<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Usa-Turk.com &#187; Sosyal Hayat</title>
	<atom:link href="http://www.usa-turk.com/category/yasam/sosyal-hayat/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.usa-turk.com</link>
	<description>Amerika&#039;da Eğitim ve Yaşam Portalı</description>
	<lastBuildDate>Tue, 12 Apr 2011 01:52:04 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=abc</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>Amerika&#8217;da Google ile Sanal Gezinti</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2010/03/amerikada-google-ile-sanal-gezinti/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2010/03/amerikada-google-ile-sanal-gezinti/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 06 Mar 2010 05:12:57 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mine Tockey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eyaletler]]></category>
		<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[address]]></category>
		<category><![CDATA[adres]]></category>
		<category><![CDATA[Google]]></category>
		<category><![CDATA[google map]]></category>
		<category><![CDATA[map]]></category>
		<category><![CDATA[San Francisco]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4865</guid>
		<description><![CDATA[Yeni göçmenlere yardım ederken ne zaman Googlekullanmayı biliyormusunuz diye sorsam, çok aptalca bir soru sormuş gibi, biraz hayret,birazda kızgınlıkla “Tabii, bilmezmiyim?” cevabını alıyorum. Aklımdan geçen peki biliyorsanız niye sorduğunuz bu soruları ordan bulmadınız oluyor ama doğal olarak bunu kendime saklayıp anlatmaya başlıyorum.
İlk öğrenilmesi gereken harita! Yani Google Map! Ve bu haritanın size görmek istediğiniz her [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni göçmenlere yardım ederken ne zaman Googlekullanmayı biliyormusunuz diye sorsam, çok aptalca bir soru sormuş gibi, biraz hayret,birazda kızgınlıkla “Tabii, bilmezmiyim?” cevabını alıyorum. Aklımdan geçen peki biliyorsanız niye sorduğunuz bu soruları ordan bulmadınız oluyor ama doğal olarak bunu kendime saklayıp anlatmaya başlıyorum.</p>
<p>İlk öğrenilmesi gereken harita! Yani Google Map! Ve bu haritanın size görmek istediğiniz her yeri adım adım dolaşma şansı verdiğini biliyormusunuz?</p>
<p><strong>Nasıl mı? Gelin San Francisco’da Çin Mahallesini Birlikte Gezelim&#8230;</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>İlk etapta gitmek istediğiniz yeri Google’a yazıyorsunuz mesela <strong><em>San Francisco China Town</em></strong>! Normal aramada karşınıza bir sürü konuda bilgi geliyor ama bizim baktığımız “Harita” yanı GoogleMap! O yüzden sayfanın en üstünde yazan başlıklardan Map’i seçiyoruz ve üstüne tıklıyoruz. Bu size Çin Mahallesinin geniş bir haritasını veriyor.</p>
<p>Harita üzerinde gideceğiniz sokağı belirleyip haritayı o noktayı ortalayacak şekilde çekip ortalıyorsunuz. (haritaya bastığınızda çıkan el size bu konuda yardım eder) Diyelimki biz <strong><em>Grant Street</em></strong> ile <strong><em>Bush Street</em></strong>’in köşesindeki China Town Giriş Gate’ini (kapısını) görmek istiyoruz. O kesişme noktası haritanın ortasında iken harita üzerinde soldaki <strong>artı işaretine</strong> tıklıyoruz ve haritayı en büyük haline getiriyoruz. Hedef sayfada tam büyüklükte ve ortada iken bu defa gene harita üstündeki yazılardan <strong><em>Satellite</em></strong>’a başıyoruz. Şimdi binaların tepelerini göreceksiniz. Buda ilginç gelebilir ilk defa yapıyorsanız ama dahası var&#8230;</p>
<p>Harita üzerinde başarak haritayı büyüttüğünüz artının üstünde sarı renkli bir adam var. İşte o küçük sarı adam şimdi siz olacaksınız&#8230;</p>
<p><a href="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2010/03/san-francisco-google-map-china-town-3.jpg"><img class="aligncenter" width="545" height="215" title="san-francisco-google-map-china-town-3" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2010/03/san-francisco-google-map-china-town-3.jpg" alt="" width="985" height="389" /></a></p>
<p>O adam üstüne tıklayıp parmağınız hala basılı iken adamı görmek istediğiniz sokağın üstüne koyun. İşlem bittiğinde Çin Mahallesi karşınızda belirecek. Şimdi fotoğraflardaki okları çekiştirerek sokak sokak Çin mahallesini gezebilirsiniz.</p>
<p>Bu ne işinize mi yarıyacak? Boş vakitlerinizde görmediğiniz yerleri sanal olarak gezmenin ötesinde eğer yakında Amerika yolcusu iseniz size gideceğiniz yer hakkında fikir verir. Tutacağınız apartmanın bulunduğu mahallede ne var öğrenmenizi sağlar.</p>
<p>Mesela o bulduğunuz adresin haritası üzerindeki Googlebrowserina gorcery (market) yazdığınızda size nerde bakkal alışverişi yapabileceğinizi gösterir. Gene o adresten yola çıkarak okul, kütüphane, park hepsini tesbit edebilirsiniz&#8230;</p>
<p><strong>Dil Okulu, Otobüs seferleri, Kiralık Daire ve daha Neler Neler.. </strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2010/03/san-francisco-google-map-china-town-1.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-4867" title="san-francisco-google-map-china-town-1" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2010/03/san-francisco-google-map-china-town-1-300x180.jpg" alt="" width="300" height="180" /></a>Diyelimki bir dil okuluna geliyorsunuz: Okulun adresi elinizde. Şimdi ilk iş kalacak yer arıyacaksınız. Googleemrinizde. Okul adresindeki <strong><em>zip code</em></strong>’a (posta kodu) bakın 5 haneli bir rakam olacaktir. Önce Googlea gidip rental homes yada rental apartments yazın. Önünüzde bir dolu site belirecek. Aklınıza yatan birini seçip okulun zıp kodu ile okul civarındaki apartmanları bulun. Sonra bu apartmanların adresini teker teker okulunuzun adresi ile bulduğunuz haritada GoogleMap yazısının altında directions yazısına bastığınızda çıkan ikinci haneye koyarak <strong><em>Get Direction</em></strong> düğmesine başın. Şimdi okulunuz ile apartmanınız arasındaki mesafenin kaç mil olduğunu, hangi yoldan gidebileceğinizi göreceksiniz.</p>
<p>Hatta <strong><em>Get Direction</em></strong> düğmesinin yanındaki seçeneklerden <strong><em>By Public Transit</em></strong> opsiyonunu seçerek otobüs seferlerini görebilirsiniz.</p>
<p>Tutulabilecek apartman olasılıklarını belirlediniz diyelim, apartmanın adresi ile girip <strong><em>near by business</em></strong>’den en yakın marketi de buldunuz&#8230; Gööğle’dan marketin web page’ini bulup girin. Böylece etin, sütün, çolanın kaç lira olduğunu görebilirsiniz.</p>
<p>Bunu dönüp başka bir şehirde marketlerin web sitelerindeki fiyatlarlada karşılaştırabilirsiniz.</p>
<p><strong><em>Şimdi bir daha sorayim..Googlekullanmayı biliyormusunuz? </em></strong>Çünki eğer biliyorsanız tüm yardım eliniz altında, kimseye ihtiyacınız olmayacak bu ülkede.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2010/03/amerikada-google-ile-sanal-gezinti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da bir Türk&#8217;ün Gözlemleri!</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2010/01/amerikada-bir-turkun-gozlemleri/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2010/01/amerikada-bir-turkun-gozlemleri/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 Jan 2010 18:13:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Serbest Kürsü</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yasam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4795</guid>
		<description><![CDATA[ABD ile Türkiye arasında, Amerika seyahatlarım sırasında gözlemlediğim ilginç farklılıkları sizlerle paylaşmak istedim:
Amerika&#8217;da bir depo benzinin sadece 35 TL ile doluyor olduğunu biliyor muydunuz? Benzin fiyatları bize göre 4 misli ucuz! Bir kilo chikita muzun kilosu ise bizim paramızla sadece 75 kuruş (1 poundu 23 cent)! Amerika&#8217;da ev fiyatları hala düşmeye devam ediyor, Örneğin Florida&#8217;da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>ABD ile Türkiye arasında, Amerika seyahatlarım sırasında gözlemlediğim ilginç farklılıkları sizlerle paylaşmak istedim:</p>
<p>Amerika&#8217;da bir depo benzinin sadece 35 TL ile doluyor olduğunu biliyor muydunuz? Benzin fiyatları bize göre 4 misli ucuz! Bir kilo chikita muzun kilosu ise bizim paramızla sadece 75 kuruş (1 poundu 23 cent)! Amerika&#8217;da ev fiyatları hala düşmeye devam ediyor, Örneğin Florida&#8217;da foreclosure (banka tarafından satılan) 40,000 USD&#8217;e 2 odalı bağımsız bir villa almak mümkün&#8230;</p>
<ul>
<li><span>Telefonla arayan kişinin hem numarası ve hem de isminin otomatik olarak hem sabit telefonda hem de TV de gorulmesi Turkiyede olmayan ileri bir teknoloji.  Yani bilmediğiniz bir kişi veya bir kuruluş sizi ararsa onun ismini de telefona cevap vermeden önce telefonunuzda görüyorsunuz</span></li>
<li><span>ABD de genelde ev telefonlarına hiç kimse cevap vermek istemiyor. Genelde arayan kisi sesli yanıt sistemine mesaj bırakıyor. Daha sonra mesajlar dinleniyor ve istenirse arayan geri aranıyor.</span></li>
<li><span>ABD de bütün dünya ile limitsiz konusmak aylık 25 USD civarında. </span></li>
<li><span>Şehir içi konuşmalarda süre olarak limit yok. Konuşma adedi önemli. Limitsiz ABD içi arama yaygın. Böylece limitsiz tarife alan herkez saatlerce ABD içinde her eyaletle konusabiliyor. </span></li>
<li><span>Bir alışveriş yaptığınızda aldıgızın fişte kredi kartı bilgileri, satin alinan yerin ve  urunun kodu oldugu icin iadeyi alan gorevlinin barcode makinesiyle fişi okuması urunun paranın kredi kartınıza iadesi için yeterli. kredi kartınızı göstermek zorunda bile değilsiniz. </span></li>
<li><span>Urun iadesi sirasinda eger aldıgınız fişi kaybettiyseniz iade etttiğiniz ürünün barcodunda urunu aldıgınız yerin kodu da oldugu için size en azından aynı yer için gecerli alışveriş kredisi veriliyor. . </span></li>
<li><span>6 yillik eski bir arabayi 5,000 USD, 10 yillik eski bir arabayi 1500 USD civarinda almak mumkun. </span></li>
<li><span>Otellerde TV, micro dalga firin, bulasik makinesi&#8217;, utu&#8217; kahve makinasi, buzdolabi genelde standart olarak var.</span></li>
<li><span>Yurt ici ucuslarda havaalanlarinda karsilayanlar bavullarin alindigi yere kadar gelip yolcunun bavuluna yardım edebiliyor.. </span></li>
<li><span>Guzel bir gomlegi 5 dolara, bir bulucini 9 dolara almak mumkun.</span></li>
<li><span>Alisveris merkezlerinin otoparkinda kesinlikle yayalara yol verilmesi gerekiyor. Otomobiller 10 metrelik yaya kaldırımına adım atan ve yavaş yürüyen birini sonuna kadar sabırla beklemek zorunda. </span></li>
<li><span>Türkiyede 450 TL olan canon marka bir digital camera yı 108 USD e almanız mümkün</span></li>
<li><span>Kredi kartlarinin kulanilmasinda guvenlik kontrolu yapilmiyor. Bu nedenle Turkiyeden getirdiğiniz kredi kartınızı kaybetmek cok riskli. </span></li>
<li><span>Amazon gibi on-line satıs yapan magazaların merkezlerinden baska eyalette oturuyorsanız satın almalarda %6 lık vergiyi de ödemiyorsunuz.</span></li>
</ul>
<p><span style="color: #888888;"><em>Bu yazı Sayın <strong>Bekir BEKIROĞLU</strong> tarafından gönderilmiştir.</em></span></p>
<div style="padding: 10px; background-color: #ffffff; border: 1px solid #999999;">Bizim paylaştıklarımızda sizin yaşadıklarınızı bulamadıysanız sizleri de tecrübelerinizi paylaşmaya davet ediyoruz. Detaylı bilgi için <a href="http://www.usa-turk.com/author/serbest-kursu/">&#8220;Serbest Kürsü&#8221;</a> bölümümüzü ziyaret edebilirsiniz.</div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2010/01/amerikada-bir-turkun-gozlemleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>14</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>NİYE İLK ÖNCE AMERİKA?</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/12/niye-ilk-once-amerika/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/12/niye-ilk-once-amerika/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 16 Dec 2009 20:24:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Gökhan Dağcı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yasam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4743</guid>
		<description><![CDATA[Yazımın başlığının sonuna aslında şöyle bir ekleme yapmak isterdim ‘Aya ayak bastı?’ ancak Amerika’nın yaptığı pekçok  ilk olduğu için çerçeveyi daraltmak istemedim. Çünkü yazımın devamında bu ‘NİYE’ sorusuna cevap olacak olan anahtara ulaşacaksınız.
Türkiye’ye dönüp askerliğimi bitirdikten sonra ki iş arama sürecimde bazı günler gündüzleri İstanbul’da yardımcı rehperlik yapıyor, akşamları ise  gazete ve internetten [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Yazımın başlığının sonuna aslında şöyle bir ekleme yapmak isterdim <em><span style="color: #003366;"><strong>‘Aya ayak bastı?’ </strong></span></em>ancak Amerika’nın yaptığı pekçok  ilk olduğu için çerçeveyi daraltmak istemedim. Çünkü yazımın devamında bu <em><strong><span style="color: #003366;">‘NİYE’ </span></strong></em>sorusuna cevap olacak olan anahtara ulaşacaksınız.</p>
<p>Türkiye’ye dönüp askerliğimi bitirdikten sonra ki iş arama sürecimde bazı günler gündüzleri İstanbul’da yardımcı rehperlik yapıyor, akşamları ise  gazete ve internetten iş ilanlarına bakıyordum.O  günlerden birinde yine  İstanbul’u gezdirdiğimiz elli beş-altmış yaş ortalaması olan altı kişilik Amerikalı grup o kadar memnun; tatminkar oldular ve İstanbul’un büyüsünden de eklilenmiş olsalar gerek beni boğaza sıfır Four Season Otel’de akşam yemeğine davet ettiler. Aslında bu akşam yemeğine yalnızca teşekkür ve memnuniyet  sunumu için davet edilmediğimide biliyordum. Bildiğim; İstanbul’u gezip, o mistik havayı soluktuktan ve tarihi yerleri gezip, gördükten sonra birde burada yaşayanları gezip, onlara dokunmak, onlar ile paylaşımda bulunmaktı amaçları.Aslında öylede olmalı, elbetteki tarihi yerleri, müzeleri , doğal güzellikleri gezmek müthiş , ama birde orada yaşayanlar ile paylaşımda bulunmak, onlara gördüklerinizi, görmediklerinizi, duyduklarınızı sormak; sizin o geziden alacağınız tadı doruğa ulaştırmaz mı? Tıpkı yunusların gösterisini izlemek ile o gösterinin bi parçası olup,  o dev akvaryumun içinde onlar ile birlikte yüzüp, onlara dokunmak gibi.</p>
<p>Muhteşem İstanbul Boğazı manzarasında  başlayan akşam yemeği karşılıklı soru cevap şeklinde  politikadan, eğitime, tarihten, Türkiye’deki yaşama, pek çok soru cevap ile sürüp devam ettiği sırada,  gayet normal sayılabilecek bir soru sordum.</p>
<p><em><strong><span style="color: #003366;">- &#8220;Torunlarınız ile en son eğlenceli vakit geçirmek için ne yaptınız belki kopya çekip bende yiğenim ile aynısı yaparız?&#8221;</span></strong></em></p>
<p><strong>Ve işte, bir tatlı Amerikalı  bayanın  beş yaşındaki torunu ile paylaştığı bir gün;</strong></p>
<p>Bundan iki hafta önce annesi torunumu bana hafta sonu bakmam için getireceğini söylemişti ve bende bu sefer biraz daha farklı bir aktivite yapmak istedim. Annesi bana getirdiğinde torunuma dönerek,  şimdi duvardaki saate dikkatlice bak, akrep arka bahçeyi, yelkovan hava alanını  gösteriyor. Şimdi söyle bakalım sen hangisine gitmek istersin? Torunum bir çığlık, hava alanı anneanne! Bana hava alanını göster! dedi. Hemen elinden tuttuğum gibi soluğu havaalanın kapısında aldık. Elimden geldiğince ona her ayrıntıyı göstermeye, anlatmaya çalıştım. Tabi ki bana bir sürü soruyor; polis amcalar niye bizi aradılar? X-ray cihazı ne işe yarar, midemizin içinide gösterir mi&#8230;?</p>
<p>Güvenlikten geçtikten sonra bu seferde insanları incelemeya başladık.Herkesin farklı, farklı sayıda, ebatta bavulu olduğunu gösterdim torunuma, insanların kültürüne göre farklı farklı giyseler giydiğini gösterdim, sonra birden torunum niye orada tek başına oturan teyzenin  çantası olmadığını sordu, hemen bizde gidip yolcuya kendimizi tanıttık, niye çantasının olmadığını sorduk&#8230;.</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-4746" title="istock_000003272215xsmall[1]" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/istock_000003272215xsmall1-300x299.jpg" alt="istock_000003272215xsmall[1]" width="300" height="299" />En son olarakta ona bir süprizimin daha olduğunu söyledim. Onu alıp doğru daha önceden çok iyi bildiğim, havaalanın katlı otoparkının uçak pistini en iyi gören kısmına park ettim ve &#8220;Evlat; uçakların nasıl havalandığını görmek istermisin bakalım, diye sordum? Hazır mısın bakalım, bu çok eğlenceli ve heyecan verici olacak inan bana&#8221; dedim. Birazdan pek çok uçağın, o dev gibi tonlarca ağırlığındaki kütlenin nasıl oluyorda yumuşak bir şekilde havalandığını göreceksin. Dikkatle bak şimdi diye de ekledim&#8230;</p>
<p>Böylece pekçok uçağın pistten havalanışını izledik, ve en sonunda torunuma dönerek,</p>
<p><span style="color: #003366;"><em><strong>Bugün seni  niye buraya getirdiğimi biliyor musun? </strong></em></span>Sana insanoğlunun neler yapabildiğini göstermek, imkansız gibi görünen olayların aslında mümkün olabileceğini ve en önemlisi asla ve asla kendine sınırlar koymaman gerektiğini öğretmek istedim! Ne kadar zor, imkansızda görünsede asla kendine sınırlar koyma. Şimdi anladın mı seni niye buraya getirdiğimi? ‘’</p>
<p><span style="color: #003366;"><em><strong>Bu hikayeden sonra sizler ile paylaşmak istediğim; </strong></em></span>elbetteki torunlarımızın, yiğenlerimizin ellinden tutup bakkala sakız, çikolata almak için gideceğiz ama lütfen birazda onları tiyatroya, müzeye, kütüphaneye, üniversite kampüslerine, tarihi yerlere, spor müsabakalarına &#8230;.yada bir hava alanına götürelim.  Ancak böyle hep arzuladığımız kültür seviyesi yüksek, sanata saygılı, okur-yazar, aydın, tartışan, sorgulayan, düşünen, kitap okumasını seven, cesur, lider, kişilik sahibi, girişimci, ileriyi hedefleyen, sınır tanımayan ve diğer yıldızlı sıfatlara sahip bireyler yetişir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/12/niye-ilk-once-amerika/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yeni bir Ülkeye Gelirken Düşünülmesi ve Bilinmesi Gerekenler</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/12/yeni-bir-ulkeye-gelirken-dusunulmesi-ve-bilinmesi-gerekenler/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/12/yeni-bir-ulkeye-gelirken-dusunulmesi-ve-bilinmesi-gerekenler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 18:35:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Mine Tockey</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yasam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4715</guid>
		<description><![CDATA[Genelde Amerikaya gelmek, yerleşmek dendiğinde ilk konuşulan şeyler nasıl vize alınır, nerde kalınır, nasıl iş bulunur soruları. Gelmeden önce öğrenmeye anlamaya çalışılan şeyler hep somut olarak günlük yaşamda yer alan şeyler.
Ne varki bu büyük değişikliğin birde çok daha önemli ve sizin günlük yaşamınızı hatta tüm hayatınızı etkileyecek başka bir boyutu var. Psikolojik boyut.
İnsanın yaşamını değiştirmeye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Genelde Amerikaya gelmek, yerleşmek dendiğinde ilk konuşulan şeyler nasıl vize alınır, nerde kalınır, nasıl iş bulunur soruları. Gelmeden önce öğrenmeye anlamaya çalışılan şeyler hep somut olarak günlük yaşamda yer alan şeyler.</p>
<p>Ne varki bu büyük değişikliğin birde çok daha önemli ve sizin günlük yaşamınızı hatta tüm hayatınızı etkileyecek başka bir boyutu var. Psikolojik boyut.</p>
<p>İnsanın yaşamını değiştirmeye karar vermesi kolay değil. Bazen bunu bilinçli bazende pek farkına varmadan yaparız. Ama eğer bir şekilde kıta değiştirme kararı vermişseniz en azından yaşamınızın tamamen değişeceğini biliyorsunuz demektir.</p>
<p>Bu kararı vermeden önce bilinmesi gereken pek çok şey var. Hazırlanması gereken evrak ve bavullar yanında hatta onlardan çok daha önce kendinizi bu fikre ve gerçeğe hazırlamalısınız.Daha da önemlisi kendinizi iyice bir sorgulamalısınız.</p>
<p>Her geçen gün daha bir globalleşen dünyada, ulaşımın ve haberleşmenin kolaylaşması ile birlikte insanların hareketliliği de artıyor. Ana babalarımızın kuşağındaki gibi doğduğu yerde ölen insan sayısı git gide azalıyor. Ama bununda yani sıra getirdiği ciddi bedeller ve sorunlar varki özellikle Amerikaya göçmen olmaya karar verdi iseniz bunları kesinlikle öğrenmeniz ve değerlendirmeniz gerek.</p>
<p>1.         <a href="#o1">Göçmen mi yoksa Geçici İşçi misiniz?</a></p>
<p>2.         <a href="#o2">Geride bıraktığım neler benim için ne kadar önemli?</a></p>
<p>3.          <a href="#o3">“Nobody” olmaya hazırmısınız?</a></p>
<p>4.         <a href="#o4">Eğer yanlız gelmiyorsanız ilişkilerinize ne kadar güveniyorsunuz?</a></p>
<h2><span style="color: #003366;"><strong> </strong></span></h2>
<p><a name="o1"> </a></p>
<h2><span style="color: #003366;"><strong>Göçmen mi yoksa Geçici İşçi misiniz?</strong></span></h2>
<p><strong> </strong></p>
<p>1950 lerde Almanya`nın Türkiye’den işçi talep etmesi üzerine başlayan Geçici işçi kavramı Türkiye’de Almancı olarak tanımlanıyor çoğunlukla. Bu dönemde ve takip eden yıllarda akın akın insanımız Avrupa’ya daha iyi imkanlar ve daha çok para kazanmak üzere giderken bu göçün ardından gelecek sosyal problemleri hiç hesaplamadılar.</p>
<p>Ne varki başlangıçta bir iki yıllık çalışma hayatı düşüncesi ile başlayan bu göç ler zamanla uzayıp ikinci üçüncü kuşaklara intikal etti. Ve ortaya çıkan sorunlar git gide de buyudu.</p>
<p>Ana ve babalar kendilerini geldikleri ülkeye ait hissederken bu yeni kuşaklar her iki ülkeye de ait olamamak gibi sorunlarla karşılaştılar.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Amerika Avrupa’dan cok daha farklı</strong><strong> bir ü</strong><strong>lke!</strong> Sadece uzakligi degil kültür olarak ta Avrupa’dan cok daha farklı olmasininda getirdigi kendine mahsus konumlar var.</p>
<p>Amerika&#8217;ya doğru bu maceraya başlarken kendinize sormanız gereken ilk soru “<strong>Ben Geçici İşçimiyim yoksa Göçmenmiyim</strong>” olmalı.</p>
<p>Bu seyahatinizin amacı daha iyi koşullarda çalışıp para biriktirip ülkeye geri dönmek mi yoksa bu yeni ülkeye sahiden yerleşip burayı kendinize vatan bellemek niyetindemisiniz?</p>
<p>Amerika Avrupadan çok daha açık ve özellikle yeni göçmenlere toleranslı bir ülke. Geçmişinin göçmenlerden oluşmasından dolayı sizi olduğunuz gibi kabullenmeye hazır bir ortam.bulacaksınız.</p>
<p>Ama aynı zamanda tamamen değişik bir kültür ve yaşam biçimi de söz konuşu.</p>
<p>Tanıdığım bir çok Türk büyük hayallerle Amerikaya gelip yerleştikten sonra emekliliklerinde Türkiye’ye geri dönebilme hayalı kuruyor. Ne varki bu ülkede geçirilen her gün bu dönüşü biraz daha zor hatta imkansız yapabilir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><a href="#"><strong>↑</strong><strong> Yukarı Çık!</strong></a></p>
<p><a name="o2"> </a></p>
<h2><span style="color: #003366;">Geride bıraktiğim neler benim için ne kadar önemli?</span></h2>
<p><strong> </strong></p>
<p>İnsanın yaşamı sadece iş, çalışmak ve para kazanıp para harcamak olmadığı için bu maceraya atılırken özellikle sizin için nelerin değerli olduğunu, ne gibi alışkanlıklarınız olduğunu ve bugün ki yaşam şeklinizi baştan gözden geçirin.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-4727" title="StatueofLiberty002[1]" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/StatueofLiberty0021.jpg" alt="StatueofLiberty002[1]" width="290" height="291" />Aileniz, arkadaşlarınız sizin için ne kadar önemli. Onlarla geçirdiğiniz vakit günlük yaşamınızın ne kadarını kapsıyor. Sosyal hayat sizin için ne anlam ifade ediyor? Yeniliklere ne kadar açıksınız? Ne tür hobileriniz var?</p>
<p>Örneğin tanıdığım bir Türk erkek geçmiş yaşamında günün büyük kısmını kahvede geçirirmis. Burdaki yaşam da bunu yerini alacak başka bir aktivite ve arkadaşlar bulamadığı için boş zamanında ne yapacağı onun için ciddi bir problem olmaya başladı.</p>
<p>Bir arkadaşımın Fransız eşi koşulları çok iyi olduğu halde bu ülkeden nefret edip 2 seneden sonra işlerini ve düzenlerini bırakma pahasına Avrupa’ya geri dönmek istedi. Niye diye kendisine sorduğumda<strong><em> “Bu ülkede dost bulmak imkansız, ilk geldiğimiz gün yandaki evde oturan komşumuz bahçedeki çitin arkasından bize Merhaba deyip sohbete başlamıştı. Bende ne sıcak kanlı kadın diye düşünerek sevinmiştim.Ama iki sene boyunca ne yapatıysam bu ilişki çitin öbür tarafına geçmedi” </em></strong>dedi.</p>
<p>Bir başka Türk hanım, akşam üstleri <strong><em>ö</em></strong>rg<strong><em>ü</em></strong>s<strong><em>ü</em></strong>n<strong><em>ü</em></strong> alıp arkadaş evlerindeki toplantılara gidemediği için kocasını burda bırakıp Türkiye’ye geri dondu.</p>
<p>Başta çok önemsiz ve küçük gözüken bu detayların sizin yaşamınız için ne denli önem taşıdığına ancak siz karar verebilirsiniz. Ama bu kararı almadan önce bu detayları kesinlikle düşünmekte fayda olduğunu gelecek senelerde sizlerde göreceksiniz.</p>
<p>Genelde bu göçe karar verilirken maddi koşulların daha iyi olacağı, yaşam şartlarının çok daha ileri gideceği göz önüne alınmakta. Ama unutmayınki bunun birde ciddi bir psikolojik cephesi var.</p>
<p><a href="#"><strong>↑ Yukarı Çık!</strong></a><br />
<strong><br />
</strong></p>
<p><a name="o3"> </a></p>
<h2><span style="color: #003366;">“Nobody” olmaya hazırmısınız?</span></h2>
<p>Yeni bir ülkeye yerleşmek ve birden bire sizi kimsenin tanımadığı, nerden geldiğinizi bilmediği ve önemsemediği bir ortamda bulmak çarpıcı ve rahatsız edici bir deneyim.</p>
<p>Her ne kadar yeni gelenler diğer Türklerin yakınında ve desteği ile bir başlangıç yapma şansına sahip olsalarda burdaki Türk grubununda Türkiyede ki gibi olmadığını olamayacağını kısa zamanda farkederler. Zamanla günlük yaşamda bu tür eş dost ilişkilerine vakit bulamadığınızı göreceksiniz. Yavaş yavaş yaşamınız Türkiye’de olmadığı bir biçimde önceden planlanmaya, her saat ve dakikanız hesaplanmaya başlayacak. Ve bu yeni gelenler için çok anlaşılır bir durum olmadığı için tepki ile karşılanmakta.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4728" title="ChicagoUSA" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/ChicagoUSA.jpg" alt="ChicagoUSA" width="165" height="298" />Çat kapı ziyaretler, uzun ev oturmaları zamanla pek uygulanamayacak lüksler olmaya başlar.</p>
<p>Sabah 6 da kalkmak zorunda iseniz akşam 10 da yatağa gitmeniz gerektiğini kısa bir sürede anlayacağınız gibi, birkaç denemeden sonra telefon edip haberleşmeden birilerinin kapısında belirmeninde pek akıllıca olmadığını kapıda kaldığınızda yada gittiğiniz evin planları olduğunu gördüğünüzde anlayacaksınızdır. Bu yaşam biçimi değişiklikleri zaman zaman yeni gelenlerle eskiler arasında derin çelişkilere ve kırgınlıklara yol açar. <strong><em>Daha da önemlisi genelde ilk gelindiğinde yardım alınan kişi ile gırtlak gırtlağa gelinir.</em></strong></p>
<p>Bunu deneyimlerimle en iyi bilenlerden biri olarak çok düşünüp araştırdım ve sonuçta bunun suçlusunun <strong><em>NoBody Sendromu </em></strong>olduğuna karar verdim. Bu benim yarattığım değil ama benim adını taktiğim bir sendrom. Göçmenlerde çok yaşanan bir duruma takılmış bir isim. Kim bilir bu konuda araştırma yapan, <strong><em>Göçmen Psikolojisi</em></strong> konusu olanlarda buna belki başka bir ad takmışlardır. Tabii bu her Göçmeni vuran bir konuda değil belki ama ben yinede iyi kötü hemen her göçmenin bu sendromu kendi kültür ve geçmişi doğrultusunda yaşadığına inanıyorum.</p>
<p><strong><em>Nobody sendromu</em></strong> belli bir yaşta başka bir ülkeye göçüp birden bire kendinizi bulduğunuz durumdur.</p>
<p>Dedimya bu herkesi ve her koşulu belki tam anlamı ile kapsamaz ama çoğunlukla herkes bir yerinden bir kısmını yaşar.</p>
<p><strong><em>“Taş yerinde ağırdır”</em></strong>diye güzel bir ata sözü vardır. Bunun anlamı kişinin doğup büyüdüğü ait olduğu ortamdaki değerinin ne kadar farklı olduğu ile ilgilidir. Öyleki doğal çevremizde ailemiz, senelere dayanan ilişkilerimizde dost ve arkadaşlarımız, iş hayatında bizi uzun uzun inceleme değişik koşullardaki tutumlarımızı gözleme şansı bulmuş iş arkadaşlarımızla bir anlam ifade ederiz.</p>
<p>Ama ömrünüzün bir yarısında kalkıp göçmen olarak bir yere geliyorsanız birden bütün bu kimlik ve bu kimlikle gelen kolaylıklardan mahrum kalıyorsunuz demektir. Ve göçmenlikte bu sendrom en şiddetli şekilde o ilk bir iki aylık balayı sonrası hissedilmeye başlar. <strong><em>Özellikle de belli bir yaşta ve belli bir konumdan geliyorsanız.</em></strong></p>
<p>Öncelikle çok basit şeyleri bile bilmemek koyar insana. Alışverişte kasada parayı öderken o garip makinaları kullanmayı keşfedebilmek, girip bir benzin istasyonundan benzin almak, aksanınızı ve dilinizi anlamayan birine derdinizi anlatabilmek için debelenmek. Hele ve hele ilk adımınızda hazır bir işiniz yada çok geçerli bir mesleğiniz yoksa. Kendi ülkesinde mimar yada mühendis olanların bulaşıkçılık, taksi şoförlüğü yapması yaptıkları bu işlerle kendi ülkelerindeki yaşam standartlarının üstünde bir standartta sağlasalar da derin psikolojik sorunlar yaratabilmektedir.</p>
<p>Tanıdık bir bakkalın <strong>“Ohh merhaba abi”</strong> si, çaycının <strong><em>“beyim bir tavşan kanı istermişin”</em></strong>i aslında egoları farkına varmadan besleyen, insanların güven duygularını arttıran küçücük farkedilmeyen katkılar, ama önemli katkılar. Bir işiniz olduğunda iki telefon edip yaptırabilmeniz yada halledebilecek birilerine erişebilmeniz, parasız kalsanız borç alabileceğiniz akrabalar, eş dostun olması yaşamı inanılmaz kolaylaştıran şeylerdir içinde yaşarken farketmesekte. Birden bire bütün bunlardan yoksun kalmak ise tam anlamı ile “<strong><em>No body</em></strong>” olma sendromudur işte.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-4732" title="metroUSA" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/metroUSA1.jpg" alt="metroUSA" width="200" height="186" />Göçmen erkekler bunu çok daha şiddetle yaşarlar kadınlardan. Kadınların zaten çok fazla bir öz güveni ve önemli bir rolü olmayan toplumlardan geldiklerinde bu ülkeyi çok sevip çok çabuk alıştıklarını izlersiniz. Gün be gün kendilerine edinebilecekleri yeri ve rolü ve bunların ne denli kolaylıkla edinilebileceğini gördüklerinde derin bir sevgiyle bu yeni ülkeye bağlanır ve gelen özgürlüğü ve toplumsal rolü benimserler. Oysa erkekler çoğunlukla geride ne olursa olsun kendilerine verilmiş o önem ve statü yerine sıfırdan başlamayı bir türlü kabullenemezler. Çoğu buruklaşır ve bezginleşir yeniden kendilerini kabullendirmek için gereken çaba ve uğraş yerine geçmişte ne olduklarını durup durup vurgulamayı yeğlerler ve çoğu zaman gerideki yaşamın bir uzantısını burdada arayıp dururlar. Gerginlik ve durumu kabullenememe dışarıya da yansıyıp onları sempatik olmaktan uzak ve çevrelerindede çabuk kabulenilemez bir hale getirir.</p>
<p>Bütün bu dış savaşımın yani sıra o özledikleri saygınlığı bunca ararken evde de saygınlıklarını kaybetmekte olduklarını düşünmeleri normaldir. Eş dış yaşama kendini kolaylıkla uydurmaya başlamış keşfettiği yeni özgürlükler ve rolde eski rolünün dışına evdede çıkmaya çalışmakta, çocuklar ise bu yeni dünyada eski geleneklerin uygulanılmaya çalışılmasına kesinlikle karşı çıkmaktadırlar. Hatta daha da ileri gidip bu kırık dökük konuşan ebeveynin hiçbir şey bilmediklerini düşünüp onlardan utanıyor bile olabilirler. Bütün bu faktörler arasında kişinin kendine ve geleceğe olan güvenini koruyabilmesinin ne kadar zor olduğunu anlayabilirsiniz. Kaybolmamak ve sadece ayakta kalmak değil, daha da ileriye gidebilmek ve başarmak için normalden çok daha büyük bir çaba ve psikolojik olarak ciddi bir şekilde güçlü olmak gerekir.</p>
<p>Doğal olarak geçen süreçte insanlar bulundukları çevreye alışıp o ilk zamanın Nobody hissini atsalar yada azaltsalarda bazen bu duygu taa dipte bir yerde kalakalır ve derin bir özlem olarak kendini gösterir. Artık o özlem memleket özlemindende öte adı konmasada ordadır ve ne yazıkki birçok kişiyi yaşadığı bu yeni ortamı bir türlü sevememe ve ait olamama şeklinde etkiler.</p>
<p><strong><em>Göçmenlik sadece yeni bir yaşama başlamak değil aynı zamanda yep yeni bir insan olarak doğmaya benzer.</em></strong> Buna böyle bakar ve positif bir tutumla bunu eğlenceli bir macera olarak kabul ederseniz ve kendinizi yeniden yepyeni bir insan olarak inşa edip yeni bir çevreye kabul ettirmeyi hedeflerseniz birçok şey daha kolay gelebilir.</p>
<p>Unutmayın Nobody olmak kolay değil belki ama o Nobody`i bir <strong>“Somebody” </strong>ye çevirdiğinizde alacağınız hazzı hiçbirşey karşılayamaz..Ve kaç insana kendini geçmiş yanlışlarından uzakta yeniden oluşturma şansı verilir.</p>
<p><a href="#"><strong>↑ Yukarı Çık!</strong></a></p>
<p><a name="o4"> </a></p>
<h2><span style="color: #003366;">Eğer yanlız gelmiyorsanız ilişkilerinize ne kadar güveniyorsunuz?</span></h2>
<p>Tamamen değişen bir ortama eğer bir çift yada ana baba olarak geliyorsanız bu yeni yaşamın ilişkilerinizi nasıl etkileyeceğini de göz önünde bulundurmalısınız. Bu yeni yaşamda ilişkinizdeki rol dağılımlarının değişeceğini ve her bireyin bulunulan ortamda farklılaşırken bu değişimlerin ilişkiyi de etkileyeceğini unutmamalısınız.</p>
<p>Örneğin evil iseniz esiniz sizi evlendiğiniz dönemdeki işiniz, statünüz ve toplumda temsil ettiğiniz yerle tanımış ve o şekilde kabul etmiş demektir. Amerika’ya geldiğinizde büyük ihtimalle ilk bulacağınız işler ülkenizdekiler seviyesinde olmayacak. Dış dünyadaki saygınlığınız ülkenizdeki ile kıyaslanmayacak seviyede olacak artı bilgi ve görgünüzde bu ülkede kendi ülkenize göre son derece kısıtlı ve yetersiz olacak.Eşinizin mesela Mühendis olan size bir benzinci de çalışırken görmesi, Mac Donald’s’da drive-thru’ya girmeyi beceremediğinizi izlemesi nasıl etkileyecek.</p>
<p>Yada tam tersi, ülkenizde akşam eve geldiğinizde yemeği hazırlamış evi toplamış olan eş burda çalışmaya başlamış ve size burda herkes bu işleri paylaşıyor bu akşam sen niye yemeği yapmıyorsun dediğinde, yada iş yerinden kızlarla girls night out’a gidiyorum ben bu akşam dediğinde ilişkiniz nasıl etkilenecek?</p>
<p><strong><em><img class="alignleft size-full wp-image-4736" title="kidsUSATurk" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/kidsUSATurk.jpg" alt="kidsUSATurk" width="235" height="229" />Mahmut ve Rusanla tanışalı nerdeyse 12 yıl olmuş.</em></strong>O Ohio’nun soğuk bir kışında gittiğimiz bir restauranda çalışan Türkler olduğunu duyup tanışmıştık. Mahmut upuzun ip ince bir oğlancık. Oğlancık dediğime bakmayın gene 20 lerin sonlarında 30’ların başlarında bir yerde. Ama öyle temiz öyle dümdüz bir insanki daha ilk günden onun o kendine mahsus yürüyüşü ile gülüşüne vuruluyorsunuz. Zaman içinde pek çok şeyi paylaştık. Ne zaman birşeyde yardıma ihtyacım olsa hemen ne yapar yapar o çalıştığı üç işi falan bir şekilde iptal eder hemen yanımızda biter. Rusan ise oldukça göstrisli bir kızcağız sarısın mavi gözlü fıkır fıkır. Birde oğulları var. O zamanlar 3-4 yaşlarındaydı tabii. Ele avuca sığmayan ve zaman zaman beni deli edip “Yahu çocuklar biraz ingilizceniz düzelsinde sizi bir “ana baba” okuluna yollayalım” dedirten cinsten.</p>
<p>Aslında kötü bir çocuk değil, ama kendileri daha çocuk olan ana babanın gerçekten düzensiz ve kötü yönlendirmesi ile şaşkın ne yapacağını bilmez bir oğlan. Amerika’ya Greencard lottary ile gelmişler. Nasıl bir cesarettir bilinmez; dil bilmeden, geçerli bir diploma olmadan daha yaşadıkları şehirden dışarı çıkmamışken bir şekilde çıkan bu imkana kısmettir deyip atlamışlar. Önceleri gelir gelmez kimseleri bilmedikleri için bir iki defa yer değiştirmişler. Birilerinin verdiği bir isim, öylesine verilmiş bir telefon numarası ne bulurlarsa değerlendirmişler. Önce güneyde bir eyalette bir Türk’ün garaj üstündeki tek odalı misafir hanesinde yaşayıp onun fuar işlerinde çalışmış Mahmut, Rusan da evin temizliğine bakmış karın tokluğuna. Sonra bakmışlar bu böyle sürüp gidecek ve para pul göremeyecekler Ohio’da buldukları başka ahbab tavsiyesi ile yüklenip buraya taşınmışlar.</p>
<p>Müdürü Türk olan bu restaurandda bir iş, bir diğer Türk restaurantta gece işi ve zamanla edinilen eş dostun evlerinde tamirat. Mahmut ben onu bildim bileli 3 iste birden çalışır hep. Önceleri haftada bir bütün mektuplarını toplar getirirdi bakar ayıklardık beraber faturaları ve junk mailleri.Sonraları ikide bir kavga eder olduk, onu sıkıştırır daha ne kadar bu asgari ücretli işlerde kendini öldüreceğini sorardım.. İngilizce kursuna gitmesi, bir sanat edinmesi gerektiğini söyledikçe boynunu kırar <strong><em>“Ama vakitmi varki”</em></strong> derdi. Bir türlü ona anlatamamıştım vakti yaratırsa 3 iste yaptığı parayı bir iste kazanacak bir sanat edinirse geleceği olabileceğini. Rusan ise daha becerikli idi. Belki ilkokul mezunu bile değildi ama ingilizcesini televizyon izleyerek ilerletmiş daha sonrada ona ayarladığımız bir kilisenin bedava kurslarını kaçırmadan takip etmişti.</p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-4737" title="waitressUSA" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/waitressUSA.jpg" alt="waitressUSA" width="205" height="261" />İşte o noktadan sonra anlaşmazlıkları günden güne arttı ve bana kadar yansımaya başladı. <strong><em>Rusan artık gezmek dolaşmak istiyordu oysa Mahmut akşam eve geldiğinde gece yarısı tekrar gideceği ikinci işinden önce ancak yemek ve uyumak için zaman buluyordu.</em></strong> Rusan artık Mahmud’u beyenmiyor onu devamlı ilgisiz olmakla suçluyordu. Sonunda Mahmut çareyi onada iş ayarlamak ve araba kullanmayı öğretmekte buldu. Artık ikişide restaurantta çalışıyorlardı ama farklı saatlerde çünki evde bir çocuk vardı ve çocuğa baktırmak büyük masraf olacaktı. Geçen yıllar içinde adım adım uzaklaşmalarını izledik. Mahmud internete merak sarmış ve her nasılsa birden bire Türkiye’den Amerikaya gelmeye çalışan hatunların hücumuna uğramış ama sanırım bu durum Rusan’ın onu devamlayan horlayan tutumu içinde tam bir çıkış olmuştu.</p>
<p>Rusan ise kendi gücü ile sarhoş durumdaydı artık öncelikle kazandığı paradan beş kuruş eve vermeyeceğini ilan ederek başladı. Bu aralarında epey bir tatsızlık yarattıysada Mahmut sonunda ellememeye başladı. Ardından Rusan elden düşme eski arabasını beğenmemeye illa Mahmud’un aldığı yeni arabadan istemeye başladı. Böylece kapıları önünde iki yeni Buick ve tabii olabildiğince yüksek faizli iki araba ödemeleri oldu. Buda Mahmud’un dahada çok çalışması demekti.</p>
<p>Biz taşındıktan sonra çok fazla takip edemedik gelişmeleri ama Rusan’ın peşpeşe trafik kazaları Mahmud’un durmadan artan iş sayısı bu aradada okula başlayan oğlanın iyiden iyiye bozulan davranış biçimi ve büyük ihtimalle psikolojisine ilişkin bölük pörcük haberler geldi gitti. <strong><em>Bir müddet sonra boşandıklarını öğrendik.</em></strong> Boşanma kağıt üstünde olmuş ama hala bağlantıları kopmamıştı..İlişkileri ne seninle ne sensiz bir durumdaydı. Ne başka birileri ile yapabiliyorlar ne de bir araya gelebiliyorlardı. California’ya geldikten sonra Mahmut’tan bir telefon aldık gelip buraları görmek istiyordu.</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-4738" title="newcars" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/12/newcars.jpg" alt="newcars" width="273" height="275" />Buyur ettik. Çıka geldiğinde gene aynı uzun oğlancıktı daha da zayıflamış tam bir karikatür olmuştu. İnternetteki Türk kız arkadaşlarını anlattı hepsi buralara gelmek istiyordu. Ama Mahmut’ta aptal değildi. Türkiye’ye gidip tanıştığı pek hocbeş ettikleri birine Amerika’ya dönüşte <strong><em>“Ben sensiz yapamayacağım Türkiyeye geri geleceğim senin için” </em></strong>demiş ve ortalık karışmıştı. Kız ailesinin evlenmelerine izin vermeyeceğini kendisinin üniversite onun ise ilk okul mezunu olduğunu söylemeye başlamıştı. Mahmut buna iyi bozulmuştu. <strong><em>“Burda beraber olmaya gelince iyi oluyor ilişkide Türkiyede olmuyor ne işse”</em></strong> deyip deyip gülüyordu.</p>
<p>Bu arada Rusan`a da ineternette chat öğretmiş böylece onunda yakasından düşeceğini ummuştu. Şimdi ise Rusan’ın ikide bir Amerika içinde ve Türkiye’de birilerine ziyaretlere gitmesi yüzlerce dolarlık telefon kartları kullanıp bu adamlarla konuşmasına çok bozuluyordu.</p>
<p>Artık Ohio’da kalmak istemediğini California’ya gelip yeni bir hayat kurmak niyetinde olduğunu söylediğinde açıkçası sevindim. Onun gibi bir eski dostun yakında olması her zaman içi hoş birşeydi. Üstelik beni bir köşede yakalayıp <strong><em>“Ben elektrikçi olmaya karar verdim olmasa okula da gideriz ama o lisansı alacam”</em></strong> dediğinde üstünden 12 senede geçmiş olsa böyle bir karar verdiği için gurur duydum onla. Şimdi bu dosta yeni bir başlangıçta yardım ederken bir yandanda düşünüyorum. Eğer hiç gelmeselerdi bugün Türkiye’de büyük ihtimalle beraber iyi bir evlilikleri olacaktı. <strong><em>Acaba öyle dahamı iyi olurdu?</em></strong></p>
<p>Çocuklar ise başlı başına bir konu. Ne yazıkki en çok sorun yaşanan cephelerden biri de yeni göçmenler için çocuklar. Özellikle geldiğinizde yanınızda okul çağında çocuğunuz varsa ciddi çelişkiler yaşamaya hazır olun.</p>
<p><strong><em>Çocukların ülkeye alışmaları büyüklere göre kolay oluyor</em></strong>. Yaş ne kadar küçükse sorunda daha azalıyor gibi. Okula ilk başladıklarında dil problem ile karşılaşmanın yanında birde kendilerini kabul etirme sorunu yaşıyorlar.</p>
<p>Üstelik eğer yakından izlerseniz çocukların dünyasının büyüklerinkinden çok daha vahşi ve acımasız olduğunu görürsünüz. Kendilerinden olmayan, tanımadıklarını aralarına almadıkları gibi onlara karşı çok saldırgan davranışlarda gösteriyorlar.</p>
<p>Bu durumda çocuklar genelde kendileri gibi gurup dışında kalanları arkadaş olarak seçme eğlemine giriyorlar. Ne varki bu dışlananlar bir çok zaman problemli, hatta tehlikeli olanlar olabiliyor. Bu şekilde <strong><em>gang çetelerine katılan, yada uyuşturucu ve hap alışkanlıkları</em></strong> edinen pek çok yeni göçmen çocuk görmek mümkün.</p>
<p>Diğer bir problemde gün be gün çocuklar kendilerine çıkış bulup uyum sağladıkça, ev yaşamları ile çelişkeye düşmeleri. Onlar okulda sokakta artık Amerikalı olarak kabul edilmeye başladıklarında evde ailelerinin tamamen başka bir kültürü empoze etmeleri çatışmalara ve kopmalara neden oluyor.</p>
<p>Ana babalarından utanan onların okula gelmesini istemeyen çocuklar, arkadaşlarını evlerine davet etmek istemeyenler gibi pek çok durum gördüm. Ve adım adım bu farklılık büyüdükçe aile ile çocuklar arasında ciddi uçurumlar oluşuyor. Özellikle kendi kültürünü korumak isteyen ebeveyn ile artık kendini bu ülkenin bir ferdi olarak hissetmek isteyen ve bu konuda bazen aşırıya kaçan gençlerin sürtüşmelerine pek çok örnek verilebilir.</p>
<p><strong>İşte gelmeden düşünmeniz ve hesaplamanız gereken psikolojik etkenlerden bir kaç örnek</strong>. Bunlar herkes için illa olacak şeyler değil belki ama ne yazıkki pek çoğumuz gelmeden önce işin bu yanını hiç düşünmediğimiz ve bilmediğimiz için sorunları ve sorun olabilecekleri baştan tesbit etme şansımız olmadı.</p>
<p><a href="#"><strong>↑ Yukarı Çık!</strong></a></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/12/yeni-bir-ulkeye-gelirken-dusunulmesi-ve-bilinmesi-gerekenler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>ESKİCİ GELDİ!</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/10/eskici-geldi/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/10/eskici-geldi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 06 Oct 2009 05:06:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fethiye Temiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[alisveris]]></category>
		<category><![CDATA[eskici]]></category>
		<category><![CDATA[Goodwill]]></category>
		<category><![CDATA[ikinci el]]></category>
		<category><![CDATA[Salvation Army]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=4004</guid>
		<description><![CDATA[Ben oldum olası eskici dükkanlarını severim. Antikacıları da severim tabi de, benim bahsini etmek istediğim eskici dükkanları. Oraların kendine has bir kokusu olur. Her elime aldığım eşya beni düşündürür; kimler kullanmıştır, hangi duygular içindeydiler, bu eşya nelere tanıklık etti gibi.
Çoğumuz da severiz aslında “ikinci el” eşyayı ama bir kısmımız katiyen söylemeyiz, ikinci el aldığımızı. Nedense!!
İlk [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Ben oldum olası <span style="color: #000080;"><strong>eskici dükkanlarını</strong></span> severim. Antikacıları da severim tabi de, benim bahsini etmek istediğim eskici dükkanları. Oraların kendine has bir kokusu olur. Her elime aldığım eşya beni düşündürür; kimler kullanmıştır, hangi duygular içindeydiler, bu eşya nelere tanıklık etti gibi.</p>
<p>Çoğumuz da severiz aslında “ikinci el” eşyayı ama bir kısmımız katiyen söylemeyiz, ikinci el aldığımızı. Nedense!!</p>
<p>İlk kez, 1973 senesinde, kucağımda kızım Ufuk 18 aylıkken gelmiştim bu yeni dünyaya, tam üç hafta kalmıştım. O zaman Salvation Army’den bir kaç oyuncak almıştı kızımın babası ve halası, kaldığı sürece oynasın diye. Yepyeni ve çok ucuzdu üzerine at gibi binilen tavşan önündeki ipinden çekince garip sesler çıkarıp, rengarenk kayarak gelen tırtıl. O yüzden, 1979’da Kanada’ya gittiğimde “burada Salvation Army” var mı diye sormuştum tanıdığım Türklere. “O da ne ki?” demişlerdi. Belki Kanada’da yoktur diye düşünmüş ama bir kaç gün sonra telefon rehberinden bana en yakın Salvation Army dükkanını bulmuştum. Sonradan aslında Türklerin de oralardan alışveriş yaptığını öğrenecektim, neden sakladıklarını ise asla.</p>
<p><img class="alignright size-thumbnail wp-image-4015" style="margin: 5px;" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/10/YeniEv-009-150x150.jpg" alt="YeniEv 009" width="200" height="200" />Kızım Ufuk’un 20 aylık ikizleri var. Bir kız bir erkek. Bütün çocuklar gibi onlar da dünyanın en tatlı varlıkları ve çabuk büyüyorlar. Sanki dün doğmuşlar gibi geliyor bana. Oysa, onların dünyaya gelmelerini beklerken aldığımız karyolaları bile kullanamıyorlar artık. Çünkü ikisi de maymun gibi tırmanıyor ve parmaklıklardan çıkmaya çalışıyorlar, tabi biz de düşerler diye korkumuzdan artık o karyolaları kullanmamaya karar verdik. Bir kaç hafta önce Ufuk bana “<span style="color: #000080;"><strong>multiple mom club</strong></span>” un re-sale faaliyeti olacağını, oradan çocuklara toddler bed (alcak, 2 yaş sonrası kullanılan yatak) bulabileceğimizi ve bir hayli de ucuz alabileceğimizi söyledi. İkiz ya da bir batında daha fazla çocuk doğurmuş olan annelerin kurduğu bir birliktelik bu “multiple mom club”. Senede bir kez buldukları ücretsiz, büyükçe bir yerde, bebeklerine ait herşeyi, ama herşeyi son derece ucuz fiyatlarla satıyorlar. Tek şartları satışa konan eşya, oyuncak, mobilya vs’nın temiz, çalışır vaziyette ve lekesiz olması. Gerçekten de oraya gittiğimde ağzım açık kaldı desem yeri. Oğlumuza itfaiye arabası şeklinde, kızımıza ise sevimli bir vosvos şeklinde olan yeni yataklarını işte oradan aldık. Kışın ihtiyaçları olacak bir dolu kıyafetle birlikte. Tabi kızım da ikizlere küçülmüş olan giysileri, artık ilgi duymadıkları oyuncakları ve karyolaları dahil, ihtiyaç duymadıkları mobilyalarını da böylece satmış oldu.</p>
<p>Bu hem ailelerin çocuk yükünü azaltıyor, hem de çoğu zaman giyilmesine bile fırsat olmamış bir çok giyeceğin daha uygun şartlarda başka çocuklara ulaşmasını sağlıyor.</p>
<h2><span style="color: #000080;">KOLEKSİYON BİLE YAPABİLİRSİNİZ</span></h2>
<p><span style="color: #000080;"><strong>Salvation Army</strong></span> ve <span style="color: #000080;"><strong>Goodwill</strong></span> mağazaları ise bunu devamlı yapan ve aynı zamanda topluma hizmet eden iki işyeri. Her iki kuruluş da sattıkları herşeyi bağış olarak alıyor, onları şehirlerin çeşitli yerlerinde satışa sunuyorlar. Salvation Army kazandığı parayla şehirlerde evsizler için barınaklar yapıyor, yiyecek dağıtıyor. Goodwill ise, zihinsel ya da bedensel özürlü insanlara istihdam sağlıyor. İş bulamayanlara ise eğitim hizmeti veriyor. Resume hazırlamalarına yardımcı oluyor, işyerleri ile bağlantılar kurup, insanları oralara yönlendiriyor. Yani hem insanların ihtiyacı olan eşyaları çok ucuz fiyata sağlamış oluyor hem de kazancını yine toplum için harcıyor.</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-4006" style="margin: 5px;" title="YeniEv 006" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/10/YeniEv-006-300x225.jpg" alt="YeniEv 006" width="300" height="225" />Zengin, fakir kim olursa olsun yolu hiç değilse bir kaç Goodwill dükkanına uğramamış kimse yoktur Amerika’da. Ben bayılırım Goodwill’leri gezmeye. Daha önce de demiştim ya, ilk apartman dairesini kiraladığımda tüm mutfak eşyami oralardan almıştım.</p>
<p>Evinizde mobilya mı değiştiriyorsunuz? Çoğu zaman basınıza dert olur eski mobilya. Bir garaj satışında da elden çıkarabilirsiniz, ya da şimdilerde herkesin işine çok yarayan craigslist’te de satabilirsiniz ama bunları yapamadınız, ya da sadece “hayır” yapmak istiyorsunuz, size en yakın Googwill ya da Salvation Army’ye hibe ediyorsunuz. Artık giymekten hoşlanmadığınız, bıktığınız, ya da kilo almak / zayıflamak nedenleriyle üstünüze uymayan giysiler, her çeşit ev eşyası, hatta yılbaşı dekorasyonu, aklınıza ne geliyorsa bu dükkanlarda bulursunuz.</p>
<p>Ben ilk çaydanlığımı ve kahve cezvemi de bir Goodwill dükkanında bulmuştum. Kimbilir hangi Türk’ün evinde iş görüyordu. Haa hatta tuzluk-biberlik koleksiyonuma da öyle başlamıştım. Evet, evet; tuzluk-biberlik koleksiyonum var. Bir arkadaşım, çok sevimli bir çift eşek hediye etmişti bana. Biri tuzluk, diğeri biberlik. Sonra bir Goodwill maceramda başka hayvanlar da görünce başladım toplamaya. Sadece çok hoş görünenleri topladığım için, kırk bir çift değişik hayvan şeklinde tuzluk-biberliğim var. Koleksiyoncular için biçilmiş kaftandır bu tip mağazalar.</p>
<p>Şimdiye kadar gitmediyseniz, mutlaka en kısa zamanda size en yakın olanlardan birini gezmenizi öneririm. Öyle şeyler bulursunuz ki, siz bile inanamazsınız bazen. Hele Amerika’ya yeni geldiyseniz, öğrenci iseniz ya da belli bir süre kalacaksanız, tüm evinizi Goodwill’den döşeyebilirsiniz. Bir şey almasanız bile, saatlerce size oyalayacak bir uğraştır eskici gezmek.</p>
<p>Ben yarın kendime doğum günü hediyesi almak için bana en yakın bir tanesine gideceğim.<br />
Yeni haftanız keyifli ve aydınlık olsun.</p>
<p>Fethiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/10/eskici-geldi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>10</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehircilik ve Su Havzaları</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 14 Sep 2009 18:41:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fethiye Temiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Emlak]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Belediye]]></category>
		<category><![CDATA[Flood Insurance]]></category>
		<category><![CDATA[Flood Zone]]></category>
		<category><![CDATA[Sehircilik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=3459</guid>
		<description><![CDATA[Bu hafta hepimizin yüreğini İstanbul’daki sel felaketi dağladı. Bu devirde hala İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşanan sel felaketinin 34 vatandaşımızın canını alması akılların almayacağı bir şey gibi görünüyor. Hele hele annesinin elinden kayıp gidiveren o küçücük kız çocuğunun görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Her şeyden evvel kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerim.
Tabi bu ister istemez bana [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu hafta hepimizin yüreğini İstanbul’daki sel felaketi dağladı. Bu devirde hala İstanbul gibi büyük bir şehirde yaşanan sel felaketinin 34 vatandaşımızın canını alması akılların almayacağı bir şey gibi görünüyor. Hele hele annesinin elinden kayıp gidiveren o küçücük kız çocuğunun görüntüsü gözümün önünden gitmiyor. Her şeyden evvel kaybettiğimiz vatandaşlarımızın yakınlarına başsağlığı dilerim.</p>
<p>Tabi bu ister istemez bana Amerika’daki şehirciliği düşündürdü, sizlerle de paylaşmak istedim. Daha önceki yazılarımdan da bildiğiniz gibi her hafta, değişik bir gölde balığa giderim. Amerika gibi kamp yapmayı yaşam şekli haline getirmiş bir ülkede bile, çoğu göllerin kenarında, eğer bir <span style="color: #000080;"><strong>camp ground</strong></span> (kamp için hazırlanmış özel yer) yok ise, göl etrafında gecelemek bile yasaktir. Camp Ground’lara da bir göz atsanız, Türkiye gibi, camping&#8217;in pek yaygın olmadığı bir ülke insanları için şaşırtıcı gelebilir. Doğrusu beni çok şaşırtmıştı. Bu alanlar, genel de bir nehir ya da göl kenarı, ya da bir orman içinde her aile için ayrılmış, bir açık mangal, bir araba park yeri (elektrik bağlantısı da olan) ve piknik masası olan bölümlerden oluşur. Herkesin kullanabileceği, sıcak suyu da bulunan duş, her zaman tuvalet kağıdı bulunan ve temizliği kontrol edilen umumi tuvaletler de mevcuttur. Fakat bütün bu kamplarda bile kanalizasyon yoktur. Hatta, <span style="color: #000080;"><strong>motor home</strong></span> dediğimiz, ev gibi hazırlanmış otobüsler ve camper&#8217;ların, botların içindeki tuvalet tanklarının da boşaltılabilmesi için özel hazırlanmış septik bağlantılar vardır. Bizim foseptik dediğimiz sistem kurulmuştur yani. Belirli aralıklarla bu foseptikler boşaltılır ve şu kaynaklarına ulaşmasına izin verilmez. Gördüğünüz tüm nehir ve göllerin etrafında yapılaşma kesinlikle önlenmiştir.</p>
<h2><span style="color: #000080;">Şehir içi durum</span></h2>
<p>Buraya kadar anlattıklarım şehir dışı sayılabilecek yerler. Bırakın nehir ve dere yataklarına yapılaşmaya müsade edilmesine, hatta bu dereler ve nehirler korunarak şehir içindekiler “<span style="color: #000080;"><strong>wet area</strong></span>” (ıslak alan) ilan edilir ve oralarda yaşayan su hayvanları korunur.</p>
<p>Belediyelere alınacak olan elemanlar, kesinlikle konunun uzmanlarından seçilerek, işe başvuran elemanlar tüm başvurular arasından sıkı bir elemeden geçirilerek, mülakatları da en az iki kişi tarafından yapılır. Hiç kimsenin “<span style="color: #000080;"><strong>hamili kart yakınımdır</strong></span>” gibi bir yaklaşımına kesinlikle müsade edilmeyeceği gibi, hiç bir siyasi de, seçilmeden evvel kimseye iş vaadinde bulunamaz. Seçildikten sonra da “kendi ekibimle çalışacağım” diye belediyedeki uzmanların yerlerini değiştiremez, isten çıkarıp yenilerini istihdam edemez.</p>
<p>Hatta belediyelerde tercihen o şehirde uzun yıllar yaşamış insanlar aranır ki, şehrin özel yapısını, ihtiyaçlarını daha iyi anlasın. Yeni bir yerleşim planı hazırlanırken, daha önceden bu bölgenin, alt yapısı hazırlanır. Yani elektriği, suyu, doğal gazı, telefon hatları, okul kurulacak yeri ve en önemlisi <span style="color: #000080;"><strong>YEŞİL ALANI</strong></span> planlanır. Ondan sonra ev yapılacak parseller belirlenir.</p>
<h2><span style="color: #000080;">Hiç sel olmaz mi?</span></h2>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-3462" style="margin: 5px;" title="GoldBeach 113" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/GoldBeach-113-300x225.jpg" alt="GoldBeach 113" width="300" height="225" />Tabi ki yine de nehirlere çok yakın olmamakla birlikte yapılaşma vardır ve bunlar daha önce söylediğim gibi septik çukurlarla (foseptik) kanalizasyonlarını kontrol altında tutarlar. Kimse doğanın ne kadar ileri gidebileceğini garanti edemeyeceği için, yine de seller olur tabi. Ama bunlar da şehir planında “<span style="color: #000080;"><strong>flood zone</strong></span>” (sel bölgesi) olarak belirtilir ve o bölgelerde ev almak için bankadan ev kredisi talep ettiğinizde, <span style="color: #000080;"><strong>özel sel sigortası</strong></span> yapmanız zorunludur. Öyle bizlerin alıştığı gibi imar planı değişiklikleri belediyelerde sıklıkla görülmez. Hele hele dere yataklarına ev yapmak zaten kimsenin aklına gelmeyeceği gibi, buna kesinlikle izin de verilmez.</p>
<p>Çok iyi hatırlıyorum, oturduğum şehirde geçen senelerde çok iyi bilinen büyük mağazalardan biri geniş bir boşluk olan alana bir şube açmak için başvuruda bulundu. Şehir (belediye) de bunu tartışmaya açtı. Yöre halkı, o çevrede oturanlar protesto ettiler. Bu mağazanın orada açılmasının, o bölgenin trafiğini artıracağını, gürültü kirliliği yaratacağını ve istemediklerini söylediler ve belediye de teklifi reddetti, mağaza açılamadı.</p>
<h2><span style="color: #000080;">İnsanların katılımı</span></h2>
<p>Tüm belediyelerde o bölge insanlarının katıldığı komiteler vardır. İnsanlar yaşadıkları yerde söz sahibi olmak için, zaman ayırır şehir toplantılarına katılırlar. Ne zaman ki Türkiye’de de insanlar yaşadıkları alana sahip çıkmayı hem bir hak, hem bir görev olarak görmeye başlayacaklar, sanırım o zaman Türkiye belediyelerinde de işler daha sağlıklı yürüyecek.</p>
<p>Felaket haberlerinin yer almadığı, aydınlık bir hafta diliyorum.</p>
<p>Sevgiler,</p>
<p>Fethiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/09/sehircilik-ve-su-havzalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>8</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da Türk Festivalleri</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/09/amerikada-turk-festivalleri/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/09/amerikada-turk-festivalleri/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 08 Sep 2009 04:32:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Oguzhan ALAY</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[houston turkish]]></category>
		<category><![CDATA[turk festivali]]></category>
		<category><![CDATA[turkish]]></category>
		<category><![CDATA[turkish festival]]></category>
		<category><![CDATA[turks]]></category>
		<category><![CDATA[usa turkish]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=2941</guid>
		<description><![CDATA[Amerika'daki Turk Festivalleri nasil olmalidir...Turk festivalleri icin maddi kaynak nasil yaratilabilir...Bir festival nasil duzenleniyor...Festivalleri elestirenlerin katkilari nedir...Festival tartismalari...]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Çeşitli gruplarda ve forumlarda yıllardır tartışılan, özellikle son 3-4 yıldır iyice alevlenen bir tartışma vardır&#8230;</p>
<p><strong>Türk Festivalleri Nasıl Olmalıdır? Türkiye tanıtımı nasıl yapılmalıdır?</strong></p>
<p>Herkes yazar, çizer, kızar, eleştirir, över hatta söver zaman zaman&#8230; &#8220;Neden bu tartışma?&#8221; diye sorsanız net bir cevap da alamazsınız hiç kimseden.</p>
<p>Kendimi yorum getirmemek konusunda çok zorlasamda, yıllardır bu işlerin içinde olan, arka bahçesini bilen, ter döken, emek veren birisi olarak yazma gereğini hissederim.</p>
<p>İşte festival aylarının yaklaştığı şu günlerde uzun bir yazıyla <strong>vaktinizi çalmayı (!) bir Türkiye sevdalısı olarak</strong> görev biliyorum.</p>
<p>Öncelikle zaman ayırıp sonuna kadar okuyabilme eylemine <strong>şu andan itibaren başladığınız için</strong> teşekkür ederim.</p>
<p>Lütfen ama LÜTFEN, yorumlarım <strong>hiç bir tarafa çekilmeden</strong> iyice irdelensin ve anlaşılmaya çalışılsın&#8230; Houston&#8217;da 13 yıldır bu işlerin içinde olan, Türkiye&#8217; yi çok seven ve hep pozitif düşünen, iyi niyetli biri olarak yazdıklarımı önyargılı görmeyin, değerlendirmeyin. Ve de polemik yaratmayalım&#8230;</p>
<p><strong>LÜTFEN..!!..</strong></p>
<h2><span style="color: #333399">Bir Festivalin Amacı</span></h2>
<p>Bir Türk festivali düzenlerken öncelikle amacı iyi tesbit etmek gerekir.Türkiye&#8217;yi yabancılara mı tanıtacağız,yoksa kendi aramızda mı eğleneceğiz? Yuvarlak cevap <strong>hem eğlenelim, hem tanıtalim</strong> olabilir belki&#8230; İyi de nasıl? Gelin ben size kendi gözlemlerimi ve düşüncelerimi aktarayım öncelikle;</p>
<p>Bakın, <strong>Amerika&#8217;da yaşayan Türkler olarak, <span style="text-decoration: underline">arkasında hiç bir SİYASİ, DİNİ, ETNİK amaç olmayan</span>, TÜRK bayrağının dalgalandığı, Türk kültürünün tanıtılmaya çalışıldığı</strong> (DİKKAT, tanıtıldığı değil, TANITILMAYA ÇALIŞILDIĞI) <strong>bir festival, etkinlik ya da organizasyona kim HAYIR diyebilir?</strong></p>
<p><img class="alignright size-full wp-image-2930" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/fest01.jpg" alt="fest3" width="321" height="234" />Türkiye için yapılan her tanıtıcı etkinlik, dalgalandırılacak her TÜRK bayrağı, kulaklarda tınlayacak her TÜRK müziği, damaklarda kalabilecek her TÜRK tadı, seyrine doyum olmayacak her dans, folklor gösterisi, şarkıcı, grup vb konular benim için çok önemlidir.</p>
<p>İnsanların dünyaya bakış açıları, yaşam tarzları, siyasi görüşleri, etnik kimliği doğal olarak farklı olabilir. Ama bu<strong> hiç bir zaman bir organize veya festivalde TC kimliğini üstümüzden silemez!..</strong></p>
<p>O yüzden öncelikle sap ile samanı ayıralım&#8230;</p>
<p>Yukarıda ALTINI ÇİZDİĞİM çerçeve içindeki bütün festival ve organizelere eleştirmek yerine alkış tutalim. Eğer kendi dünya görüsünüze,bakış acınıza uyuyorsa da DESTEK olalım. Kendimize de şu soruyu soralim:<strong> &#8220;ACABA BİR FESTİVAL VE ORGANİZE İÇİN BEN NELER YAPABİLİRİM?..&#8221;</strong></p>
<p>Yaşam tarzları ve dünya görüşleri ayrı olan insanların,grupların bir arada herhangi bir organize gerçekleştirirken UYUMLU olabileceklerine, TAKIM olarak verim alabileceklerine inanmıyorum. İnanın bu konularda da oldukça tecrübeliyim.</p>
<p>Yalnız DİKKAT, sakın olaki insanları ayırdığım zannedilmesin.<strong>Hepimiz aynı ülkenin toprağında, aynı bayrak altında yaşayan büyüüüük bir aileyiz&#8230; Birlikte yaşıyoruz, paylaşıyoruz, dostuz, arkadaşız&#8230;</strong>Sadece böyle bu tip organizeler için birlikte UYUMLU bir çalışma gerçekleştirilebileceğine inandığınız, aynı yaşam biçimine ve dünya görüşüne sahip insanlar bir araya gelerek ve bir Türk derneğine üye olarak festivalleri iyi organize edebilirler.</p>
<h2><span style="color: #333399">Bira mı, Ayran mı, Limonata mı, Sarap mı, Gazoz mu, Rakı mı?</span></h2>
<p>Türkiye&#8217;nin AYRANI, KAHVESİ, SİMİTİ, GÖZLEMESİ olduğu kadar Milli markalar haline gelmiş ŞARABI, BİRASI, RAKISI da vardır. Biz kendimizi mi birbirimize tanıtacağız, yoksa yabancılara mı Türkiye&#8217;yi tanıtacağız?</p>
<p>Soruyorum, Türkiye&#8217;ye gelen bir yabancı tarihsel ve kültürel zenginliklerin yanında daha neler görebilir,yapabilir? Veya şöyle sorayım, Türkiye dönüşünde bir yabancının mutlaka gördüm, tadına baktım dediği ilk 5 olayı sıralayabilir misiniz?</p>
<p><img class="alignleft size-full wp-image-2988" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/c35.jpg" alt="kilim" width="300" height="200" /></p>
<p><strong>İstanbul&#8230;..?<br />
Tarihi eserlerimiz,camilerimiz&#8230;.?<br />
Türk mutfağı ve yemekleri&#8230;.?<br />
Türk kilimleri,deri ceketler ve hediyelik eşyalar&#8230;.?<br />
Dansöz,Türk kahvesi,Türk Rakısı ve Türk Şarabı&#8230;.?</strong></p>
<p><strong>E-) Hiç biri&#8230;.:)</strong></p>
<p>Bu <strong>5 grup</strong> olay bir turist için Türkiye&#8217;de olmazsa olmazlardır. Doğru mu?..<br />
<strong> </strong></p>
<p><strong><em>Hiç biri diyenler varsa, bundan sonraki bölümü hiç okumasınlar derim.</em></strong></p>
<p>Festivallerimizde de isteyen bira içsin,isteyen de ayran içsin.Türkiye&#8217; de de böyle değil mi? Kim karışır sonuçta?.Bırakın isteyen Mehter izlesin, isteyen Dansöz seyretsin&#8230; Hepsi Türkiye&#8217;nin bir rengi değil mi?</p>
<p>Yabancıların akıllarında kalabilecek her gösteri etkin bir TANITIMDIR&#8230; Buradaki ince nokta da işte bu AYRINTIDIR!..</p>
<p>Kimi festivallerde Atatürk köşeleri, kimi festivallerde Müslümanlık Nedir köşeleri&#8230; Bırakın, olsun varsın&#8230; Asmayın, kesmeyin, vurmayın, sövmeyin&#8230; Boşverin eleştirmeyi&#8230; Sadece siz de Türkiye için bir şeyler yapın, yeter!!!</p>
<p>Amerika&#8217;da birçok festival birçok cemiyetler tarafından gerçekleştirilebiliyorsa, bunun <strong>&#8220;hangisi daha iyi idi&#8221;</strong> diye karşılaştırmak ya da <strong>&#8220;neden bir arada organize etmiyorlar&#8221;</strong> diye sorgulamak yerine, <strong>sadece ALKIŞLAMALIYIZ</strong> diye düşünüyorum.</p>
<p>En önemlisi birey olarak da elimizi bu taşın altına sokmalıyız, hemde geç kalmadan <strong>HEP BİRLİKTE DOSTLAR&#8230;</strong></p>
<p><strong>ELEŞTİRMEK, Türkiye için SOMUT bir şeyler yapmakla daha çok değer kazanır.</strong> BEDAVA diye yüzlerce haberi okumaya zaman ayırırken,bedava hizmetler için internette saatlerce zaman harcanabilirken, şu USA-TURK&#8217;deki yazıları okumaya, yazmaya bile zaman yaratabilirken, <strong>ZAMANIM YOK diye</strong> hiçbir aktiviteye destek olmamak <strong>MİLLİ bir ayıbımızdır!..</strong></p>
<p>Bedava hizmetleri insanlara duyurmak TÜRK toplumuna hizmet anlamına gelmez! Festivaller de destek olunmazsa istenilen düzeylere ulaşamaz,bilmem anlatabiliyor muyum? Bireysel olarak iğneyi önce kendimize, çuvaldızı başkasına batırmalıyız ve düşünmeliyiz öncelikle&#8230; Siz sanıyor musunuz ki bu festivalleri düzenleyen insanlar profosyonel yapıyorlar bu işi?</p>
<p><strong>Hepsi İŞİNDEN, EŞİNDEN, ÇOCUGUNDAN, GECESİNDEN, GÜNDÜZÜNDEN zaman ayırarak bu işleri GÖNÜLLÜ olarak gerçekleştirebiliyorlar. Hiç yaşadınız mı bu duyguyu ve zorluklarını?</strong></p>
<p>O yüzden lütfen, ne olursa olsun YAPICI olalım, eleştiriyorsak da DAHA İYİSİNİ yapmaya, organizelerin içinde yer almaya çalışalım&#8230; &#8220;Başkaları şurda şöyle yapıyor<strong>LAR</strong>, bilmem nerede Gryro (DÖNERimiz) satıyor<strong>LAR</strong>, şöyle yapsa<strong>NIZ</strong>, Atatürk&#8217;ü tanıtsa<strong>NIZ</strong>, içki de satsa<strong>NIZ</strong>, Mehter oynatsa<strong>NIZ</strong> &#8221; vs demek yerine herkes şapkasını önüne koysun,kendini sorgulasın ve <strong>acaba ben neler yapabilirim</strong> diye düşünsün!..</p>
<h2><span style="color: #333399">Festivallere Kaynak Yaratmak </span></h2>
<p>Bir Festival organizasyonu nasıl oluyor, kaça patlıyor, nasıl kaynak sağlanabiliyor, bilen kaç kişi var acaba?? Düşünün bir&#8230; <strong>Yoktan var edilen</strong> festivaller ile <strong>vardan var edilen</strong> festivalleri aynı kefeye koymak, eleştirmek yerine bir katkınızın olup olmadığını kendinize sorun öncelikle&#8230;</p>
<p><img class="alignright size-medium wp-image-3005" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/84389p-300x200.jpg" alt="finance" width="300" height="200" />İşte size kaynak&#8230;</p>
<p>Şu Amerika&#8217;da yaşayan 400.000 Türk var diyorlar.. Rakam önemli değil! 100.000 Türk diyelim hadi&#8230; Hiç mi yok bir tanıtım için,festival için<strong> &#8220;ben bugün 1 saat Türkiye için çalışacağım arkadaş&#8221;</strong> diyerek 10 $ (yazı ile sadece <strong>ON USD</strong>) bir hesaba koyabilen???</p>
<p>Bakın&#8230; 100.000 Türk sadece 10 $ koysa bir hesaba 1 Milyon USD eder, doğru mu? İşte bu parayı da bazı büyük Amerikan şehirlerine bölseniz, nasıl güzel festivaller gerçekleştirilir, bir bilseniz?&#8230; (Hayali bile o kadar güzel ki&#8230;)</p>
<p><strong>İğneyi önce kendimize, çuvaldızı sonra başkasına batıralım..</strong> Daha bir derneğe üye bile olmayı beceremiyoruz ne yazık ki.. İşte İĞNE&#8230; Çuvaldınızı da hazır tutun&#8230; Geliyor&#8230;</p>
<p>Yukarıdaki örnekte gördünüz, damlaya damlaya göl oluyor, havuz oluyor dostlar HAVUZ..!!.. Türk dernekleri de sonuçta kimsenin malı değil.. Üye olan herkesin yönetime de talip olma hakkı vardır&#8230; Girersiniz, çalışırsınız, yönetirsiniz&#8230;.</p>
<p>Greek festivalleri de bildiğiniz gibi büyük şehirlerde farklı gruplarca senede en az 2 veya daha fazla düzenlenir. Herkes Greek Festivali diye gider ama kimse sormazki hangi grup yapıyor, düzenliyor bu festivali diye&#8230; Siz hiç sordunuz mu bu Greek Festival&#8217;i kimler düzenliyor diye?</p>
<p><img class="alignleft size-medium wp-image-2995" style="margin: 5px" src="http://www.usa-turk.com/articles/wp-content/uploads/2009/09/DSC00059-225x300.jpg" alt="fest4" width="225" height="300" />Bırakın dincisiymiş, Atatürkçüsüymüş, sağcısıymış, solcusuymuş düzenlensin etkinlikleri, festivalleri&#8230;</p>
<p>Hiç bir şeyi vardan yok, yoktan var edemezsiniz&#8230; Mutlaka aramızda iki ayrı dünya görüşü olacaktır, bundan doğal ne olabilir?</p>
<p><strong>Hepimiz dostuz,kardeşiz&#8230; </strong>Sizler Amerika&#8217;da yaşayan bir Türk olarak, kendi dünya görüşlerinize uygun formattaki çalışmaların içinde olmaya çalışınız, inanın bu gurur size yeter&#8230;</p>
<p>Ama biz hala yıllardır birbirimizi sorguluyor, X grubun düzenlediği festivale gitmeyiniz, benim kültürüm değil, Y grubunun yaptığı festivalin arkasında Z cemaati var gibisinden yaklaşımlarla boşa zaman kaybediyoruz. Bırakalım <strong>herkes festival düzenlesin,</strong> önemli olan Türkiye&#8217;nın adı duyulsun.Daha iyisini yapabiliyorsanız, bir araya gelinip daha iyisini yapmaya çalışın hep beraberce&#8230;</p>
<p><strong><span style="text-decoration: underline">LUTFEN ama LÜTFEN herkes taşın altına elini soksun ve kendi bakış açısı doğrultusunda TÜRKİYE için bir şeyler yapsın diyorum..!!. .</span></strong></p>
<h2><span style="color: #ff0000">TÜRKİYE HEPİMİZİN,BAŞKA TÜRKİYE YOK!&#8230;</span></h2>
<p>Hepimiz seviyorsak Türkiye&#8217;mizi, o zaman unutmayın..!!..</p>
<h3><span style="color: #000000">Sevginin ölçüsü ÖNCELİKTİR.. Bahaneler ise her zaman söylenebilecek SANAL gerçeklerdir! ..</span></h3>
<p>LÜTFEN tartışma konusu olmasın bu yazdıklarım.Gelin hepimiz TÜRK toplumu olarak SOMUT aktiviteler gerçekleştirelim. Seviyorsanız siz de  TÜRKİYE&#8217;yi, öncelik verebilecek misiniz?</p>
<p>Örnek mi?</p>
<p>Bakın biz Houston&#8217;da bu sene <a href="http://www.atahouston.org" target="_blank">ATA-Houston </a>olarak 19.  (ONDOKUZ-Dikkat!..) Festivalimizi organize edeceğiz. Her sene yoktan var edilerek daha ileriye,daha organize bir şekilde, bayrağı devrederek, birlik ve beraberlik içinde bunları gerçekleştirebiliyoruz. Ne bir ofisimiz, ne bir binamiz var&#8230; Ama yüreklerimiz o kadar kuvvetli ki&#8230; İnsan şu renklilik için çalışmaz mi?..</p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.atahouston.org" target="_blank"><img class="aligncenter" src="http://i371.photobucket.com/albums/oo157/turxpedia/fest2008-02.gif" alt="" width="500" height="333" /></a></p>
<p>Sonuç olarak şahsen arkama dönüp baktığımda, Türkiye için yapabildiklerimle çok, ama çoook gururluyum ve yapmaya da devam edeceğim.</p>
<p>Ya siz?&#8230; İşte bu da <strong>ÇUVALDIZ&#8230;!!!!!&#8230;</strong></p>
<p><a href="http://www.usa-turk.com/forum/showthread.php?t=1377/?utm_source=Oguzhan&amp;utm_medium=&amp;utm_campaign=" target="_blank">ATA-19th Annual HOUSTON TURKISH FESTIVAL</a> &#8216;imize yolunuz düşmese bile, en azından maddi DESTEK olarak (yukarıdaki gibi), yolunuz düşerse de bir MERHABA ile bizlere neden katılmıyorsunuz?</p>
<p style="text-align: center"><a href="https://www.usa-turk.com/articles/wp-admin/www.atahouston.org"><img class="alignnone" src="http://farm3.static.flickr.com/2531/3926038463_99bb513857_m.jpg" alt="" width="205" height="240" /><img class="alignnone" src="http://farm3.static.flickr.com/2425/3926663866_cdb60d58d9_m.jpg" alt="" width="205" height="240" /></a></p>
<p style="text-align: center"><a href="https://www.usa-turk.com/articles/wp-admin/www.atahouston.org"><img class="alignnone" src="http://farm4.static.flickr.com/3461/3879406026_6f27ca48f5_m.jpg" alt="" width="205" height="240" /><img class="alignnone" src="http://farm4.static.flickr.com/3520/3947179784_a4ed339e80_m.jpg" alt="" width="205" height="240" /></a></p>
<p><a href="http://www.youtube.com/watch?v=FDRUffMR9iw" target="_blank"></a></p>
<p style="text-align: center"><a href="http://www.youtube.com/watch?v=FDRUffMR9iw" target="_blank"></a></p>
<p>Sevgiyle, dostlukla kalın&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/09/amerikada-turk-festivalleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>24</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Türk Kültürü vs Amerikan Kültürü</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/06/turk-kulturu-vs-amerikan-kulturu/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/06/turk-kulturu-vs-amerikan-kulturu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2009 21:43:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Fethiye Temiz</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hayatın İçinden!]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[AMERİKA'da Türkler]]></category>
		<category><![CDATA[Amerika'da Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[College Writing]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Kabalik]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yasam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[Yurt Dışında Eğitim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.usa-turk.com/?p=948</guid>
		<description><![CDATA[Hani demiştim ya, “kültür şoku yaşadınız mi? diye sorarlar” diye.. Yaşadım aslında. O kadar çok alanda farklıydık ki birbirimizden. Sizin Türkiye’de herhangi bir arkadaşınıza, hiç bir kötü niyet taşımadan sorduğunuz bir soru, söylediğiniz bir şey, burada “hakaret” bile sayılabiliyor bazen.
College’da okuduğum zamanlar, hergün 8-5 Mortgage şirketinde çalışıp, 5:50’da okula yetişip derste olmak zorundaydım. Eğer bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Hani demiştim ya, <em><strong>“kültür şoku yaşadınız mi? diye sorarlar”</strong></em> diye.. Yaşadım aslında. O kadar çok alanda farklıydık ki birbirimizden. Sizin Türkiye’de herhangi bir arkadaşınıza, hiç bir kötü niyet taşımadan sorduğunuz bir soru, söylediğiniz bir şey, burada <em><strong>“hakaret”</strong></em> bile sayılabiliyor bazen.</p>
<p>College’da okuduğum zamanlar, hergün 8-5 Mortgage şirketinde çalışıp, 5:50’da okula yetişip derste olmak zorundaydım. Eğer bir dönemde 5 kere okula gitmezseniz, kaydınızı siliyorlar. O kadar ciddi yani. Haa, bu arada Amerika’nın en sevdiğim yanlarından biri bu.. kaç yaşında olursanız olun, eğer eğitiminize devam etmek istiyorsanız, bu mümkün ve daima özendiriliyor. Öyle ÖSS sınavlarına falan da girmeniz gerekmiyor. Bu güzel bir şey. Onu da başka bir yazıda anlatırım size, nasıl öğrenci olduğumu.</p>
<p>Dersler arasında okul kütüphanesine koşar, emaillerimi kontrol eder, arkadaşlarımla iki laf eder, sonra tekrar derse koşardım. İlk dönemde birlikte okuduğumuz ama, sonra ek bazı dersler almaya karar verdiğinden aynı sınıfta olmadığımız Cindy’yi görmüştüm. Sanki daha bir güzel göründü gözüme ve <em><strong>“şen birazcık kilo mu aldın?” </strong></em>dedim. Gülümseyerek farkına varmadığını ama ciddi bir değişikliği de olmadığını söyledi Cindy. Cindy ile biz gülüşürken.. <em><strong>“Fethiyaaaaa çok kabasıııııııııın”</strong></em> diye bir ses duydum arkamdan. Adımı bir türlü Fethiye diye telaffuz etmeyi öğrenememiş bu insan yarması diye tarif edebileceğim kızcağız, benim Cindy’ye “biraz kilo mu aldın?” sorumu büyük bir kabalık olarak algılamış ve yüzünde eksi bir ifadeyle bana haddimi bildirmeye çalışıyordu.</p>
<h2>Kabalık</h2>
<p>Artık okulun sonlarına yaklaşıyorduk, sayıları 5-6’yi geçmeyen ama ciddi olarak beni dışlayan bir kaç kişiden biriydi bu insan azmani. Artık dayanamadım.. “Biz iki kişi burada konuşuyoruz, sen nereden dahil oldun konuşmaya bu biiiiiiir, ben sana anlatayım bak kabalık nedir bu ikiiiiiii” dedim ve başladım saymaya.. “Sen önce tuvalete gidip aynaya bir bak, her gün okula bu lekeli, pis kıyafetlerle gelmektir kabalık, sınıfta ben büyük fedakarlıklar yaparak geldiğim bu okulda dersi dinlemeye çalışırken, o hiç kapanmayan çenenle sürekli konuşup, benim dersimi bölmendir kabalık öğretmen sınıfta bir şeyler anlatmaya çalışırken, ayaklarını önündeki sıranın üstüne uzatmaktır kabalık, daha sayacak bir dolu şey var ama gerek yok.. O yüzden sakın bana nezaket dersi vermeye kalkma zararlı çıkarsın, burada seni ilgilendiren bir şey yok” dedim ve dönüp yürüdüm.</p>
<p>Sadece bu ülkede doğmuş oldukları için, kendilerini sizden bir kaç derece yukarda gören, dünyadan haberi yokken size ders vermeye kalkan kişiler her zaman olacaktır etrafınızda bu sizi hiç etkilemesin.</p>
<h2>College Writing</h2>
<p>Dedim ya, okulun sonuna yaklaşmıştık ve benim hala en zorluk çektiğim ders “College Writing” idi. Çünkü ben İngilizce’yı özel lisede değil, pratikten öğrenmiştim. Daha doğrusu bizim devlet liselerinde ne kadar lisan öğretiliyorsa o kadar öğrenmiş, sonra kendi çabalarımla ilerletmiştim.</p>
<p>Derse girdiğimizde de öğretmen bir kompozisyonumun eksik olduğunu söyleyerek, bir sonraki derse kadar mutlaka tamamlamam gerektiğini belirtti. “Hangisi eksik?” dediğimde ise “karşılaştırma” dedi. O hafta okula başladığımdan beri hiç olmadığım kadar hızlı giriştim bu kompozisyona. İlk defa satırlar parmaklarımın altından kayıp gidiyor, ben yazıyor, yazıyordum. Çünkü ilk defa içimi dökmek istediğim bir konu bulmuştum. Amerikan Kültürü vs Türk Kültürü. Tam tahmin ettiğiniz gibi, komşuluk, arkadaşlık ilişkilerinden tutun, saygı, sevgi, dünyaya ilgi ve aklınıza ne gelirse karşılaştirdim. Bu kompozisyonu öğretmene verdikten sonra, son hafta dersini iple çektim desem yeridir. Öğretmen sınıfa girdiğinde bana gülümsüyordu. “Fethiye, biliyorum bu derste çok zorlandın ama çok çalıştın. Nihayet A aldın ama bir şartla” dedi.. o şart da; kompozisyonu sınıfta okumamdi. Tabi zevkle yaptım bunu. Hiç kimse sesini çıkarmadan da dinledi.. İçim öyle rahattı ki, anlamak isteyen ya da istemeyen herkese gizli dersimi vermiştim.</p>
<p>Haftanız aydınlık olsun,<br />
Fethiye</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/06/turk-kulturu-vs-amerikan-kulturu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Amerika&#8217;da Çevre Edinmek</title>
		<link>http://www.usa-turk.com/2009/05/amerikada-cevre-edinmek/</link>
		<comments>http://www.usa-turk.com/2009/05/amerikada-cevre-edinmek/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 25 May 2009 23:58:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yalçın Sert</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sosyal Hayat]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Yasam]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam]]></category>

		<guid isPermaLink="false">https://www.usa-turk.com/articles/?p=97</guid>
		<description><![CDATA[Kafamızda Amerika macerası fikirleri oluşmaya başladığı andan itibaren, tek hedef gelebilmek gibi görünüyor. &#8220;Amerika&#8217;ya bir gidelim, gerisi kolay.&#8221; Amerika&#8217;da yaşama adapte olmak ve çevre edinmek de bir o kadar zor aslında. Özellikle fazla girişimci değilseniz, içinize kapanık iseniz, diğer bir deyişle okuldayken size &#8220;inek&#8221; lakabı takılmışsa işiniz biraz daha zor. Amerika, ev okul arasında mekik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Kafamızda Amerika macerası fikirleri oluşmaya başladığı andan itibaren, tek hedef gelebilmek gibi görünüyor. &#8220;Amerika&#8217;ya bir gidelim, gerisi kolay.&#8221; Amerika&#8217;da yaşama adapte olmak ve çevre edinmek de bir o kadar zor aslında. Özellikle fazla girişimci değilseniz, içinize kapanık iseniz, diğer bir deyişle okuldayken size &#8220;inek&#8221; lakabı takılmışsa işiniz biraz daha zor. Amerika, ev okul arasında mekik dokumakla ögrenilecek, anlaşılacak gibi değil. Tabii bir de aç kalmamak için süpermarketin yolunu bilmek lazım. Bu üçgen içinde gidip geldiğiniz yolu yıllarca aşındırmaya azımle ısrar ederseniz, Amerika&#8217;da hayat sizin için &#8220;Bermuda Şeytan Üçgeni&#8221;nden pek farklı olmayabilir. Bir çok öğrenci ilk başta bu hataya düşebilir.</p>
<h2>Ev Özlemi</h2>
<p>İlk defa tamamen değişik bir ortamda kendinizi yapayalnız bulmak kolay değil. Bu noktada Amerika&#8217;lıların &#8220;homesick&#8221; adını verdiği &#8220;ev ozlemi&#8221; diyebileceğimiz psikolojik bunalıma girmek içten bile değildir. Kendinizi tamamen yalnız ve çaresiz hissetmek, yeni çevrenizde istenilmediğinizi düşünmek, bu düşüncelerden kaynaklanan yorgunluk, bitkinlik hissetmek, yeni ortamınızda herşeyi negatif eleştirip Türkiye&#8217;deki her şeyi tartışmasız en iyi kabul etmek bu tip bir rahatsızlığın en başlı belirtileridir. Mikrobik bir rahatsızlık olmadığından herhangi biryerden bulaşmaz &#8220;<strong>homesick</strong>&#8221; rahatsızlığı, bir bakıma kendi kendimize yaratırız. Bu nedenle kayıt olmak, ev kiralamak ve döşemek, banka hesabı açmak gibi hayati gereklilikleri yerine getirdikten sonar kabuğumuza çekilmemeli, hayatımız her ne kadar sıfırdan başlıyorsa da bunu Türkiye&#8217;deki sosyal düzeye yakın bir seviyeye (&#8220;aynı&#8221; diyemiyorum çünkü hiç bir zaman aynı değil, olmuyor, olmayacak) hızla çıkarmak için çaba harcamalıyız. Söylemesi kolay, kim evde oturup bunalıma ister demeyin şimdi… Herşeyden önce ilk ve temel tavsiyem <strong>kesinlikle ingilizceniz iyi değil diye korkup, konuşmamazlık etmeyin</strong>. Özellikle uzak doğudan gelenler TOEFL sınavında sadece bir iki soru kaçırıp tavan puanlar çekmişlerse de konuşma ingilizceleri inanın sizin kadar yok. Bunun yanında Amerika çok karışık bir nüfusa sahip. Yüzlerce milletten, her biri kendine has aksanla ingilizce konuşan milyonlarca insan.</p>
<p>Eğer biraz girişimciyseniz zaten Amerika&#8217;ya gelmeden önce gideceğiniz üniversitedeki Türkleri biraz araştırıp iletişime geçmişsinizdir. Tabii e-mail yazdığınız 50 kişinin belki onundan cevap aldınız ama umutsuzluğa kapılmamak lazım. Bir kişi bile olsa sizin memleket hasretinizden kurtulma kapısını açmanıza yardımcı olacaktır. Peki başka ne tip yollar var sizin bölgenizdeki Türklere ulaşmak için veya yabanci çevre edinmeniz için?</p>
<p>Okulunuzda %90 bir Türk öğrenci derneği vardır. Mutlaka onlarla temasa geçmeye çalışın. Bireysel olarak çok fazla iletişime girecek birilerini bulamasanız bile en azından e-mail listelerine girip topluca yapılan aktivitelerden haberiniz olur. Bu tip aktivitelerde de kafanıza uygun bir kaç kişi mutlaka bulursunuz.</p>
<h2>Mezun Olduğunuz Okul Bağlantıları</h2>
<p>Diğer bir yol ise mezun olduğunuz lisenin, üniversitenin, hatta bölümün ismini Yahoogroups&#8217;dan araştırın. Mesela benim mezun olduğum ODTÜ&#8217;nün birisi genel Amerika (METU_North_Amerika@YahooGroups.com) olmak uzere 6-7 adet yöresel e-mail grubu (örneğin METU_DC@YahooGroups.com ve METU-Newyork@YahooGroups.com) var Amerika&#8217;da. Bunun dışında bildiğim kadarı ile Boğaziçi ve İTÜ&#8217;nün (örneğin ITU-NY@YahooGroups.com) de bu tip e-mail grupları var. Bunlar sadece insan tanımak için değil probleminiz olduğunda danışmak için de oldukça faydalıdır. Bu gruplarla iletişim kurmak mezuniyet sonrası iş bulmanızda da büyük fayda sağlar.</p>
<h2>İnternet Kanallı Bağlantılarınız</h2>
<p>Bunların dışında Türk-Amerikan portalları kanalı ile de bulunduğunuz bölgedeki Türklere ulaşmak mümkün. Bu bütün sorunlarınızı çözeceksiniz anlamına gelmez ancak ufak tefek de olsa bazı konularda yardımcı olacaktır. Ancak şu bir gerçek ki internette, USA-TURK.com gibi bir çok sitede sizin yaşadıklarınızı geçmişte yaşamış ve yeni gelenlere yardımcı olmak isteyen insanlar mutlaka bulacaksınızdır. ANCAK herşeyden önce siz üzerinize düşen araştırmayı yapmış olmayı ihmal etmeyin. Yoksa kuru kuru çok basit sorular sorduğunuzda cevap almanız zor. <strong>Siz kendiniz için biraz zaman ayırıp biraz araştırma yapmazsanız diğerlerinden hiç karşılıksız kendi zamanlarını ayırıp sizin sorunlarınızı çözmeye çalışmasını beklemek hata olur.</strong></p>
<h2>&#8220;Amerika&#8221;yı Tanımak</h2>
<p>Tabii sadece Türklerle tanışmak ve aktivitelere katılmak aslında büyük hata olur. Amerika&#8217;ya geliyorsunuz, &#8220;Amerika&#8221;yı tanımalısınız yoksa mezuniyetten sonar elinizdeki diploma sadece kitap kurdu olduğunuzdan başka bir anlama gelmez. Eğer bir hobiniz varsa yine okulunuzun öğrenci grupları listesini inceleyin. Aklınıza gelmeyecek gruplar bulacaksınızdır. Çiçek-böcek severler grubu, uçan daire meraklıları grubu, yüzme, yelkenli, dalma… Artık aklınıza ne gelirse. Bu şekilde aynı ilgi alanını paylaştığınız yabancılarla tanışma ve kaynaşma olanağı bulursunuz. Hiç bir ortak nokta bilinmeden yabancılarla tanışmak çok da kolay olmaz ilk gelindiğinde. Tabii sınıf arkadaşlarınızı ayrıca &#8220;Amerika&#8217;da hayata&#8221; çıkış yolu olarak ekstradan belirtmeye gerek yok.</p>
<p>Amerika&#8217;ya sadece okumaya gelmeyin, Amerika&#8217;yı tanımaya, yaşamaya, anlamaya gelin. Kendi sınırlarınızı, memleket sınırlarını aşın. Yoksa ister dönün, ister kalın, &#8220;ot gibi geldi, ot gibi yaşadı&#8221; sözünün hedefi olacağınız kesin.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.usa-turk.com/2009/05/amerikada-cevre-edinmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

