstakil ev sadece hayallerimi süslerdi ama Amerika&#8217;da vasat da olsa bir işiniz olduğu zaman hayallerinize ulaşmak nispeten kolay. Hatta hayaliniz hakikaten &#8220;uçuk&#8221; değil ise erişilemeyecek bir hayal yok gibi. İlle müstakil eviniz olsun diyorsanız olabilir ama şehirden uzak olur, en lüks semtte olmaz, toplu taşıma çok yakın olmaz ama müstakil, bahçeli, iki katlı, hatta pembe panjurlu eviniz olabilir…</p>
<h2>Ev Tipleri</h2>
<p>Amerika&#8217;da belli başlı üç seçeneğiniz var – başka varsa da ben bilmiyorum. Bunlardan birincisi ilk basamak, kısıtlı bütçe ile ilk evlerini alacakların en kuvvetli seçeneği olan <strong>condominium</strong> adı verilen apartman daireleri. Stüdyo tipinden üç odalıya kadar seçenek olsa da genelde en yaygın olanı bir ve iki odalılar. Bunlar genelde 10-15 katlı yüksek binalar şeklinde, otel havasında oluyor. İçinde yaşayanlar genelde bekarlar veya çocuksuz yeni evliler. Daireler müstakil olarak kişilere ait olsa da tüm apartman veya apartman kompleksinin yönetimini bir firma yürütüyor. Bu firma genelde güvenlik, apartmanın ve çevrenin genel temizliği, ufak tefek bakım onarım&#8217;dan sorumlu oluyor. Ayrıca apartman komplekslerinde genelde olan yüzme havuzu ve gym&#8217;den sorumlular. Böyle olunca da &#8220;condo fee&#8221; denilen bir aidat ödüyorsunuz yönetime. Apartman veya sitenizin olanaklarına göre bu aidat genelde $300-500 civarında olmakla birlikte $1000&#8242;ı geçen yerler de var. Bence ve genelde söylenen bu aidat bir bakıma ihtiyacınız olan veya olmayan bir hizmet için boşa verilen bir para. &#8220;Ev&#8221; alırım, senede 2-3 kere evimin önündeki karı temizlerim, haftada iki kere çöpümü sokak kenarına kendim çıkarırım, çimlerimi kendim biçerim ve bu aidat benim cebime kalır şeklinde bir düşünce benimkisi. Ama çatıma birşey olursa bunun koşuşturmacasını da ben yaparım, parasını da ben öderim, diğer tarafta apartman yönetimi öder – öder de o parayı sizden bir şekilde alır sanırım. Yani genel olarak baktığınızda bu aidat benim &#8220;mülk alım gücümden&#8221; eksilen bir para.</p>
<p>Yine <strong>condo</strong> diye anılan ama daha çok bizim bildiğimiz apartmanı andıran üç ila beş katlı &#8220;garden apartment&#8221; denilen yapılar var. Bunların, aşırı yüksek olmamalarının yanında benim gördüğüm en belirgin özellikleri koridorlarının kapalı bina içinde değil de bina yanlarında veya aralarında açık olması. Bana bunlar nispeten daha sıcak geliyor diğer yüksek apartmanlara göre ama şehir merkezlerinde bu tip evlere rastlamak oldukça zor.<br />
İkinci seçeneğiniz <strong>townhouse</strong> denilen bitişik nizam evler. Genelde biri bodrum olmak üzere üç katlı olsalar da iki ve dört katlı olanları da var. Bu tip evleri şehir içinde bulmak condolara nazaran daha zordur, bulsanız da oldukca pahalıdır. Küçük de olsa bir bahçeleri vardır ancak son zamanlarda bahçe ile uğraşmak istemeyenlere yönelik neredeyse bahçesiz olanları da inşa edilmekte. Condolardaki yönetime karşılık townhouse&#8217;larda &#8220;<strong>home owner&#8217;s association (HOA)</strong>&#8221; adi verilen çok genel bir idare vardır. Bunlar genelde yol, yeşil alan, park yerleri ve varsa havuz ve tenis kortlarından sorumludur ancak evinizin çevresine bakmadığınızda arka bahçenize kadar karışırlar. Mesela tahta çitle bile çevrili olsa arka bahçenizin çimlerini uzun süre kesmezseniz uyarı yazısı gelir evinize. Veya genel uygulama metal posta kutusu ise tahta posta kutusu koymanıza laf ederler. Evinizin dışında yapacağınız değişiklikler için bunlardan izin almanız gerekir. Hatta ve hatta giriş kapınızı boyayacaksanız rengine kadar karışabilirler.Bunlara da aylık $50 ile $100 arasında aidat ödenir.</p>
<p>Son seçeneğiniz ise &#8220;<strong>single family house</strong>&#8221; diye anılan müstakil evler. Genelde şehir dışında bulabileceğiniz bu tip evler tabii ki hepimizin ideali. Şehir içinde oldukça eskileri epey yüksek fiyata bulunabilir. İster şehir içi olsun ister şehir dışı olsun, müştakil evler genelde ilk ev alacakların bütçesini aşar veya çok zorlar – tabii tamamen kırsal bir alanda yaşamıyorsanız. Bu evler tamamen sizin sorumluluğunuzdadır. Öyle genel işleri yapan bir idare yoktur. Ancak bazı yerlerde yine townhouse&#8217;larda olduğu gibi nispeten daha az etkili yönetime bağlı olanları da vardır.<br />
Genelde ev alma sırası önce condo veya townhouse, ardından en azından bir kaç yıl sonra yaşam stilinize göre müstakil ev şeklinde olur. Ancak şehir içinde bir condo, şehirden 10-15 mil uzakta bir townhouse&#8217;dan veya 20 mil uzaktaki bir müstakil evden daha pahalı olabilir. Bu yüzden &#8220;benim gücüm yetmez müstakil evlere bakmak benim neyime&#8221; diye düşünmeyin. Şehirden ve/veya ofisinizden biraz uzakta yaşamayı kabulleniyorsanız müstakil ev almaya da maddi gücünüz pekala yetebilir.</p>
<p>Şimdi, biraz ileriyi düşünerek ev alıyorsanız genelde condoların satışı zor denir ama neye göre zor çok da emin değilim. Paraya ihtiyacınız acilse fiyattan birazcık kırdığınızda ister condo olsun ister müstakil ev olsun satışta fazla bir farklılık veya zorluk olacağını sanmıyorum. Bir mecburiyet ve aciliyet yoksa da bir ayda evinizin satılması sizi çok da fazla etkilemez sanırım.<br />
Evet genel olarak ev seçeneklerimiz bunlar. Ev almaya niyetlenip kolları sıvadığınızda çok daha fazla detayla karşılaşacağınızdan emin olun.</p>
<p>Faydali sayfalar:</p>
<ol>
<li>http://www.ourfamilyplace.com/homebuyer/condo.html</li>
<li>http://www.ourfamilyplace.com/homebuyer/townhouse.html</li>
</ol>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/emlak-secenekleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Almada İlk Adım</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-almada-ilk-adim/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-almada-ilk-adim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:30:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=31</guid>
		<description><![CDATA[Ben Amerika&#8217;da ev almak için yıllarca mali yük ve vize durumları korkumu yenemedim, bir heves korkumu yenip başladığımda da seçenek ve bilgi denizinde boğulmaktan korktuğum anlar olmadı değil. Ben emlakçının ofisine gittiğimde yeterince araştırdığıma ve epey bilgi edindiğime inanıyordum ama herşeyi öğrenmek doğal olarak mümkün değil. Şimdi bu yazıda, bildiğim ve internetten bulduğum kredi çeşitlerini [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben Amerika&#8217;da ev almak için yıllarca mali yük ve vize durumları korkumu yenemedim, bir heves korkumu yenip başladığımda da seçenek ve bilgi denizinde boğulmaktan korktuğum anlar olmadı değil. Ben emlakçının ofisine gittiğimde yeterince araştırdığıma ve epey bilgi edindiğime inanıyordum ama herşeyi öğrenmek doğal olarak mümkün değil. Şimdi bu yazıda, bildiğim ve internetten bulduğum kredi çeşitlerini listeleyip kendimce yorumlar yapacağım. Bu size bir çok bilgiyi bir arada sunacak ve bu olayı geçtiğimiz bir iki yıl içinde yaşamış biri ve birilerinin arkadaşı olarak &#8220;bir Türk kafasıyla&#8221; avantaj ve dezavantajlarını mümkün olduğunca, bilebildiğimce, aklım erdiğince anlatmaya çalışacağım…</p>
<p>Herşeyden önce <strong>mortgage</strong> konusunda büyük önemli olan &#8220;<strong>LTV</strong>&#8221; yani &#8220;<strong>Loan To Value</strong>&#8221; terimini açıklıyayım ki konu biraz daha somut hale gelsin. Bu LTV değeri, isminden de anlaşılacağı üzere aldığınız evin değerinin alacağınız krediye oranı. Geçen yazıda bahsettiğim 80-15-5 tipi rakamlardaki 80&#8242;de bu LTV oranı ile ilgili. Mesela kelepir diyebileceğiniz bir ev buldunuz. Evin piyasa değeri $200,000 ama sahibi sıkışmış ve evi $180,000&#8242;e satıyor. Siz minimum peşinat yatırarak nasıl güzel bir ev alabileceğinizi kara kara düşünürken, buradaki LTV değeri %90 olduğundan kredi firmaları sizi fazla zorlamazlar ve tamamen hayal gibi görünen bir eve kavuşabilirsiniz.</p>
<h2>Mortgage İle Tanışıyoruz</h2>
<p>Şimdi isterseniz önce kredi dönemi olarak başlayalım işe çünkü bu en basit konu ve diğer konular genellikle bu kredi dönemlerine bağlı oluyor. Amerika&#8217;da en yaygın ev kredisi 30 yıllık dönem olarak görülüyor. Bunun dışında 15 ve 20 senelik dönemler de size seçenek olarak sunulacaktır eğer siz tam olarak kaç yıllık kredi almayı istediğinize karar vermediyseniz. Aslında verilecek bir karar yok ortada. TR&#8217;de sırtı sağlam bir aileniz yoksa veya piyangodan para kazanmadıysanız 15 yıl tamamen hayal, 20 yıl ise maddi şartları bayağı zorlayacak bir durum diyebilirim. 30 yıllık [sabit faizli] kredi ile yorganınıza göre bir ev aldığınızda, aylık ödemeleriniz genelde, yerine göre, bir veya iki odalı apartman dairesine ödeyeceğiniz kiradan %10-20 arasında fazla olur ki bu extra parayı tasarruf etmek bir iki ufak masraftan kesinti yapmakla mümkün oluyor. Özellikle bekarsanız, birine odalarınızdan birini kiralayıp hem ev arkadaşı edinirsiniz hem de bu ekstra yük omuzlarınızdan kalkar. Nişanlı veya evli iseniz veya aileniz sık sık gelip gidiyorsa, tabii bu olasılık biraz daha detaylı değerlendirme gerektiriyor.</p>
<p>Diyelim kolları sıvayıp ev alma konusuna daldınız ve daha önceki yazımda vermiş olduğum sitelerden maddi olarak ne kadar mortgage&#8217;a gücünüzün yeteceğini az çok çıkardınız. Ve diyelim $300,000&#8242;a kadar kredi alabiliyorsunuz. Ben Washington D.C. bölgesinde yaşadığımdan çevremden örnek vereceğim. Yazacağım rakamlar bu bölge için geçerli, Los Angeles, San Francisco, San Diego, Boston, New York dışında diğer bölgeler genelde biraz daha az diyebilirim. Şimdi $300,000&#8242;a şehir içinde bir <strong>condominium</strong> (apartman dairesi) veya biraz şehir dışında <strong>townhouse</strong> (bitişik nizam ev) veya epey bir şehir dışında müstakil bahçeli, <strong>single family</strong>, ev alabilirsiniz. Bu nokta tamamen kişisel tercih. Benim bazı arkadaşlar şehirin hareketine yakın olalım, ulaşım kolay olsun diye şehir merkezinde veya merkeze yakın iki odalı apartman dairesini tercih ederken, kimisi de şehirden bir bir buçuk saat uzakta en azından haftasonlarımda sakin ve tamamen özel bir hayatım olur diye müstakil ev tercih ediyor. Eski çalıştığım yerde bir arkadaş sabah akşam iki saat yol gidip geliyordu, içinden dere falan geçen kocaman arazi içinde müstakil evi vardı ve yakındaki bir çiftlikte de atları. İşe gelip giderken harcadığı iki saat hakkında hiç şikayet ettiğini de duymadım.</p>
<p>Ne kadar kredi alacağınızı bulduktan sonra kişisel tercihlerinizi sıralamanıza kalıyor ilk karar. Bunun için eğer kesin bir kararınız yoksa bir emlakçı ile görüşüp seçeneklerinizi geniş tutup üç tip evden de liste oluşturun. Hoş listeyi oluştururken emlakçı istediğiniz bölgeleri soracaktır, en azından buna karar verip bir iki bölge kafanızda olmalı işe başlarken. Bu liste az çok kararınızı kesinleştirmede yardımcı olacaktır ancak yine de bütün hepsinin avantaj ve deazavantajlarını gözden geçirmenizde fayda var.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-almada-ilk-adim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ev Alma Hesapları</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-alma-hesaplari/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-alma-hesaplari/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 17 May 2009 06:29:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=29</guid>
		<description><![CDATA[Ev almaya niyetlendiğinizde ilk adım doğal olarak maddi gücünüzün neye yeteceğini, ne koşullarda, ne miktarda &#8220;mortgage&#8221; alabileceğinizi belirleyebilmek. Bunun 2+2=4 gibi sabit bit formülü yok, belli başlı koşullara (gelirinizi resmi olarak gösteren W-2 veya 1099 formu üzerindeki değerlere, kredi kartı borçlarınıza, bankadaki paranıza, diğer borçlarınıza) bağlı olarak değişse de yıllık gelirinizin (sadece maaş değil başka [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ev almaya niyetlendiğinizde ilk adım doğal olarak maddi gücünüzün neye yeteceğini, ne koşullarda, ne miktarda &#8220;<strong>mortgage</strong>&#8221; alabileceğinizi belirleyebilmek. Bunun 2+2=4 gibi sabit bit formülü yok, belli başlı koşullara (gelirinizi resmi olarak gösteren <strong>W-2</strong> veya <strong>1099</strong> formu üzerindeki değerlere, kredi kartı borçlarınıza, bankadaki paranıza, diğer borçlarınıza) bağlı olarak değişse de yıllık gelirinizin (sadece maaş değil başka gelirleriniz de varsa hepsinin toplamının) üç ila dört katı şeklinde bir hesap yapmak az çok size maddi yeterlililiğinizi, diğer bir deyişle kredibilitenizi verir. Mesela yıllık geliriniz $40,000 ise $120,000&#8242;lik krediyi pek zorlanmadan alırsınız. Hatta yatıracağınız peşinata göre $150-160,000 kredi almanız içten bile değil. Eğer çok beğendiğiniz $200,000&#8242;lık bir evi ille de alacağım diye inat ederseniz, yüksek borç alırken risk faktörünüz artacağından her firma olmasa da bazıları size normalden daha yüksek faizle kredi önerebilirler. Tabii bu alacağınız evin değerine de direk bağlı. Eğer satış miktarı evin değerinden düşük bir ev yakalayabildiyseniz ki değişik nedenlerle bu tip satışlara rastlamak olası, kağıt üzerinde hesaplayacağınız miktardan çok daha fazla krediyi normal faiz oranlarında alabilmeniz mümkün. Mesela ev sahibi herhangi bir nedenden taksitlerini ödeyemeyecekse evi ve yatırdığı parayı tamamen kaybetmektense düşük bir fiyata acilen satmak isteyebilir. Çünkü bu tip durumlarda ev sahibi yasalar tarafından belirlenmiş gerekli koşullara uymadıysa, ona kredi veren kurum evin resmen sahibi olduğundan ve asıl amacı kendi parasını kurtarmak olduğundan, ev sahibinin yıllarca ödediği paraya bakmaksızın kalan borcu karşılığında evi açık arttırma ile satabilir. Buna &#8220;<strong>foreclosure</strong>&#8221; deniyor, bir bakıma iflas demek ve o çok detaylı bir konu. Son ekonomik krizle birlikte bu terime de epey alıştık.</p>
<h2>Karmaşık Mortgage Formülü</h2>
<p>Şimdi buradan sonra yazacağım herşey çok değişkenli formülün parcaları gibi olduğundan her zaman istisnalar olması normal. En genel bilinmesi gereken konu evin değerinin %20&#8217;sini peşinat olarak yatırabildiğinizde en düşük faiz oranından kredi alabileceğiniz. Finans kurumları, neye dayanarak bilmiyorum, bu oranix en düşük risk olarak belirlemişler ve bir evin değerinin %20&#8217;si içerde (ödendiği) olduğu taktirde en kötü koşullarda bile para kaybetmeyeceklerine inanmışlar, daha doğrusu hesaplamışlar ve bunu temel almışlar. Evin bedelinin %20&#8217;sinden düşük peşinat yatırdığınızda risk faktörünüze ve evin değerine bağlix bir &#8220;sigorta&#8221; ödemeniz gerekiyor ki bu, ayda $200+&#8217;ı çöpe atmanız anlamında en basit tercümesiyle. Dolayısı ile bu en genel varsayım, yine 80-20, 80-10-10 ve 80-5-15 olarak anılan ana kredi–peşinat–ikincil kredi şeklinde genel formüller ortaya çıkarmış. İlk rakam ana kredi miktarı. Yani gözünüzde hep büyüyen çok basamaklı kesim. Sonraki rakamlar ise az önce bahsettiğim çöpe atılan sigorta parasından kurtulmak, daha doğrusu bütçenizin en az hasarı almasını sağlamak için &#8220;uydurulmuş&#8221; rakamlar. Uydurulmuş diyorum ama öyle dayanaksız değil, laf kalabalığı olsun, insanların içi rahat olsun diye belirlenmiş rakamlar. İkinci rakam evi alanın ödeyeceği peşinat. Son rakam ise sigorta parasından kurtulmak için alacağixnixz ikinci kredi. Ne gerek var böyle dolambaçlı yollara diye düşünebilirsiniz, ben de düşünmüştüm zamanında, ama ikinci kredi bir bakıma karşılığı aşırı riskli olan bir para. Olurda piyasa tepetaklak olup ev değer kaybederse parayı ilk düşecekleri yerin etkisi ikinci krediye olacak. Bu yüzden ikinci kredinin hem faizi ilkine göre daha yüksek olur hem de süresi kısa olur. Ne kadar yüksek olur derseniz yine bir çok değişkene bağlı ama genelde ilk kredinin %1 ile %3&#8242;ü kadar. Yani ana krediniz 30 yıl sabit faiz üzerinden %5&#8242;lik ise ikincisi büyük ihtimal %6 ile %7 arasında olacaktır. Bir de bu ikinci kredi genelde &#8220;balloon payment&#8221; denen şekilde oluyor. Ben ilk önce çok anlamamıştım ama son anda hesap yapınca şok olmuştum. Kendimden örnek vereyim, ikinci kredim 15 yıllık ve yaklaşık $40,000 idi. OK, hiç fena değil diyorsunuz ama elinize kağıt kalem alıp hesaplayınca bakıyorsunuz ki her ay buna ödeyeceğiniz paranın neredeyse tamamı faiz, 15 yıl aylık taksit ödeyip sonunda vaadesi bitince geriye kalan $30-35,000&#8242;ı paaaaaaaaat diye ödemeniz gerektiğini görüyorsunuz. 15 yıla kim öle kim kala, ilk evinizi zaten (istatistiklere göre) 3-5, bilemediniz 7-8 yılda elden çıkaracaksınızdır. O nedenle eğer ciddi ciddi köklü bir iş bulup da hayalinizdeki evi almıyorsanız, bu durumu fazla dert etmeye değmez – ama bu demek değil ki hiç takmayın boş verin…</p>
<p>Evet bunlar benim ev almaya niyetlendiğimde ilk öğrendigim en genel konular. İnsan çevresindekilerle konuştukça ve araştırdıkça detaylara gömülüyor ve belli bir noktadan sonra en uygun gördüğü yolda araştırmalarına devam ediyor. Zaman zaman kafanızdakilerden daha uygun görünen şeyler bulsanız da aklınıza yatan yoldan şaşmak biraz zor oluyor, onun için ilk başta fazla detaya girmeden bir araştırma yapmak en ideali. Sonra bence en doğru yol bir iki fikirde yoğunlaşıp kolları sıvamak…</p>
<p>Not: <em>Bütün bu hesaplar ve koşullar son ekonomik krizden önce idi. Umarım yakın zamanda yine bu şekle döner. Kriz zamanı ev alma ve foreclosure konusunda durumlar ise başka bir yazıda.</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/ev-alma-hesaplari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

