Unconfigured Ad Widget

Collapse

Duyuru

Collapse
No announcement yet.

Amerika'ya gitme sebepleriniz ?

Collapse

Unconfigured Ad Widget

Collapse
X
  • Filtrele
  • Zaman
  • Göster
Clear All
new posts

  • Orjinal yazı sahibi: Kodiak View Post
    Okudugunuz bolumlere bakinca CC de okuyup meslek olarak yazilim vs dusunmeniz biraz zor degil mi?
    yanlis anlamayin su yuzden soruyorum. Yazilim vs ile ilgilenenler daha kolay is buluyor gibi bir algi var bende de ama bende isletme mezunuyum yapabilir miyiz ki?
    Evet o açıdan bakınca öyle ancak benim özel ilgim var bilgisayar yazılım donanım vs. alanına. Yazılım yada donanım ile ilgili bölümler uygun bana bence.
    zaten 2 Yıl bir şirkette , sonra başka bir şirkette de 1 yıl bilgiişlem uzmanı olarak çalıştım. Vbasic , html gibi birkaç kodlama dilini biliyorum ufak tefek yazılım yapmışlığım var.
    office uygulamalarına oldukça hakimim web tasarım yapıyorum ... vs.
    Bu bağlamda zorlanacağımı düşünmüyorum hatta büyük bir zevkle okuyacağımı düşünüyorum. Yeni programlar öğrenmeyi yeni birşeyler
    öğrenmeyi sevdiğimi yazmıştım. Hatta geçenlerde Adobe indesign 'i öğrendim ve mutluyum. Â*

    Â*

    Yorum


    • Orjinal yazı sahibi: marcus94 View Post

      Hocam bir sorum olacak size İİBF okuyup da Green Card'a başvuran ilk karşılaştığım kişisiniz. Genelde çoğu kişi mühendislik yazılım vb bölümler bitirmişler. Neyse şimdi o dediğiniz Özgür ile Amerika videosunu izledim ve arkadaş diyorki Amerikada geçerliliği olan sertifikikalar alın diye. Benim bölümüm siyaset bilimi ve kamu yönetimi. Şİmdi sizce ne tür bir sertifika alabilirim Türkiyeden Amerikada geçerli olabilecek ve ayrıca mezun olduğumda Political Science and Public Administration olarak mezun olacağım bu bölüm, bu diploma Amerikada geçerli olur mu sizce hocam? Yeminle soracağım başka kimsem yok bir siz varsınız tanıdığım sözelci.. teşekkür ederim şimdiden
      Sertifika deyince bugün bir video gördüm Özgür ile Amerika kanalında. Mesleki sertifika kurslarını anlatıyor.

      Video linki
      https://www.youtube.com/watch?v=MxHz...em-uploademail

      Delaware Kurs Linki
      http://www.polytechworks.com/


      Kurs Kataloğu FiyatlıÂ*
      http://www.polytechworks.com/pdf/PAE...log-112816.pdf
      Â*

      Yorum


      • Bir gitme sebebi daha;

        Az önce TV'de havuz medya kanallarından bir tanesinde bir dizi oynuyordu. Bir apartman odasında 7-8 tane takım elbiseli ve sakallı mafya elemanı ağır abi modunda türkü ile oynarken gaza gelip havaya ateş açtı odanın içinde. Bunların abileride ateş edene kızdı. Fakat bu anlattığım olay sevimlileştirilerek gösteriliyordu yani komedi sahnesiydi.

        Bu sahne TV'de oynarken yanımda 2.ci sınıfa giden bir çocuk vardı ve bu sahneye gülüyordu. Yani özetle mafya ve silah yanımdaki bu çocuğun gözünde sevimlileştirildi ve artık bu çocuk böyle büyüyecek.

        Hani kızarya bizim millet; gavur domuz hayvanını çizgi filmde oynatıyor sevimlileştiriyor. Çocuklarımıza izletmeyelim diye. Ama bilmez ki kendi çocuğu neye maruz kalıyor.
        2018 - The miserable have no other medicine but only hope...
        2017 - HAS NOT BEEN SELECTED
        2016 - HAS NOT BEEN SELECTED
        2015 - HAS NOT BEEN SELECTED
        2013 - HAS NOT BEEN SELECTED

        Yorum


        • Orjinal yazı sahibi: FreeWoRLD View Post
          Bir gitme sebebi daha;

          Az önce TV'de havuz medya kanallarından bir tanesinde bir dizi oynuyordu. Bir apartman odasında 7-8 tane takım elbiseli ve sakallı mafya elemanı ağır abi modunda türkü ile oynarken gaza gelip havaya ateş açtı odanın içinde. Bunların abileride ateş edene kızdı. Fakat bu anlattığım olay sevimlileştirilerek gösteriliyordu yani komedi sahnesiydi.

          Bu sahne TV'de oynarken yanımda 2.ci sınıfa giden bir çocuk vardı ve bu sahneye gülüyordu. Yani özetle mafya ve silah yanımdaki bu çocuğun gözünde sevimlileştirildi ve artık bu çocuk böyle büyüyecek.

          Hani kızarya bizim millet; gavur domuz hayvanını çizgi filmde oynatıyor sevimlileştiriyor. Çocuklarımıza izletmeyelim diye. Ama bilmez ki kendi çocuğu neye maruz kalıyor.
          Aynen benim de farkettiğim bir durum hocam bu olay. Türk dizilerinde genel olarak şiddet eğilimli ve psikolojik tramva yaratacak cinsten sahneler var. Ha hollywood filmlerinde dizilerinde yok mu ? Evet onlarda da var ama en azından iyi ile kötü ayrılmış durumda. Genel olarak iyiler kazanıyor ve hayat kurtarılıyor ya da insanlara yaşam ümidi veriliyor. Bizim dizilerimize bakıyorum, genel olarak üçkağıtçılık mafyacılık, sakallı paltolu belinde silahla magandalık eşkiyalık yapan tipler ana karakterler ana kahramanlar oluyor ve bu tipler çok ilginçtir halkımız tarafından benimseniyor, özümseniyor. Sonra da haberlerde işte görüyoruz bana yan baktı diye 20 kez bıçaklanarak öldürülen insanları.. Bu ülkenin insanında şiddet eğilimi var, eğer kibar davranıyorsanız, düzgün bir insansanız da yadırganıyorsunuz. Örnek ben çalıştığım dükkanda darp edilmiştim. Suçlu duruma düşmemek için karşımdakine saldırmadım bile kamera kayıtları var, polis bana yardımcı olur mahkemede cezasını bulur diye düşünmüştüm. Polis karakol o kadar uğraşmama rağmen,, ağzım burnum kan içinde komsere derdimi anlatmama rağmen,karakoldaki komiser kadının cevabı' işimiz başımızdan aşkın, istersen çağıralım buraya öpüp barıştırırız sizi' dedi. Ben o kişi tarafında dükkan içinde darp edilmişim ve komserin dediğine bakın, sizi barıştıralım diyor!! Maalesefki ben devletimize güvendiğim halde hakkımı arayamadım ve darp edildiğimle kaldım. Neyse olacağı varmış deyip bu durumu yaklaşık 8 aydır sindirmeye çalışıyorum. Ve bu durumu en yakın arkadaşlarıma anlattığımda' Ben senin yerinde olsam ağzının ortasına bir tane de ben çakardım, niye hakkını aramadın' gibi cevaplarla karşılaştım. Neden herşeyi şiddetle çözmek durumundayız? Ben bu vandalismin içinde yaşamak istemiyorum arkadaşlar...

          Yorum


          • Geçen bir karşılaştırma paylaşmıştım burada alım gücü ile ilgili hatırlarsanız. Bir sebep de şöyle birşey eklemek istiyorum. Bu ülkede insan emeği çok ucuz. Nasıl mı? Arkadaşlar asgari ücretle haftada 60 saat köle gibi çalıştırıp elimize verdikleri bir haftalık para tam tamına şuanki dolar kuru ile(3.5) sadece 100 dolar. 60 saat köle gibi çalışarak 100 dolar kazanıyoruz. Amerikada ise sıradan bir işçi saati 10 dolardan 10 saatlik çalışması ile yani bir günlük çalışmasıyla bu parayı kazanabiliyor. Overtimei vs. hesaba kattığımızda günlük ortalama 6 saatlik bir çalışması bile 100 dolara denk geliyor diyebiliriz. Anlayanlar anlamıştır.

            Yorum


            • marcus94

              Maalesef öyle sevgili dostum. Burada çocuklar oyuncak AK-47'lerle birbirlerini vurma pratiği yaparak oyun oynarken, batı ülkelerinde çocuklar Lego oynayarak yaratıcılıklarını geliştirerek büyüyor. Sonuç ortada, lafa söze gerek yok.
              2018 - The miserable have no other medicine but only hope...
              2017 - HAS NOT BEEN SELECTED
              2016 - HAS NOT BEEN SELECTED
              2015 - HAS NOT BEEN SELECTED
              2013 - HAS NOT BEEN SELECTED

              Yorum


              • Orjinal yazı sahibi: FreeWoRLD View Post
                Bir gitme sebebi daha;

                Az önce TV'de havuz medya kanallarından bir tanesinde bir dizi oynuyordu. Bir apartman odasında 7-8 tane takım elbiseli ve sakallı mafya elemanı ağır abi modunda türkü ile oynarken gaza gelip havaya ateş açtı odanın içinde. Bunların abileride ateş edene kızdı. Fakat bu anlattığım olay sevimlileştirilerek gösteriliyordu yani komedi sahnesiydi.

                Bu sahne TV'de oynarken yanımda 2.ci sınıfa giden bir çocuk vardı ve bu sahneye gülüyordu. Yani özetle mafya ve silah yanımdaki bu çocuğun gözünde sevimlileştirildi ve artık bu çocuk böyle büyüyecek.

                Hani kızarya bizim millet; gavur domuz hayvanını çizgi filmde oynatıyor sevimlileştiriyor. Çocuklarımıza izletmeyelim diye. Ama bilmez ki kendi çocuğu neye maruz kalıyor.
                Sonra bu ülkede çocuk sahibi olmak istemiyorum dediğimde beni ve eşimi garipsiyorlar.
                Akşamları Polat Alemdar izleyip racon yerine kafa kesecek bir kişi eksik olsun bari
                Â*

                Yorum


                • Ama sen ben değil orda o polise sen benle dalga mı geçiyorsun diyip haddini bildirecek biri olsa yada bi telefon gelse kuzu gibi olur şerefsizlerbd
                  Orjinal yazı sahibi: marcus94 View Post

                  Aynen benim de farkettiğim bir durum hocam bu olay. Türk dizilerinde genel olarak şiddet eğilimli ve psikolojik tramva yaratacak cinsten sahneler var. Ha hollywood filmlerinde dizilerinde yok mu ? Evet onlarda da var ama en azından iyi ile kötü ayrılmış durumda. Genel olarak iyiler kazanıyor ve hayat kurtarılıyor ya da insanlara yaşam ümidi veriliyor. Bizim dizilerimize bakıyorum, genel olarak üçkağıtçılık mafyacılık, sakallı paltolu belinde silahla magandalık eşkiyalık yapan tipler ana karakterler ana kahramanlar oluyor ve bu tipler çok ilginçtir halkımız tarafından benimseniyor, özümseniyor. Sonra da haberlerde işte görüyoruz bana yan baktı diye 20 kez bıçaklanarak öldürülen insanları.. Bu ülkenin insanında şiddet eğilimi var, eğer kibar davranıyorsanız, düzgün bir insansanız da yadırganıyorsunuz. Örnek ben çalıştığım dükkanda darp edilmiştim. Suçlu duruma düşmemek için karşımdakine saldırmadım bile kamera kayıtları var, polis bana yardımcı olur mahkemede cezasını bulur diye düşünmüştüm. Polis karakol o kadar uğraşmama rağmen,, ağzım burnum kan içinde komsere derdimi anlatmama rağmen,karakoldaki komiser kadının cevabı' işimiz başımızdan aşkın, istersen çağıralım buraya öpüp barıştırırız sizi' dedi. Ben o kişi tarafında dükkan içinde darp edilmişim ve komserin dediğine bakın, sizi barıştıralım diyor!! Maalesefki ben devletimize güvendiğim halde hakkımı arayamadım ve darp edildiğimle kaldım. Neyse olacağı varmış deyip bu durumu yaklaşık 8 aydır sindirmeye çalışıyorum. Ve bu durumu en yakın arkadaşlarıma anlattığımda' Ben senin yerinde olsam ağzının ortasına bir tane de ben çakardım, niye hakkını aramadın' gibi cevaplarla karşılaştım. Neden herşeyi şiddetle çözmek durumundayız? Ben bu vandalismin içinde yaşamak istemiyorum arkadaşlar...
                  2017 ADDITIONAL ELECTION - HAS NOT BEEN SELECTED OFC!
                  2017 HAS NOT BEEN SELECTED
                  2016 HAS NOT BEEN SELECTED
                  2015 HAS NOT BEEN SELECTED
                  2014 HAS NOT BEEN SELECTED

                  Yorum


                  • Can sıkıntısına girdim Google Haritalara ve ABD'nin tüm haritasını açtım. Hiçbir hile yapmadan tamamen rasgele yerler seçtim ve görüntüler aldım. Tek seçimim kenar mahalleleri seçmek oldu. Sadece ABD olmasın diye birkaç ingilizce konuşan ülke daha seçtim. Sonra, aynı işlemi Türkiye içinde yaptım. Tüm yerler tamamen ama tamamen rasgele arkadaşlar.

                    Biraz bakınca neden depresif, stresli, yoz, ruhsal bozukluğu olan ve kavgacı bir millet olduğumuzu anlayabilirsiniz. Her sabah bu insanlar bu mahallelerde uyanıyor ve hayata başlıyor. Bizde bu görünen manzaralara merhaba diyoruz Türkiye'de. Sonuç ortada.

                    İşte bu da benim için bir gitme nedeni arkadaşlar.












                    2018 - The miserable have no other medicine but only hope...
                    2017 - HAS NOT BEEN SELECTED
                    2016 - HAS NOT BEEN SELECTED
                    2015 - HAS NOT BEEN SELECTED
                    2013 - HAS NOT BEEN SELECTED

                    Yorum


                    • Devamı:

                      Bonus ülkeler;







                      Türkiye;









                      2018 - The miserable have no other medicine but only hope...
                      2017 - HAS NOT BEEN SELECTED
                      2016 - HAS NOT BEEN SELECTED
                      2015 - HAS NOT BEEN SELECTED
                      2013 - HAS NOT BEEN SELECTED

                      Yorum


                      • Orjinal yazı sahibi: FreeWoRLD View Post
                        Devamı:


                        Hocam kesinlikle aynı kafadayız. Görsel açıdan mimari açıdan gözüme hitabet etmiyor Türkiyenin sokakları. Çarpık kentleşmesi ruhsuz 4 duvar beton yapıları, düzensizlik kuralsızlığı..Bunu yakınlarıma söylediğimde ise diğer ülkeleri bok götürdüğünü sokaklarda pislikten geçilmediğini bizim ülkemizin tertemiz olduğunu vs. söylüyorlar. Ve bunu söyleyenler gurbetçi olarak Fransada yaşayan akrabalarım oraya gidip yaşayan Avrupanın birçok ülkesini gören yakınlarım vs. Neymiş sokak ortasında bira şişeleri varmış heryerde, kusmuk doluymuş millet içip içip ..çıyormuş sokağa vs. Ben şimdi bunlara ne desem boş çünkü anlamıyacaklar. Bu yüzden susuyorum ve konuşmuyorum artık bu kafada olanlarla. Bu sefer de bana ne diyorlar biliyor musunuz. Ben cevap vermeyip odama çekilip konuşmadığımda benim psikolojim bozukmuş tedavi görmem gerekiyormuş çok takıntılı imişim. Başkalarının düşüncelerine saygı göstermiyormuşum??? Bir an önce psikolojik destek almam gerekmiş bu herkesin başına gelebilirmiş, herkesin ruhsal sorunları olabilirmiş bunda utanılacak birşey yokmuş. Ailemin bir an önce beni antidepresan vs. kullanmam için psikiyatriste götürmeleri gerekiyormuş. Yoksa böyle yaşayamazmışım... Allah'ım sen bana sabır ver..

                        Neyse hocam benim bu ilginç süralemi bir tarafa bırakalım. Paylaştığınız fotoğraflarda besbelli birşekilde Amerika haricinde diğer ülkelerin çoğunda da düzgün bir kent planlamasına sahip ülkeler var. Sokaklar genel olarak yeşillik, düzgün, ağaçlık, insanın ruhuna hitap eden,, ufkunu genişleten kısacası mutsuzsanız bile o sokaktaki ağaçların varlığı ile mutlu olabileceğiniz ortama sahipler. Mahremiyet mesafesi korunmuş iki ev arası en az 15 metre boşluk var. Ve 2 katı geçmiyor hiçbir şekilde. Kısacası benim her zaman hayalini kurduğum müstakil bahçeli evlerden işte. Gel gelelim bizim insanımıza bu fotoğrafları göstersek diyecekleri cevabı da biliyorum. Yüzde 80 şu cevabı verecekler '' Ee tamam iyi güzel de baksana sokakta insan yok, kimse dışarı çıkmıyor, zenginlikten herkes mutsuz orada, baksana kaldırımları bile yok adamakıllı( En sonki Avustralya sokağında kaldırım betondan değil çimenden, ona itinaden dedim) Onların medeniyeti batsın. Sokakta oynayan çocuk yok etrafında bir tane park yok. Ailecek gidip oturulabilecek nezih mekanlar parklar yok. Vs. vs. saçmalayacaklar yine o yüzden ben pes ettim arkadaşlar. Kimseye ben bu ülkedeki baskıdan stresten bahsetmiyeceğim artık, başka ülkelerde de insanların huzurla yaşadıklarından da bahsetmiyeceğim. Konusu açılınca da hayırlısı deyip geçeceğim. Artık kendimi İdiocracy filminde hissetmeye başladım. Ya da George Orwell'ın 1984 adlı kitabında. Biz bu forumdaki dostlarımızı da bu post apocalytic filmlerde hani azınlık gruplar olurya tek dünya düzenine karşı gelenler olurya özgürlükçü tipler, işte bizi de öyle ilişkilendiriyorum Hakikaten Türkiyede'ki insanların yüzde 85 i nin göz zevki, yeşillik arzusu, geniş ufuk, farklı yerler görme istediği, değişik hobiler edinme gibi özellikleri neredeyse hiç yok. Örnek bir ev mi satın alınacak. Şehrin ortasında gürültünün egsoz dumanının tozun stresin içerisinde yaşamak için 600 milyarlık parayı bayıp lüks içinde yaşadıklarını söyleyen insanlar var. Neymiş metroya yakınmış, kaymakamlık ayağının altındaymış, heryere kolaylıkla ulaşabilirmişsin... Ama farkında değilki bu keşmekeşin içinde yaşadığı zaman ömründen 10 yıl gideceğini.. Neyse çok uzattım bakalım Amerika olmazsa attığınız fotolardaki gibi Amerikaya benzeyen çok ülke var. Artık birisinine kapağı atmaya çalışacağım..

                        Yorum




                        • Ayrıca şuna da kanaat getirdim bu ülkede büyük bir zenginlik kaynağı ortaya çıkıp dünyanın en zengin ülkesi olsak bile, çarpık yapılanma ömür boyu böyle kalacak. Bunu değiştirmek için herşeyi sil baştan yapmak gerek bu da olmayacağına göre herkesin cebine bol bol para girse, hukuk kurallar vs. süper olsa bile yine sokakların ruhsuzluğu insanlarda stres, sinir, psikopatlık etkisi bırakacak. Bu coğrafyanın kaderi bu olsa gerek. Ya bu deveyi güdeceğiz ya da bu diyardan göçeceğiz..

                          Yorum


                          • Orjinal yazı sahibi: marcus94 View Post

                            Hocam kesinlikle aynı kafadayız. Görsel açıdan mimari açıdan gözüme hitabet etmiyor Türkiyenin sokakları. Çarpık kentleşmesi ruhsuz 4 duvar beton yapıları, düzensizlik kuralsızlığı..Bunu yakınlarıma söylediğimde ise diğer ülkeleri bok götürdüğünü sokaklarda pislikten geçilmediğini bizim ülkemizin tertemiz olduğunu vs. söylüyorlar. Ve bunu söyleyenler gurbetçi olarak Fransada yaşayan akrabalarım oraya gidip yaşayan Avrupanın birçok ülkesini gören yakınlarım vs. Neymiş sokak ortasında bira şişeleri varmış heryerde, kusmuk doluymuş millet içip içip ..çıyormuş sokağa vs. Ben şimdi bunlara ne desem boş çünkü anlamıyacaklar. Bu yüzden susuyorum ve konuşmuyorum artık bu kafada olanlarla. Bu sefer de bana ne diyorlar biliyor musunuz. Ben cevap vermeyip odama çekilip konuşmadığımda benim psikolojim bozukmuş tedavi görmem gerekiyormuş çok takıntılı imişim. Başkalarının düşüncelerine saygı göstermiyormuşum??? Bir an önce psikolojik destek almam gerekmiş bu herkesin başına gelebilirmiş, herkesin ruhsal sorunları olabilirmiş bunda utanılacak birşey yokmuş. Ailemin bir an önce beni antidepresan vs. kullanmam için psikiyatriste götürmeleri gerekiyormuş. Yoksa böyle yaşayamazmışım... Allah'ım sen bana sabır ver..

                            Neyse hocam benim bu ilginç süralemi bir tarafa bırakalım. Paylaştığınız fotoğraflarda besbelli birşekilde Amerika haricinde diğer ülkelerin çoğunda da düzgün bir kent planlamasına sahip ülkeler var. Sokaklar genel olarak yeşillik, düzgün, ağaçlık, insanın ruhuna hitap eden,, ufkunu genişleten kısacası mutsuzsanız bile o sokaktaki ağaçların varlığı ile mutlu olabileceğiniz ortama sahipler. Mahremiyet mesafesi korunmuş iki ev arası en az 15 metre boşluk var. Ve 2 katı geçmiyor hiçbir şekilde. Kısacası benim her zaman hayalini kurduğum müstakil bahçeli evlerden işte. Gel gelelim bizim insanımıza bu fotoğrafları göstersek diyecekleri cevabı da biliyorum. Yüzde 80 şu cevabı verecekler '' Ee tamam iyi güzel de baksana sokakta insan yok, kimse dışarı çıkmıyor, zenginlikten herkes mutsuz orada, baksana kaldırımları bile yok adamakıllı( En sonki Avustralya sokağında kaldırım betondan değil çimenden, ona itinaden dedim) Onların medeniyeti batsın. Sokakta oynayan çocuk yok etrafında bir tane park yok. Ailecek gidip oturulabilecek nezih mekanlar parklar yok. Vs. vs. saçmalayacaklar yine o yüzden ben pes ettim arkadaşlar. Kimseye ben bu ülkedeki baskıdan stresten bahsetmiyeceğim artık, başka ülkelerde de insanların huzurla yaşadıklarından da bahsetmiyeceğim. Konusu açılınca da hayırlısı deyip geçeceğim. Artık kendimi İdiocracy filminde hissetmeye başladım. Ya da George Orwell'ın 1984 adlı kitabında. Biz bu forumdaki dostlarımızı da bu post apocalytic filmlerde hani azınlık gruplar olurya tek dünya düzenine karşı gelenler olurya özgürlükçü tipler, işte bizi de öyle ilişkilendiriyorum Hakikaten Türkiyede'ki insanların yüzde 85 i nin göz zevki, yeşillik arzusu, geniş ufuk, farklı yerler görme istediği, değişik hobiler edinme gibi özellikleri neredeyse hiç yok. Örnek bir ev mi satın alınacak. Şehrin ortasında gürültünün egsoz dumanının tozun stresin içerisinde yaşamak için 600 milyarlık parayı bayıp lüks içinde yaşadıklarını söyleyen insanlar var. Neymiş metroya yakınmış, kaymakamlık ayağının altındaymış, heryere kolaylıkla ulaşabilirmişsin... Ama farkında değilki bu keşmekeşin içinde yaşadığı zaman ömründen 10 yıl gideceğini.. Neyse çok uzattım bakalım Amerika olmazsa attığınız fotolardaki gibi Amerikaya benzeyen çok ülke var. Artık birisinine kapağı atmaya çalışacağım..
                            Hocam resmen içimdekileri döktün yazıya. Çok haklısın her cümlende. Maalesef böyle bu insanlar, anlamıyorlar anlamayacaklar. Biz ne yapıp edip buralardan gitmemiz gerek, başka çare yok.
                            2018 - The miserable have no other medicine but only hope...
                            2017 - HAS NOT BEEN SELECTED
                            2016 - HAS NOT BEEN SELECTED
                            2015 - HAS NOT BEEN SELECTED
                            2013 - HAS NOT BEEN SELECTED

                            Yorum


                            • Daha önceden bir video paylaşacaktım vaktim olmamıştı. Şimdi size dünyanın en geniş otobanı I -10 Katy Freeway'i paylaşıyorum. https://www.youtube.com/watch?v=gVcJXkvCjaY

                              1960 ta 6 şerit olarak yapılmış sonradan 2008 yılına kadar genişletilmiş ve halen genişletilmekte. En geniş noktası Katy Toolwayde 29 şerite ulaşmakta. En geniş noktasının en olarak ölçüsü 556 feet yani 169 metre. Köprü üstüne köprü yapılmış. Ne zart diye şerit değiştiren var ne selektör yakıp taciz eden ne de hız limitini aşan. Herkes takip mesafesini korumakta, kimse speed limitin altına düşmüyor ya da üstüne çıkmıyor. Mükemmel bir nizam. Kıyas olarak Türkiye'nin tem otobanını atacaktım ama canımızı sıkmayalım. Şimdi Amerika bizi kıskanıyor diyenlere bunu gösterip al gözünüz yol görsün deseniz verecekleri cevabı söyleyeyim. '' Ee ne gerek var bu kadar yola dünyanın israfı.. O parayla afrikadaki dünya kadar çocuk doyardı. Allah kökünü kurutsun Amerikanın dünyayı sömürdüler kafirler.. '' yüzde 80 böyle bir cevap alırsınız garanti veriyorum. Sanki ben Amerikanın dünyayı sömürmesini seviyorum , benim yapabileceğim birşey mi var sanki Amerikanın tepesindeki siyonistler tüm dünya liderlerini kontrol ediyor zaten siyaset pis bir iş bunu herkes bilir yapılacak birşey yok. Ben Amerikanın geniş ferah sokaklarını yemyeşil bahçeli evlerini seviyorum.
                              Amerikaya lanet okurlar ama kullandıkları telefon televizyon araba makine alet ne kadar şey varsa amerikan malıdır. Helal diye alınan markaların hiçbir tanesi yoktur ki israil tescili markası ortaklığı vs. olmasın. Gelin de laf anlatın bizim millete. Daha düne kadar Coca Colaya lanet okuyup colaları yere dökenler şimdi cumhurbaşkanının Coca Cola fabrikasında besmele ile Cocacolayı açışını şakşaklıyorlar. Hani filistindeki kardeşlerimize sıkılıyordu bu coca cola paraları ile ne oldu da şimdi alkışlıyorsunuz? Kendi askerimizin bile kulllandığı silah mermi tank tüfek ne varsa yabancı marka made in germany, made in usa yazıyor üstlerinde ama gelin de laf anlatın işte bu millete...

                              Neyse işte beni mutlu eden şeyler Amerikanın bu geniş yolları, yüksek hacimli cool arabaları, kozmopolit yapıya sahip renkli gülümseyen enerjik toplumu, huzuru, yeşilliği, ferahlığı.. Bu ferahı Türkiyede isterse 100 yıl geçsin herşey sıfırdan yapılsın yine de bulamazsınız çünkü kültür yapısı buna elvermiyor. Örnek ben bu yazıyı yazarken abartı egsozla sokaktan son ses ankaralı namık müziğini açıp geçen serserileri dinleyerek yazıyorum, gecenin saat 02.30 u ama insanları rahatsız etmek bu kadar kolay işte bu ülkede. Bir sokakta en az 5000 tane insan yaşıyor, bu abartı egsozun sesi ise en az 5 km çapına yayılıyor. En az 50 bin tane insan bir serserinin yüzünden gece vakti uyanmak zorunda kalmış olabilir tekrar uyuyamamış sabah önemli bir işi oluyor olabilir. Ama kimin umurunda.. Bu barbarlığın, cehaletin içinde yaşamak istemiyorum arkadaşlar. Benim sebeplerim bunlar. Yoksa ne parada ne gösterişte gözüm var. Amerikada sokakta bile yaşasam yine mutlu olurum..

                              Yorum


                              • 2011 senesinde wattan döndükten sonra 2012 yılında tekrar (yeni mezun olarak) ABD'deydim. Ohio'da wat ile çalışıp para biriktirip los angeles'a geçmiştim. 1 senelik community college ücreti cebimdeydi. çok sevdiğim, öz ablam gibi olan bir tanıdığım bende kalırsın demiş, üstüne bir de garson olarak iş bulmuştu. hedefim açıktı; her zaman hayalim olan yurtdışında lisansüstü eğitim için önce community college'dan eğitimime tekrar başlayacak; sonra önce lisans diploması alıp sonra lisans üstü eğitimimi tamamlayacaktım. sonra da Türkiye'ye dönüp akademide çalışmak istiyordum. zor bir yoldu, üstelik her şeye sıfırdan başlayacaktım ve dört sene kaybedecektim ama hayaller işte. Eğer bu dediğim yolu izleseydim şu anda master'a başlamış olacaktım.
                                Tam bu planları kurarken Türkiye'deki öğretim üyesi yetiştirme programından haberdar oldum. ALES puanı, dil puanı ve mezuniyet ortalamasıyla başvuruluyordu. benim de bu üçünün ortalaması 89'du. peki bu programın sağladıkları nelerdi? Kısaca şöyle özetleyeyim:
                                -yurt dışında akademiik dil eğitimi.
                                -yüksek lisansın belli bir süresini araştırma yapmak amaçlı yurtdışında geçirme.
                                -yurt dışında doktora yapabime
                                - yurt dışındaki ve yurt içindeki bilimsel toplantılara katılma amaçlı ve eğitim esnasında ihtiyaç duyulan materyaller alma amaçlı ciddi miktarda bir hibe.
                                Karşılığında tek yapmamız gereken ise, küçük bir üniversiteye bütün bu süreçlerin ardından gelip sizde çalışacağız teminatı vermek.
                                Başvurdum, ilk tercihim memleketimin, benim şehrimin üniversitesiydi. puanım iyi olduğu için sıkıntısızca yerleştim. geri dönme teminatı olarak 350.000 tl'lik senete gözüm kapalı imza attım, elim titremedi bile. Çünkü bütün hayallerim bir arada gerçekleşecekti. hem de bunun garantisini devlet veriyordu.
                                Peki sonra ne oldu?
                                -imzayı attıktan sonra yurt dışı dil eğitimi hakkımı kullanmak istedim. Artık göndermiyoruz bütçe sıkıntısı var dediler.
                                -yüksek lisana yerleştim; ders dönemimi 3.97 gibi olağanüstü bir ortalama ile bitirdim. Türkiye'de pek fark edilmemiş bir alanda bir tez hazırlamaya başladım. Yurt dışı dedim "YOK" dediler.
                                -Bilimsel toplantılara katılmamız için verilen hibe kesile kesile kuş kadar kaldı; öyle ki doktora eğitimim boyunca 1 kere bir avrupa ülkesine gitsem hibem bitiyor. sonra otur oturduğun yerde.
                                - "doktorada yurt dışı" dedim, "yok artık geçti o günler" dediler. "E kendim burs bulup gideyim" dedim. "bu program kapsamında çalışanlar kendileri burs bulsa bile gidemez." dediler.
                                -"doktoraya başlayacağım, eğitim gördüğüm üniversite artık bana bir şey katmıyor, bırakın başka bir üniversiteye geçeyim, bakın daha iyi bir üniversiteyi kazandım" dedim. "darbe oldu otur oturduğun yerde işini kaybetmediğine dua et" dediler. sonrası daha kötü; biri çıktı bu programla atananların hepsi fetöcüdür dedi. soruları çaldırmışlar. 15.000 kişi dostlar. hepimiz bir anda terörist damgası yedik. bir senedir güvenlik soruşturması geçiriyorum. şu an bırakın hibeyi bilimsel toplantıyı, turist olarak bile yurt dışına çıkamıyorum. hatta öyle ki bir yöneticim bir gün bana " evet hepiniz fetöcüsünüz, biliyorum; ama ispatlayamıyorum." dedi. yani lekelendik. ben verdiğim her sözü tuttum, yayınlar, ortalamalar, dil puanları... Ama bana verilen hiç bir söz tutulmadı; bir de üstüne terörist damgası yedim. Çok ağrıma gidiyor.
                                sonra geçen sene 1 eylül'de bir khk çıktı. kadro statümüzü değiştirdiler, devlet memurluğundan sözleşmeli personel durumuna düştük. bazı üniversiteler fırsat bilip arkadaşlarımızı çatır çatır işten attılar. sonra YÖK baktı ki tepki oluyor. "eğitimlerini bitirsinler ondan sonra karar verin ne yapacağınıza. ama şu an rahat bırakın insanları" dedi. 3 ay kadar bir nefes aldık. sonra geçen hafta üniversitemden toplantıya çağırdılar. toplantının özeti şu "şimdi dönerseniz kadronuzu BELKİ alırsınız, eğitiminiz bitince dönerseniz ZOR alırsınız. dönmek için dilekçe yazın" Yani yasal olarak geri çağırıp işlem yapamadıkları için "biz sizi çağırmıyoruz ama siz dönmezseniz kötü olur diye tehdit ediyorlar." dönünce gelsing mobing. daha bunu sindiremeden her duyduğu doğru çıkan bir sendika başkanından dün şu duyumu aldık: 2 hafta sonra bir khk çıkacak. bir kısım araştırma görevlisine kadrosu iade edilecek; kalanı işten atılacak." kim alınacak? kim atılacak? kriter mi olacak yoksa ahbap çavuş mu? hiç bir şey belli değil.
                                2 senelik evliyim daha düğün borçlarım bitmedi, aileme anlatamıyorum, dostlarıma anlatamıyorum üzülmesinler diye. bir tek dayanağım eşim. 4 ay sonra yeterlilik sınavına gireceğim okuyamıyorum. makale yazmak filan zaten hak getire. günde 2 buçuk saat spor yapan adamdım; günde iki paket sigara içer oldum. geceleri uyuyamıyorum, sürekli kabus görüyorum, psikoloji diye bir şey kalmadı.
                                Ha atsınlar gir sınava başka üniversiteye başvur diyenler olacaktır. lekeleniyoruz dostlar; terörist damgası yiyoruz çok ağrıma gidiyor. Bir de bunun üzerine bazı üniversiteler ilanlarını bu programda çalışmış olan/ çalışanlar başvuramaz şeklinde vermeye bile başladı bile...
                                Dik durmaya çalışıyorum ama içime atmaktan patlayacağım. işte bu yüzden gitmek istiyorum...
                                Eğer ABD olmazsa, cebimdeki parayla yeni zelanda'ya dil okuluna gideceğim 9 aylık. çalışma izni de veriyorlar. oradayken iş bulup göçmenliğe başvuracağım. sonra eşimi de alabilirsem yanıma bu ülkeye sadece anam babam ölene kadar gelir giderim. sonra adımımı bile atmam... kızanlar olacaktır belki ama kırgınım be dostlar...

                                Yorum

                                Unconfigured Ad Widget

                                Collapse
                                İşleniyor...
                                X